İçeriğe git

Foto

GENÇLİĞE HİTABE


Konuda 19 cevap var

#1
Çilekeş

Çilekeş

    Emekli Yönetici

  • YüzBaşı
  • 353 Mesaj sayısı:
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre...
Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...
İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet...
Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında "belhümadal - hayvandan aşağı" dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü ?...
Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet...
İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi...
Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir çığlık kopararak "mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet Hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye "Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" diyecek...
Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek...Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezhebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnetsayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldağı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara "siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "nasıl" ını ve "ne idüğü" nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşman larını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!

Allahın selâmı üzerine oIsun...

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

Necip Fazıl

Verilmemis hesaplarin korkusuyla
Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim


#2
ToKSiN

ToKSiN

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 56 Mesaj sayısı:

Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle  musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine  koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!


S.A.

Gerçekten güzel bir bitiriş olmuş. Gerçi ben gençlik hitabesini daha uzun zannediyordum. Bu kısltılmış falan değil dimi.? Orjinali bu yani ?

Selametle...


#3
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.455 Mesaj sayısı:
Selamlar,

Bu hitabenin aslı 1975 yılında, M.T.T.B.'de söylenmiş ve daha sonra üzerinde Üstad tarafından bazı değişiklikler yapılmıştır. Yani şu anda elimizde iki adet Gençliğe Hitabe bulunuyor... Bu iki Gençliğe Hitabe arasındaki tek ve en büyük fark, bazı yargıların farklı kelimeler kullanılarak ifade edilmesinden başka bir şey değil... (Hitabenin diğer şekline, Üstad'ın, "Hitabeler" isimli eseri yardımıyla ulaşılabilir.)

Üstad'ı, bana sevdiren hitabe budur diyebilirim. Zira 11 yaşındayken, bu hitabeyi, Üstad'ın o ruhlara işleyen müthiş sesinden dinlediğim zaman onun ne denli büyük bir insan olduğunu az-buçuk anlamıştım. Yüce Üstad'la Asıl tanışıklığım ise 2 sene önceye dayanır...

Tek kelime ile mükemmel bir hitabe, dinleyeni kendisine bağlayabilecek bir eser...

Saygı ve selamlarımla...
L'état, C'est Moi!..

#4
ToKSiN

ToKSiN

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 56 Mesaj sayısı:
Ne zaman hazırlanacak acaba bu sesli kayıtlar? Bu hafta içinde sunulur mu? Çünkü anasayfa da down.php sayfasına da link verilmişte...

Selametle...


#5
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.455 Mesaj sayısı:

Ne zaman hazırlanacak acaba bu sesli kayıtlar? Bu hafta içinde sunulur mu? Çünkü anasayfa da down.php sayfasına da link verilmişte...

Selametle...

<{POST_SNAPBACK}>

İnşallah Bugün! :)

Saygı ve selamlarımla...
L'état, C'est Moi!..

#6
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.455 Mesaj sayısı:
Selamlar,

Taha nickli arkadaşımızın bu hitabeyle alakalı yaptığı çalışma...

Tıklayın

Kendisine teşekkür ediyoruz.

Saygı ve selamlarımla
L'état, C'est Moi!..

#7
tavdih

tavdih

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 2 Mesaj sayısı:
SelamunAleykum

Siteye üye oldum ve ilk işim gençliğe hitabeyi aramak oldu...

Bu sayfada bulunan gençliğe hitabe sanki onun gençliğe bakışını başka birisi yorumlamış gibi duruyor...

Necip Fazıl Kısakürek denince akla o muhteşem uslub gelir, kelimelerle oynamak denince de akla Necip Fazıl Kısakürek...

Kendi sesinden dinleyerek veya şiir kasetinin veya şiir kitabının bir yerinden bakarak düzeltilirse bunu yapanın emeği boşa gitmez bende bilgisayarıma gerçeğini yazıyorum ama birilerinin benden önce bitirmesi güzel olur...

O'nun uslubunu hiç bilmeyen yukardaki yazıyı O'nun uslubu sanarsa eyvah...

#8
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.455 Mesaj sayısı:
Selamlar,

Aşağıda, bu hitabenin "Hitabelerim" adlı kitapta bulunan şeklini sizlerle paylaşıyorum, inşallah bununla birtakım soru işaretleri ortadan kalkmış olur. (S. 234'ten itibaren...)


GENÇLİĞE HİTABE

(1975'de, M.T.T.B.'nin tertiplediği Millî Gençlik Gecesi'nde...)

Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

«Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!» şuurunda bir gençlik...

Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allahın, Kur'ân'ında «belhüm adal» dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helak edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, Çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...

Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün «dikey»leri «yatay» hale getirecek bir nida kopararak «mukaddes emaneti ne yaptınız?» diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik...

Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında «Hakimiyet Hakkındır» düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...

Emekçiye "Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!" ; Kapitaliste ise "Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!" ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan ve bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...

"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...

Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...

Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi, ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmişesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek destanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara "siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi!" diyecek ve gerçek müslümanlığın "ne idüğü"nü ve "nasıl"ını gösterecek bir gençlik...

Tek cümleyle, Allah'ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, sarınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...

Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah'a hamd etme makamındayım.

Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır!

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!...

Allah'ın selâmı üzerine olsun...


Görüldüğü gibi ilk mesajda alıntılanan metinle arasında bazı şeklî çelişkiler var.

Saygı ve selamlarımla
L'état, C'est Moi!..

#9
tavdih

tavdih

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 2 Mesaj sayısı:
Allah Razı Olsun Kardeşim...

Bu hitabe o kadar önemliki üzerinde konuşmak bile büyük sorumluluklar ve cesaret istiyor, şu içinde bulunduğumuz zamanda Allah'ın gazab edip maymuna çevireceği işleri sözleri bile rahatlıkla söyleyip yapanlar ortalıkta dolaşırken gerçekten bizler köşeye sıkıştırılmış gibiyiz Allah yardımcımız olsun...Amin.

#10
Gaye Tek / Ölmemek...

Gaye Tek / Ölmemek...

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
Sadece Mükemmel.Üstad'ın İstediği Gencliğin bir üyesi olabilmek için canla,başla,Aşkla,vecd calışmak bir borçtur boynuma.Herkese Gencliğe Hitabeyi Kendi sesinden dinlemesini tavsiye ederim.İnsanı Muhteşem derecede etkiliyor...
Selametle...
Not:Ahmet Abi Şu smilelere bide Gül eklesen :rolleyes: :D

#11
Salihbey

Salihbey

    Kural ihlali yapmıştır.

  • Sivil
  • 315 Mesaj sayısı:
GENÇLİĞİN ÜSTADA CEVABI

İnsanımızın iptal edilmiş hislerini iade etmek üzere...

İnsanımızın mefluç ruhuna ve maddesine hayat nefhasını üflemek üzere...

Tepetaklak devlet ehramını yerli yerine oturtmak üzere...

İnsanımızın muhtaç olduğu ahlâkı bir şahmerdan baskısiyle dışardan içeriye doğru mühürlemek üzere...

Devlet ve mahkemede insanı bileklerden kelepçelerken, mektep ve ailede vicdanından kelepçeleyici adalet sistemini mahyalaştırmak üzere...

Bütün insanlığın, farkında olmadan beklediği devlet ve cemiyet nizamını, münadilerle meydan meydan haykırmak üzere...

İnsanımızı çiğköfte yaparcasına düşünce teknesinde pişinceye kadar yoğurmak üzere...

İlimde, fende, fikirde, sanatta, her şeyde, Peygamber ne dediyse gerçeğin ve toplamın onda olduğunu ve sayıları o yekûne uydurmak gerektiğini öğretmek üzere...

Tarihimizi lif lif ayıklamış ve sahte kahramanları gerçeklerinden ayırmış olarak...

Allah için buğz ve Allah için aşk ölçüsüne uygun şekilde, baş nefret kutbu ile baş muhabbet kutbunu tayin etmiş olarak...

Batı dünyasını bütün oluş sırları ve olamayış hikmetleriyle süzgeçten geçirmiş olarak...

Bâtıl olanı güzelleştirmeyi bilen Batıya karşılık, Hakkı çirkinleştirmeyi beceren kaba softa ve ham yobaz tipini, kökünden budayıcı idrake ulaşmış olarak...

En çarpıcı ve cezbedici estetik ölçüleriyle pırıldamak zevk ve gayesine ulaşmış olarak...

Batının baş çilesi, insanoğlunu Homongolos'a çevirici makine bilmecesini en derinden çözmüş olarak...

Bir kuzu öksürse ağlayacak kadar rikkat sahibiyken, binlerce insanı gözünü kırpmadan ipe çekmeyedek prensip iradesine ve irade prensibine malik olarak...

Gözleri kara, alınları fikir çizgili, kalbleri ceylân, iradeleri çelik, imanları volkan, irfanları tarla, idrakleri bıçak, edâları şiir, diyalektikleri ipekten örgü bir nesil istiyordun...

GELİYORUZ... BUNA MEMURUZ!.. MECBURUZ BUNA!..

