Hâlim

HÂLİMnnBilmem hangi âlemden bu toprağa düşeli;nYataklara serildim, cam kırığı döşeli…nKafam bir cenk meydanı, kokusu kan ve barut,nElindeyse düşünme, gücün yeterse unut!nTakılıyor yerdeki gölgelere ayağım;nSanki arz delinecek ve ben yutulacağım.nBana yanmak düşüyor, yangın görsem resimde;nYaşıyorum zamanın koptuğu bir kesimde.nAlırken dilenciyim, verirken de borçluyum;nKalmadı eşya ile aramda hiçbir uyum.nTaş taş üstüne koysam, bozuk diyorlar, devir!nBir ok çeksem, diyorlar; peşinden koş ve çevir!nNefes alırken bile inkisar ve pişmanlık;nKimse edemez bana, benim kadar düşmanlık.nİşte şüpheci aklı çatlatan korkunç nokta:nO ki sonsuz var, nasıl aranır dipsiz yok’ta?nOlur ve olmaz her şey, yokluk da O’nun kulu;nBu noktaya vardın mı, el tutuk, dil burkulu.nAllahı hakikate soran kafa ne sakat?nHakikat de ne; Hakkın muradıdır hakikat.nBalonunu kaçırmış, çocuk gibi ağla dur!nRabbim böyle emretmiş, ya dize gel, ya kudur!nHayat bir zar içinde, hayatı örten bir zar;nBana da hayat yeri ‘Bağlum’* köyünde mezar…nnn(1982)nn*’Bağlum’: Abdülhakim Arvâsi’nin Ankara’da gömülü olduğu mezarlığın adı.