Jump to content

Sign in to follow this  
mumin

Necip Fazıl'ın Umutsuz Aşkının Hasret Mektupları

Recommended Posts

http://www.haberturk...sret-mektuplari

 

 

Beni allak bullak etti bu yazı. Yani düşüncelerimi kökten sarsmadı elbet ama hani yakıştıramıyor insan ne bileyim Üstad o ya Üstad diyorsun. Örtülü Ödenek meselesinden kalkıp aşık olduğu kadına değinen Bardakçı'nın niyeti, verdiği hizmet ! samimi mi çıkaramadım. Ama sanırım yıllardır ortaya çıkmayan nokta nokta hanım efendiden bahsettiği ve adını bildiği ama açıklamadığı anlaşılıyor. Tamam oda, soba ve Üstad hazır olabilir. Gelmemiş de ohh olsun. Allah korumuş. Ama şu nezdimde bir safsatadan ibarettir, Çile'nin yazılmasına sebep o kadın mıdır sahi? Tamam o derin kıvranmalar içinde iken birden ense kökünde balyoz hissediyor ama..Ne bileyim çok garip karşıladım bu yazıyı. belki de o geçen resminin aklımızda bıraktığı intibadan.Sakallı, nur yüzlü, tasavvuf ve tarikat erbabı Necip Fazıl. Ben gerisini irdeleyen köpek diye vasıflandırdığı zatlardan olmayacağım. Ama sanırım hem Üstad hem de nfk.com tarihinde bu mektuplar ilk defa günyüzüne çıkıyor. Üstad'ın aşık olduğu nokta nokta hanımefendi'te mektupları..

 

Yazıyı kopyalamaya muvaffak olamadım, hakkı mahfuz sanırım. Linke tıklayınız lütfen Bir de teknik işlerden arkadaşlar başarabilirse mektuplar dijital ortama taşınıp burada galerimize yüklenebilirse güzel olacaktır. Hakkında hemen her şeyin burada bulunması isabetli olur.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Saçmalamış kısaca.

 

Üstad'ın aşık olduğu nokta nokta hanımefendi ve Çile? Nokta nokta hanımefendi Üstadın eserlerinde zaten geçer. Varlığı, aşkı kat'i. Ama Çile'yle alakası, şüphe bile duyulmayacak derece safsata. Hele ki tamamen bu şiirin varlığını nokta nokta hanımefendiyle ilişkilendirmek... Ancak öyle bir kafadan çıkardı. Şaşırmıyorum da. Ama nedense Ayşe Hür'ün tweetlerinden daha çok midemi bulandırdı şu yazı.

 

Mektuplar bulunur bir şekilde. Siteye de koyarlar herhal. Sorum şu, gerçekten gerekli mi? Üstadın özel yaşamının bu kadar ayrıntılarıyla merak edilip incelenmesi biraz da onu sıradanlaştırmak oluyor bana kalırsa. Herkesleştirmek. Ve çalışılan da onu diğer tüm boyutlarıyla sıfıra indirgeyerek, basit bir magazin malzemesine dönüştürmek. Umarım yemeyiz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yorumunuza hem katılıyorum hem katılmıyorum. Evet Çile'nin yazılmasını kalkıp da sadece Nokta Nokta Hanımmefendi'ye isnad etmek belki cahilane, belki kasti bir girişim. Ama bu tamamen sizin de dediğiniz gibi o hanım efendinin Üstad'daki etkisini yok saymaz, sayamayız. Bab-ı Ali eserini ele aldığımızda aslında ilahi aşka geçişini neyin sağladığını kavrarız. Tabi bunlar birer basamaktı. Ama temel amil değil.

