İbretlik Hatıralar (23) Vuslat Rehberi
Fethullah Gülen Hocaefendi, Kırklareli'nde vaiz olarak vazife yaptığı dönemde, birkaç arkadaşıyla beraber merhum Necip Fazıl'ı konferansa davet etmişti. Çile Şairi, kendisini ve yanındaki talebelerini arabasıyla alarak konuşma yapacağı yere bırakan bir hizmet erinin tavır ve davranışlarından çok etkilenmişti. Hazreti Bediüzzaman'a büyük hürmet duyan ve onun eserleriyle beslenmiş olan hâlis mihmandar, hal ve hareketlerine yansıyan iç güzelliğiyle adeta o kıymetli misafirin gönlünü fethetmişti.
"Hâlimiz, Yolumuz, Çaremiz" başlıklı konferansın akabindeki akşam yemeği esnasında, rahmetlik Necip Fazıl, hayran kaldığı o Kur'an hizmetkârını anmadan edememiş; onun hakkındaki takdirlerini dile getirirken, Hazreti Bediüzzaman'dan da bahis açmıştı. Ayrıca, Hocaefendi'nin konferansın düzenlenmesiyle bizzat ilgilenmesinden, kendisine karşı çok saygılı davranmasından ve konuşulan mevzulardaki vukufundan da memnun kalan ve şahit olduğu samimiyetten cesaret alan Necip Fazıl,
_"Bediüzzaman hazretleri, Sultan Ahmet Camii azametinde eserler ortaya koymuş büyük bir fikir mimarıdır; o yüce kâmetin çok kıymetli düşünceleri vardır. Sadece iyi eğitimliler değil, köprünün altında, dubalarda yaşayan insanlar da ondan yararlanmalıdır. Fakat, bugün çokları Bediüzzaman gibi büyük bir beyin yapıcının sözlerini anlayamazlar. Keşke, bana müsaade edilse de, onun eserlerini dubalarda yaşayan o insanların diline göre sadeleştirsem!" demişti.
Muhterem Hocaefendi, merhum Necip Fazıl'ın bu kabulünü büyük bir tevazu ve mahviyet ifadesi olarak değerlendirmiş, onun samimiyetine gönülden inanmış ve ona şöyle mukabele etmişti:
_"Üstadım, çok isabetli bir iş yapılmış olurdu ama bu mesele beni aşar. O büyük zata birinci safta hizmet etmiş; onun kitaplarını yazmış, basmış, çoğaltmış ve dağıtmış insanlar var. Takdir edersiniz ki, bu mevzuda söz onlarındır. Bana sadece bir elçilik düşer; ben de üzerime düşeni yaparım."
Hüzmeler ve İktibaslar
Aziz Hocamız, Necip Fazıl gibi hem halk nezdinde kredisi hem de kendine has üslubu olan bir insanın Risaleler üzerine çalışma yapmasını çok önemli bulmuş ve hemen ona bir takım kitap göndermek için teşebbüse geçmişti. Bu arada, Risaleler hakkında söz sahibi olan bazı büyüklere de bu mevzuyu açmış; fakat, Nur Müellifi için seve seve canını feda edebilecek bir ağabeyin itabına uğramıştı. Bazılarına göre, Üstad'ın eserleri asla sadeleştirilmemeliydi; aksi halde, onların ruhuna dokunulmuş olurdu. Bu düşünce ağır basınca, Necip Fazıl'ın çalışması da akim kalmıştı.
...
Yazan: Osman Şimşek
Kaynak: www.herkul.org
Yazı, Sızıntı dergisinde Risale-i Nur'un bazı bölümlerinin sadeleştirilerek neşri; Üstat Said-Nursi'nin talebelerinin buna tenkitleri üzerine devam ediyor. Üstatla alakası açısından, eklemeye lüzum hissetmedim.