
7 Mayıs'ta Ankara Gazi Üniversitesi'nde düzenlenecek "Necip Fazıl ve Büyük Doğu Fikriyatı Üzerine" adlı konferansın iptal edilmesi üzerine Fikir ve Sanat Kulübü Başkanı Metin Karakoca bir açıklama yayınladı. İşte Karakoca'nın açıklamasının tam metni:
“FİKİR VE SANAT”TAN
FAŞİST DİKTA REJİMİNE CEVAP
Duydunuz mu? Gazi Üniversitesi Fikir ve Sanat Kulübü’nün 7 Mayıs 2009 Perşembe günü düzenleyeceği “Necip Fazıl ve Büyük Doğu Fikriyatı Üzerine” isimli konferans, her şey yolunda giderken bir ânda “yukarıdan” gelen bir emirle durdurulmuştur.
Kulübümüz, üniversitemizde yıllardır süregelen “fikirsiz sosyal faaliyet” çalışmalarından yılmış bir avuç öğrencinin teşebbüsüyle kurulmuştur. Üniversitemiz bünyesinde faaliyet gösteren kulübümüz, temel olarak insan haklarına saygılı her inancı, fikri veya ideolojiyi; resme, müziğe, karikatüre, edebi metinlere, kısaca “fikir ve sanat eseri”ne dönüştürebilecek yetenekli öğrencileri birbirleriyle buluşturup, farklı bakış açılarıyla yeni eserler üretebilecekleri ve verimlerini fikir-sanat tutkunlarına ulaştırabilecekleri bir ortam hazırlamak amacıyla oluşturulmuştur.
Lâkin bu “insanlık haysiyetini”, yani bizi yakın veya uzak “insandışı” varlıklardan ayıran biricik seçkinliğimizi kavrayamamış, fikir ve sanattan nasibini almamış, varlık sebebi siyasi rant ve koltuk sevdasından öteye geçmemiş olanlar, uzun bir zaman ve yorucu bir emek sonucunda programlanmış konferans organizasyonumuzu bir kalemde silerek, ne kadar anlayışlı(!), ne kadar hoşgörülü(!) ve ne kadar tarafsız(!) olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.
Yazık! Devletin yıllardır fakir milletimizden topladığı vergilerle “bir yerler”e gelenlerin, vatanın ve milletin yarınını kendi devraldıkları noktadan öteye götürmek isteyen gençlerin emeğine duydukları kin ve bu gayretleri sabote etmekte gösterdikleri maharet, son haddiyle üzücü ve düşündürücüdür.
“İnanç-fikir-sanat düşmanı” Faşist dikta rejiminin her köşede bir çıban vermiş niteliğini, ömrü boyunca susturulmak istenen Şair’in “Tahlil için Haliç'in neresinden numune alırsanız alın hep aynı sonuç çıkar!” mealinde çerçevelemesi gibi, üniversitemizde cereyan eden bu hadise de, devlet çapındaki “kurumsal” başıbozukluğun kurumumuza yansımasından başka bir şey değildir. Biz çok iyi biliyoruz ki, bu gelişme gençlerimizi düşünmekten çok uyuşturmaya teşvik edici ve uyuşturulmuş bir gençlik üzerinde saltanat kurucu malum “dikta”nın buradaki uzantılarının eseridir yalnızca.
Özgürlük, eşitlik, insan hakları, emek ve dayanışma nutuklarının havada uçuştuğu bir demde; yani devletçe resmî bayram ilân edilen “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı”nın hemen arifesinde (30 Nisan 2009) vuku bulan bu rezalet, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir soru işareti olarak üniversite tarihimizdeki yerini şimdiden almıştır.
Kimdir bu cinayetin faili? Ülkücülük maskesi takınmış ve bu maskeyi şahsi menfaatleri uğruna dilediğince şekillendiren; Ülkücülük fikriyatının temellerinden Necip Fazıl’ı sadece “şair” olarak gören (ve fikriyatını görmek istemeyen!), hür iradesiyle değil de aldığı emirlerle hareket eden, Şair’in “Gençliğe Hitabe”sinde “Komik Üniversitesi, Hokkabaz Profesörü” diye nitelendirdiği ve devlet paradigmasının dolap beygirinde “demokrasi kılıklı dikta”ya su taşıyan üç beş “fikir korkağı”dır bunlar! Yazık!
Peki ya bundan sonrası? Elbette “Fikir ve Sanat”, her zamankinden daha güçlü bir şekilde ve “Öldürmeyen darbe güçlendirir!” şiarıyla yoluna devam edecektir. Yaşadığımız bu sürecin bizi korkutacağı veya susturacağını planlayanlara böyle yapmakla neyi “başardıkları”(!), bir sonraki faaliyet ile pek güzel gösterilecektir.
Yarın Elbet Bizimdir, Elbet Bizimdir.
Gün Doğmuş, Gün Batmış Ebed Bizimdir.
Kimsenin kimseyi tehdit veya tahrik etmeden kendini ifade edebilme özgürlüğünün sağlandığı, anarşizmin durdurulduğu ve her fikrin insanlığa hizmet etmek için birlikte hareket edebileceği noktaların saptandığı, üstelik ayırıcı değil de ortak noktaların ön plana çıkarıldığı bir Türkiye özlemi ile başlattığımız bu mücadele, sonuna kadar sürecek ve sürdürülecektir.
Teşekkür:
Davetimizi geri çevirmeyen Sayın Saadeddin USTAOSMANOĞLU’na
Programımızın her ayrıntısıyla yardımlarını esirgemeyen Sayın Ümit ELÖNÜ’ne
Desteğiyle ve ilgisiyle her saniye yanımızda olan Sayın Hayreddin SOYKAN’a
Sonucu malum fakat geleceğe gebe bu programın vücud bulmasını sağlayan yukarıda adı yazılı mühim kişilere teşekkürü bir borç bilirim.
Gazi Üniversitesi Fikir ve Sanat Kulübü Başkanı
Metin KARAKOCA