 

Gerekli ve sıradanlık kısmına gelirsek. Bizler Üstad'ı zaten ne merhalelerden geçtiğini bilen, ve netice itibariyle de ortaya koyduğu davanın çapı, aksiyonerliği, fikir adamlığı kimlikleriyle kabul etmiş, öne çıkartmaşız. Şimdi biz bilelim bilmeliyim, yahud tabiri caizse sedir altı etmeye çalışalım, Üstad bu aşk mektuplarını yazmış, yeri gelmiş (bir kereye mahsus) esrar da kullanmış, at yarışı da oynamış, kumar da.. Bunlar bana göre O'nu sıradanlaştırmaz bilakis nasıl terakki kazandığını ispat eder. Hoş bunu muhasebe etmez bize düşmez ya o da ayrı mesele. Ama yıllardır O'ndan fikrinden beslenen, ideolojisini O'ma borçlu olan aklı selimler sizin anladığınız tarzda bu zokayı yutmaz. Sadece bilinmelidir bence, ben öyle düşünüyorum. Ve hakkında menfi müspet her vesikanın, evrakın hemen hemen cem edildiği bu sitede de bulunması bana göre elzem.

 

Bunu bidim de Üstad gözümden mi düştü? Tabii ki hayır ne diyor Atilla İlhan;

 

Tahir olmak ta ayıp değil

Zühre olmak ta

Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...

 

:)

 

Şaka bir yana magazin boyutundan ziyade ben şahsen Üstad adına gizli bir hususun ortaya çıkmış olmasından ötürü heyecanlandım. Hatta keşke kadının adını da vereydi. :)Rahat olmak lazım, neticede Üstad da bir insandı.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yorumunuza hem katılıyorum hem katılmıyorum. Evet Çile'nin yazılmasını kalkıp da sadece Nokta Nokta Hanımmefendi'ye isnad etmek belki cahilane, belki kasti bir girişim. Ama bu tamamen sizin de dediğiniz gibi o hanım efendinin Üstad'daki etkisini yok saymaz, sayamayız. Bab-ı Ali eserini ele aldığımızda aslında ilahi aşka geçişini neyin sağladığını kavrarız. Tabi bunlar birer basamaktı. Ama temel amil değil.

 

Gerekli ve sıradanlık kısmına gelirsek. Bizler Üstad'ı zaten ne merhalelerden geçtiğini bilen, ve netice itibariyle de ortaya koyduğu davanın çapı, aksiyonerliği, fikir adamlığı kimlikleriyle kabul etmiş, öne çıkartmaşız. Şimdi biz bilelim bilmeliyim, yahud tabiri caizse sedir altı etmeye çalışalım, Üstad bu aşk mektuplarını yazmış, yeri gelmiş (bir kereye mahsus) esrar da kullanmış, at yarışı da oynamış, kumar da.. Bunlar bana göre O'nu sıradanlaştırmaz bilakis nasıl terakki kazandığını ispat eder. Hoş bunu muhasebe etmez bize düşmez ya o da ayrı mesele. Ama yıllardır O'ndan fikrinden beslenen, ideolojisini O'ma borçlu olan aklı selimler sizin anladığınız tarzda bu zokayı yutmaz. Sadece bilinmelidir bence, ben öyle düşünüyorum. Ve hakkında menfi müspet her vesikanın, evrakın hemen hemen cem edildiği bu sitede de bulunması bana göre elzem.

 

Bunu bidim de Üstad gözümden mi düştü? Tabii ki hayır ne diyor Atilla İlhan;

 

Tahir olmak ta ayıp değil

Zühre olmak ta

Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...

 

:)

 

Şaka bir yana magazin boyutundan ziyade ben şahsen Üstad adına gizli bir hususun ortaya çıkmış olmasından ötürü heyecanlandım. Hatta keşke kadının adını da vereydi. :)Rahat olmak lazım, neticede Üstad da bir insandı.

