Nihayet Nazım'a bir gün dedim ki: -Peyami ve bir iki üniversite profesörü de vardı-
-"Gel seninle bir gece adamakıllı nefs muhasebesine girişelim... "
-Ne diye efendim? Ne lüzum var buna? diye karşılık verdi.
-Yahu, dedim; İnsan inandığı şeyde bile gizli bir (antitez) muhafaza eder, bir şüphe. Gel konuş, ne korkuyorsun?
Geldi. Sabaha kadar konuşuldu. Gün ışıldadı, mavi bir pudra dökülmüş gibi camlarda ilk ışıklar. Birden kalktı ayağa:
-Ben daha fazla aranızda duramam, şahsiyetimi kaybediyorum! dedi.
Peyami de, "Yuuha" diye bağırdı arkasından... Çıktı gitti. Yani bir adam ki, hakikati teslimden korkuyor ve kaçıyor. Hiç olmazsa hakikat benimkidir de ve dayat! Çok enteresan bir psikoloji. Bütün bunlar ilk muvaffakiyetlerini sahte tılsıma borçlular.
(Türkiye ve Komünizm'den)
"Yani bir adam ki, hakikati teslimden korkuyor ve kaçıyor. "
Yazık...
-Ben daha fazla aranızda duramam, şahsiyetimi kaybediyorum! dedi.
Peyami de, "Yuuha" diye bağırdı arkasından... Çıktı gitti. Yani bir adam ki, hakikati teslimden korkuyor ve kaçıyor. Hiç olmazsa hakikat benimkidir de ve dayat! Çok enteresan bir psikoloji. Bütün bunlar ilk muvaffakiyetlerini sahte tılsıma borçlular.
ne garip...
teşekkürler...
“Allah dileseydi elbette hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat, o dilediğine dalâlet, dilediğine hidayet verir ve muhakkak sûrette hepiniz bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız.” (nahl, 93)
Hareket ve düşünceleri o kadar birbirine uyumlu ki Üstad'ın, arkasında koştuğu içi boşaltılmış kuru düşünceler peşinde olan Nazım'a da birbiriyle örtüşen harika cevaplar veriyor..
Ruhu şad olsun inşallah..
Doğru bir tespit herkes doğrunun ne olduğunu biliyor ama onunla yüzleşemiyor ve ondan kaçıyor.
insanın korktuğu şeyden kaçması böle bişey sanırım.. yüzleşememek.. paylaşım için teşekkürler..
Ah Nazım ahh Allah'a kul olmamakta bu kadar naz senin neyine idi!
yuhhhh tan başka bişi denmez kii ...çok yazk.
Bir edebiyat toplantısı sırasında Nazım sahnede şiir okur ve akabinde oturan topluluk içinde bulunan... Üstad’ı sahneye davet eder, Üstad’a şöyle bir teklifte bulunur:
-Bir tane ben kendi şiirimden okuyayım, bir tane de sen kendi şiirinden oku.
Üstad kendi şiirini okumayı pek doğru bulmadığını söyler ve Nazım’ı kendi sil...ahı ile vurmanın tadını hissedercesine teklife teklif ile karşılık verir:
-Ben senin şiirinden bir tane okuyayım, sen de benimkilerden bir tane oku
Nazım bu teklifi kabul eder ve başlar Üstad’ın ‘Ölünün Odası’ şiirini kendine has üslubu ile okumaya. Şiir biter salonda bir alkış patlar. Sıra Üstad’a gelmiştir. Üstad nazımın sonu ‘in-çık, çık-in” şeklinde biten Bahri Hazar şiirini düz bir şekilde okur ve bitirir. Salonda derin sessizlik….
Üstad nükteyi patlatır, noktayı koyar;
-Bak nazım! Benim gibi adam senin şiirini okuyor da yine de birşey olmuyor.
Fazla söze gerek yok bence ..