Hafta sonu kanaldan kanala seri geçiş yaptığım bir sırada, bir tartışma programına denk geldim. Aşina simalar arasında, islamcı kanallarda arz-ı endam ederek ünlenen, her vesile ile ateist olduğunu deklere eden hatun kişi vardı. Malum, Başbakan yakın zamanda Türkiye'nin değerleri olarak bir takım isimler zikretmişti.
İşte Başbakan'ın sıraladığı bu benzemez isimler içinde Necip Fazıl'ın zikredilmesi, çıldırtmış bu profesyonel edalı bayanı. Necip fazıla öfke kusuyor kendince.
Efendim, Necip Fazıl otoriter rejim seven bir faşistmiş!..Ohaa!!..
Bu isimler arasında ne işi varmış!..
Senin gibiler sevsin seni!.. Sözde demokrat sosyalist özgürlükçü.
Yani, sırf demokrasi adına saldırıyor kadın!..
Öte yandan, ister uzlaşı deyin-ister kompleks; AK Partilelerin ağızlarından düşmeyen Nazım Hikmet'in Başbakan tarafından telaffuz edilmesine ise tek lafı yok. Hazdan apışmış haspam...
Ulan, otoriter ve totaliter rejimin tarihteki ağababası Sovyetler Birliği'ne aşık olan, bu uğurda vatanını terk edip, bütün bir ömür bu rejime hizmet eden Nazım'a ''Demokrat'' demek; her şeyin üstüne, bir de ''fikrin fahişesi'' olmak değil de nedir?
Bak kızım, bu toprakların son iki asırda yetiştirdiği dünya çapında yegane mütefekkir Üstad Necip Fazıl Kısakürek; çağının insanını nasıl tarif ediyor:
''Zıpzıp kadar küçülmüş ve dimağ faaliyeti durmuş beyinleriyle, devasa hale gelmiş sindirim ve tenasül faaliyeti içinde birbirini yiyen yığınlar...''
Ya seni ve senin gibileri görseydi?..
Her neyse...
Büyük mütefekkirin, insanın ve çağın nabzını hakikatin hakikatine nispetle yakalan ve ördüğü ideolocya'sının diyalektiğini tel tel ipekten dokuyan bu müstesna şahsiyetin, remz şahsiyetin, yani Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in; seninki gibi bir ağızdan takdiri; ona ve sevenlerine en büyük zulüm olurdu. Takdir anlayabilmeyi, anlayabilmek ise en asgariden de olsa bir beyin taşımayı gerektirir...
Muhatap alınmış olmak bile bir başka kıvrandırdı seni biliyorum. Ama bu ilk ve son...
Bu zevki bir daha asla tattırmam sana, ümitlenme. Ama sen de artık, ne beyin(ciğine) ne de ağzına sığdıramayacağın şeylere, ağızlarını yaklaştırma kızım!..
Kaynak: Vakit gazatesi / 17 Ekim 2009 / Okur yorumları.
Yazan: Metin Ay/ İstanbul