 

Murat Bardakçı'nın yazısını başka bir zaman okusam, gülüp geçer, belki de Üstad'a magazinsel bir bakış açısı da ben katardım. Aynadaki Yalan'ı okurken az merak etmemişimdir Mine'nin gerçekte kim olduğunu. Fakat şu anda yapılmaya çalışan olay tamamen farklı. Necip Fazıl sağcı gençlik tarafından yeniden fark edildi. Doğru düzgün tanıyorlar ya da tanımıyorlar. Ama sıradan bir şair değil kimsenin gözünde. Farklı. Fikirleriyle davasıyla ön planda. Sosyal medyada Üstad'a ait olmadığı halde ona atfedilen sözlere dahi bakıldığında onun romantik bir aşk şairi değil, gerçek bir dava adamı olarak görüldüğünü anlayabiliriz. Nazım Hikmet mesela. Adamın aşkları özel hayatı, Piraye'si Neva'sı dava ve şiirlerini çoğu zaman gölgede bırakmış. Bir Sezai Karakoç. Onu meşhur eden herkesçe tanınmasına sebep Mona Roza'sı. Fikirlerini belki yazdığı birçok kitabını Mona Roza'nın her harfini ezbere bilen birçok kişi duymadı bile.Üstad eğer isteseydi, Türk edebiyatında romantizmin en önde giden atlısı olurdu. Şiirleri öyle olurdu, kitapları, piyesleri. Aşklarını öldükten sonra kimsenin kurcalamasına gerek kalmadan kendisi dökerdi ortaya. Doğrusuyla yanlışıyla her şeyiyle bütün olarak bir fikir adamı dava adamı olarak bilinmek istedi ve biz de onu öyle biliyoruz. Evet at yarışı da oynamış, uyuşturucu da kullanmış. Kumar olan düşkünlüğünü zaten bilmeyen yok. Fakat sonunda kendini adadığı o yüce davanın hizmetkarı olarak yummamış mı hayata gözlerini? Senelerini bu uğurda tüketmemiş mi? Beni ilgilendiren hayatının bu kısmı.Bu onu gözümde büyütmek falan da değil. Sadece neden şimdi çıkıyor tüm bunlar? Adam yememiş içmemiş iddiayı geçtim türlü türlü kanıtlarla Üstad'ın davasında belki de mihenk taşı olan Çile'nin bir kadına yazıldığını isbatlamaya kalkmış. Peki ya onu belki zerre miktarda tanımasa, taş çatlasa iki-üç kitabını okumamış olsa da sadece sosyal medyada paylaşılan sözleriyle bile davasını fikirlerini benimseyen gençlerin hissedeceği o şey?

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

gerçek olabilir,

 

ama bunun ve bunun gibi 1000 tane mektubun nazarımda bir kıymeti olmayacaktır. seneye dikkat 1930, yani Üstad 26 yaşında, yani Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanımadan önce. ve üstadın çevresini bir gözünüzün önüne getirin. Babıadi tiplerini...

 

arkadaşlar her ne kadar kıyas etmek haddimiz olmasa da,ve Hz.Ömer ra ın maneviyatından özür beyan ederek bunu yapsak da hatırlayalım, Hz. Ömer ra müslüman olmadan önce Peygamber Efendimizi sav öldürmeye gidiyordu.

 

nereden nereye, var mı daha uç örnek?

 

bir anda Peygamberlerden sonra insanların Hz. ebubekirden ra sonra en faziletlisi oluyorusun.(Allah şefaatlerine nail eylesin)

 

o yüzden hiç umrumda değil. Murad Bardakçı varsa elinde taksit taksit değil bir anda yayınla. elhamdulillah bu gençlik Üstadın kendilerine kazandırmaya çalıştığı basiret gözlüğünü nerede nasıl kullanması gerektiğini iyi bilir...

 

bu gençlik yeri geldi mi "zifiri karanlıkta ak sütün üzerindeki,ak kılı farkeder" biiznillah...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Biliyor musunuz size cevap yazmaktan sıkıldım. Bataklığın mikrop üretmedeki istadatı kadar sizde çürük fikir neşet etme becerisi var. Kusura bakmayın ama böyle. Kaçıncı mesajdır elle tutulur bir iddiayla gelemeyip bana sürekli aynı şeyleri yazdırdığınız için rica ederim kendinizi suçlu hissedin.