Vatan diye bildiğim fikrimin coğrafyası/Fikir yoksa vatan ne kuru toprak parçası/Budur mimar takdiri BÜYÜK DOĞU kumaşım...Ruh yoksa kemmiyet basit hayvan kafası/Keyfiyetsiz milliyet esnafın salatası/Budur mimar takdiri BÜYÜK DOĞU kumaşım...Kuru zan gariban ne dangalak ne it/Allah uğrunda gazi akın yolunda şehit/Budur mimar takdiri BÜYÜK DOĞU kumaşım...Çağlarüstü fikirde mutlak anahtar-kilit/Enayi avlaması tavlama şehit-mehit/Budur mimar takdiri BÜYÜK DOĞU kumaşım...Her ne varsa âlemde O'ndandır O'na perde/O'na nisbetle düşün hangi lâflar nerede/Budur mimar takdiri BÜYÜK DOĞU kumaşım !..

#12
yunuscoskun

yunuscoskun

    -

  • Sivil
  • 522 Mesaj sayısı:
efendim üstadın gençliğe hitabesini konya selçuk üniversitesinin ilahiyat fakültesi bir dönem mezunlarının yıllığında okudum utandım rezil etmişler ya , olmayan kısımlar ekleniyor , olan kısımlar çıkartılıyor kelimelerle oynanıyor ayıp yani..... tam mezun olanların tarihini hatırlamıyorum ama 2000li yılların başı olması lazım eğer bu konuda bilgisi olan varsa lütfen beni bulsun özellikle mezunlardan...
Yunus...Fikriyle , Zikriyle ,Fiileriyle , Hisleriyle...Asılacak adam...

#13
gcis

gcis

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 6 Mesaj sayısı:
Açıkcası değişiklikere dikkat etmedim lakin kusurumuz varsa afıınıza sığınıyorum düzeltmeler için teşekkür ederim...

#14
yunuscoskun

yunuscoskun

    -

  • Sivil
  • 522 Mesaj sayısı:

Açıkcası değişiklikere dikkat etmedim lakin kusurumuz varsa afıınıza sığınıyorum düzeltmeler için teşekkür ederim...

efendim kusura bakmayın bu konuda hassas olmamız gerekiyor hele sizin gibi nezih okulların mezunları ki bizden kat be kat üstada saygıda kusur etmeyeceğinizden adım gibi eminim.... bir karışıklık olmuştur..... saygılarımla....
Yunus...Fikriyle , Zikriyle ,Fiileriyle , Hisleriyle...Asılacak adam...

#15
medetres

medetres

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
10 yıldır odamda asılı durur çerçeveli siyah bir zemin üzerindeGönderilen resim

#16
kaldırım

kaldırım

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 11 Mesaj sayısı:
İlk kayıt olur olmaz sitede aradığım konuya ulaşmanın mutluluğu içerisindeyim.
Forum gerçekten dolu dolu.
lise yıllarımızda NFK yı seven abilerimizin dilinden ezbere dinlerdik gençliğe hitabesini.

duygulandım. yıllar öncesine döndüm. tüylerim o yıllardaki gibi yeniden ürperdi.

forumu hazılayan herkesden allah razı olsun..

#17
HİÇ

HİÇ

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 1.032 Mesaj sayısı:
Gençliğe hitabenin her cümlesi konferanslık mevzudur,her kelimesi hatta her harfi buram buram fikirle doludur.

"Kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakınmadan fert fert ben varım cevabını verici ve her ferdi benim olmadığım yerde kimse yoktur bilincine sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir gençlik"...

muazzam ölçü...

#18
ibooo

ibooo

    Sessiz Üye

  • Teğmen
  • 1 Mesaj sayısı:
Soldan adam mı var Necip Fazıl'ı anlayacak, hepsi dangalak...
Can Yücel

üstad son devrin din mazlumları kitabında en doğru anlatışın Allah'ın inayetiyle karşıt görüşdeki insanların kendi ağızlarıyla yaptıkları açıklamaları kendi manamızı açıklamak için numune olarak kullanılmasıyla olacağını benim naciz ifadelerimden daha müspet bir mana ile açıklıyordu Can Yücel'de Üstad'ın bu yorumunun örneğini vermiş ve de biz de Üstad'ın seslendiği nesil olarak üzerimize düşeni yapmayı hakedenlerden olmamız duasiyle vesselam...
Vazgeçmeyi düşünüyorsanız, şimdiye kadar neden mücadele ettiğinizi tekrar hatırlayın...

#19
En Son Osmanlı

En Son Osmanlı

    Gayretkâr Üye

  • YüzBaşı
  • 224 Mesaj sayısı:
Gençliğin hitabeye karşılığı nasıl acaba!
"Geçti, istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehminde gölgeni
Gelme artık neye yarar!''

#20
Duhâ

Duhâ

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 57 Mesaj sayısı:



"Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...



http://www.youtube.com/watch?v=JAjLAycgY6I&NR=1&feature=endscreen



Cevap Ekle