Irkçılığı, İslam'ın yasakladığı belalı bir zehir olarak telakki ediyor muazzam bir gayret sarfederek uzak durmaya çalışıyoruz. Dinimizin yarısı akıl, yarısı nakildir diyor Akaid alimleri. Bu sözü dini emir, yasak ve gerekliliklerin mantıkî bir izahının mutlaka bulunduğu şeklinde değerlendirebiliriz.
"Arabın arap olmayana hiçbir üstünlüğü" yoktur diyen Efendimiz herhalde bu ikaz ile müminler arasına nifak sokmak isteyecek zihniyetlerin geçersizliğini ifşa etmeyi murad etmekteydi. Irkçılık insanlari nesebe dayanan lüzumsuz ayrışmaya itiyor ve İslam'ın yegane gayesi olan ümmet olarak toplanma, ki bu farzdır, emrinin önüne geçiyor. Irkçılık dünyadaki hemen tüm kötülüklerin müsebbibi oluşunu, merhamet ve hoşgörü mefhumlarıyla düşmanlığına borçlu olsa gerek.
Almanların çingeneleri, Yahudilerin Filistinli müslümanları, sırpların boşnak ve hırvatları katletmesi, osmanlı'nın dağılıp varislerinin yüzyıldır bir gün yüzü görmemesi bu zehirli saplantının zihinlere çöreklenmesinden kaynaklanıyor.
Alparslan Türkeş'in sahte bir milliyetçilik yaftası altında ırkçılık yapan ve kendisi bir yana toplumumuza da bu zehri enjekte eden bir insan (?) olduğunu biliyoruz. Millet, osmanlıca lügatinde, aynı dinden olan insanların oluşturduğu topluluk olarak açıklanmış. Ulkemizde A. türkeş'in propagandasını yaptığı şey ise nesebe dayanan bozguncu bir meseledir. Diyebiliriz ki, 20 yılı aşkın süredir hem türk hem de kürt kökenli ailelerin gözyaşları bu adamın eseridir.
N. Fazıl'ın bu darbeci kişi hakkında söylediği övgü, iftihar ve destek karışımı sözler acaba onun hakkında yeterli bilgi sahibi olmaması ve karanlık yönlerini görememesinden dolayı mıdır? Ya da N. Fazıl'ın kendisi de ırkçı mıdır?
Ülkemiz gençlerinin şuurlanmasında kimsenin olmadığı kadar pay sahibi olan Üstad'ın ümmetin diğer alimleri, ki bunlar ümmetçiliği esas addeden muteber ve mücahid kimselerdi, (misal; Mevdudi) için söylediği ağır karalayıcı ifadeler kınanması için ciddi gerekçeler sunuyor bize.