Büyük Doğu Yayınları e-maillerimize yanıt vermiyor, belki siz verirsiniz.
Eğer siz de tatmin edici bir cevap ver(e)mezseniz, bir daha Üstad Necip Fazıl'a dair olan bu sitede vaktimizi çar çur etmeyeceğiz! Hatta üstadın kusura bakmayın amma kitaplarını dahi okumayacağız. Sebebini delilleriyle aşikar edeceğiz birazdan…
Öncelikle; biz üstad gibi mümtaz, münevver bir mütefekkire haddinden fazla değer veriyorsak, üstadın kitablarını basan yayınevinin -ve onun adına forum açan gönüldaşların- bize daha fazla değer vermesini isteriz... Eğer biz varsak siz varsınız. Biz olmasak kim okuyacak üstadın kitaplarını? Kim para kazandıracak size?
Şimdi, bu sitede şiirler paylaşılıyor, iyi, güzel, hatta bana kalsa üstadın kitapları da çok cüz’i fiyatlarla satılsın –bedava olsun desem ayıp olacak- derim amma madem indirim yapılmıyor ve üzerimizden büyük paralar kazanılıyor; ben de derim ki o zaman; “Biz üstadın bir kitabına kaç liraverdik, haberiniz var mı?”
Tuzumuz kuru olsa hiç mühim değil! Külliyatını edinirim üstadın! Bir de kitapların baskı kalitesi kötü olunca, gel de isyan etme. Bu yazıyı boşuna kaleme almadık. Bu konu üzerine bir hicviyye dahi yazılırdı ya, her neyse…
Yaşadıklarımızı anlatalım da dinleyin, bizim kimseden gizlimiz saklımız yok.
Sözümüz meclisten dışarı amma fazla para kazanmak adına kul hakkı yemek büyük bir vebaldir diye düşünmekteyiz. Ve biz, hakkımızın yendiğini düşünüyoruz. Ve bizim gibi nicelerinin hakkı yeniyor. Nasıl yeniyor? Hep birlikte görelim...
Büyük Doğu Yayınlarına gönderdiğimiz maili (yazımın bazı yerlerinde değişiklik yaptım amma eski mesajla arasında fazla fark yoktur efendim!) burada da aşikare paylaşalım ki ibretlik olur belki!
Merhaba efendim, ben Kayseri’de ikamet eden bir üniversite talebesiyim. Ailesinin eline bakan bir gencim.
Merhum Üstadın “Öfke ve Hiciv” kitabını bir internet sitesinden 17 TL’ye satın almıştım -ki kargo parasıyla 22 TL ye maloldu. Bu fahiş çok zoruma gitti açıkçası.
İnternetten bu kitabı aldığım için zaten pişmanım amma bu kitabı normal olarak ucuz bir fiyata da alsam yine ikinci bir pişmanlığımolurdu,çünkü kitabın dörtte üçü boşluktan ibarettir! Yani, resmen kağıt israfı yapmış mübarekler!
Olan oldu bir kerre. Üstadı çok sevdiğim için katlandım bu maddi ve manevi çileye..
Aradan biraz zaman geçti, Öfke ve Hiciv’in eski bir baskısını bir yerde incelemek nasib oldu. Tevafuk işte, Allah kalbimizi biliyor inşallah!
Kitabın elimdeki yeni baskısıyla diğer eski baskısı arasındaki dağlar kadar farkları, hataları...vs görünce resmen dut yemiş bülbüle döndüm!
İncelediğim eski baskı, Temmuz 1988 baskısıdır ve benim aldığım yeni baskıdan daha kalitelidir.
Bir kerre; eski baskının yazı puntoları daha net! Bazı şiirlerde eski kelimelerin manaları verilmiş. Hem Arabi kelimelerin, hem de Fransızca kelimelerin! Ayrıca bir şiirde -eski baskıdan bahsediyorum- mücerred şahsiyyet diye özel bilgi verilmiş. Şiirlerin sırası bile farklı yahu, bu ne böyle?! Belki bazı şiirler yeni baskıya alınmadı, nereden bileceğim ki?
Benim elimdeki baskı, Ağustos 2008 (7. Basım) ve çok basit, sıradan bir basım... Yukarıda neden sıradan olduğunu açıkladım. Üstadın hece veznine uymayan şiirleri var. Hatta bazı şiirlerin puntosu o kadar silik çıkmış ki yeni baskıda, tam çıkmayan harfler dahi var!
Hem, biz Siyasi hicivleri -o dönemlerde yaşamadığımız için- anlayamıyoruz? Acaba hangi olaya istinaden bu anlık öfke mahsulü olan şiirler yazıldı? Bunlar hakkında da kısa bilgiler verilebilirdi o güzelim sayfaların bomboş kalan üst kısımlarında, öyle değil mi?
İncelediğim eski baskının ilk sahifelerinde Öfke ve Hiciv’in ilk defa hangi yıl yayınlandığı da yazmakta (Şubat 1986) ama elimdeki yeni neşirde yazmamakta. Neden?
Bu kitap 272 sayfadan müteşekkil ama yarısından fazlası, hatta dörtte üçü boş yukarıda da belirttiğimiz üzere. Yani kağıt israfıdır bu hemşehrim!
Aynı şey, kütüphaneden okumak için aldığım Çile’de de mevcut. Şiirlerin mizanpajı bile hoş değil. Boş sayfaları doldursalar, kitab yarı yarıya inecek yahu. Kitap hacimli görünüyor amma zorlasanız yarıdan daha fazla inceliğe iner o kitabın her ikisi de…
Gerçekten bu büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. Kör kuyuda merdivensiz kalsam bu kadar zoruma gitmezdi.
Ve benim durumumda olan nice kardeşlerimizin bu vahim durumdan şikayetçi olduğuna kaniim.
Eğer tüm bunlara rağmen derseniz ki; “Ne bu şiddet bu celal be birader! Değer mi bir kitap için yaptıklarına?!”
Ben de derim ki; “Eeee, dinsizin hakkından kimin geldiğini/geleceğini bilen bilir...”
Sizi bu zamana kadar irşat etmedilerse, biz ederiz. Ola ki bu sayede Türkiyedeki diğer yayınevleri daha iyi kitap basmayı öğrenir!
Arz ederim....