 

Ne yani bu mektupları ben mi yazdım, sayın Bardakçı mı yazdı. Üstad kendisi bizzat yazmış. Neyi kabul edemiyor, neye savunmanız anlamıyorum. Burada magazin mi yapıyoruz, vayy Üstad ne zıpırmışsın ama tarzında bir tahfife, istihzaya mı gittik? Hayır. Vakti zamanında babıadideki sefil tayfadan Üstad olmadı mı oldu. E kendini kurtarmadı mı sonraları kurtardı..Eee mesele nedir?

 

Hem şuradan kalkıp da Piraye'ye ve MoNa Rosa'ya olan uzun atlamayı ve hatta ciritle atlamayı bilemiyorum nasıl değerlendirmeliyim. Üstada aşk şairi rolü biçmeye çalışan mı oldu? Yo. Elbette Üstadı ahiri nasıl ise öyle değerlendireceğim ve ben bundan farklı bir şey mi dedim. O resmiyle aklımıza nakş etmişiz dedim değil mi? Beni teyid etmekten başka bir iş mi görmüş oldunuz. Sanmıyorum.

 

Ben daha yazmayacağım, ayrıca gidin Kadın Bacakları'nın niye yazdın Üstadımız deyip kafanızı küvete sokunuz olur mu? Şuradaki bence Üstad'a dair artık yeni bir veSikaya ulaşmanın heyecanını ancak böyle hödükçe karşılanabilrdi bravo. Umarım elindeki diğer mektupları da neşreder. Bunda büyütülecek bir şey yok ki. Gençlik zaten Üstadı bilmesi gerektiği gibi biliyor. Bilkis bu azaltmaz değeri, nasıl da terakki kazandığını gösterir. Bana göre böyle.

 

Her neyse hanım efendi, rica ederim salebinizle bence mektupları bir daha okuyun, acayip edebiyat ve tutku var. Gözünüzden kaçmasın.

 

Güle güle.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Biliyor musunuz size cevap yazmaktan sıkıldım. Bataklığın mikrop üretmedeki istadatı kadar sizde çürük fikir neşet etme becerisi var. Kusura bakmayın ama böyle. Kaçıncı mesajdır elle tutulur bir iddiayla gelemeyip bana sürekli aynı şeyleri yazdırdığınız için rica ederim kendinizi suçlu hissedin.

 

Ne yani bu mektupları ben mi yazdım, sayın Bardakçı mı yazdı. Üstad kendisi bizzat yazmış. Neyi kabul edemiyor, neye savunmanız anlamıyorum. Burada magazin mi yapıyoruz, vayy Üstad ne zıpırmışsın ama tarzında bir tahfife, istihzaya mı gittik? Hayır. Vakti zamanında babıadideki sefil tayfadan Üstad olmadı mı oldu. E kendini kurtarmadı mı sonraları kurtardı..Eee mesele nedir?

 

Hem şuradan kalkıp da Piraye'ye ve MoNa Rosa'ya olan uzun atlamayı ve hatta ciritle atlamayı bilemiyorum nasıl değerlendirmeliyim. Üstada aşk şairi rolü biçmeye çalışan mı oldu? Yo. Elbette Üstadı ahiri nasıl ise öyle değerlendireceğim ve ben bundan farklı bir şey mi dedim. O resmiyle aklımıza nakş etmişiz dedim değil mi? Beni teyid etmekten başka bir iş mi görmüş oldunuz. Sanmıyorum.

 

Ben daha yazmayacağım, ayrıca gidin Kadın Bacakları'nın niye yazdın Üstadımız deyip kafanızı küvete sokunuz olur mu? Şuradaki bence Üstad'a dair artık yeni bir veSikaya ulaşmanın heyecanını ancak böyle hödükçe karşılanabilrdi bravo. Umarım elindeki diğer mektupları da neşreder. Bunda büyütülecek bir şey yok ki. Gençlik zaten Üstadı bilmesi gerektiği gibi biliyor. Bilkis bu azaltmaz değeri, nasıl da terakki kazandığını gösterir. Bana göre böyle.

 

Her neyse hanım efendi, rica ederim salebinizle bence mektupları bir daha okuyun, acayip edebiyat ve tutku var. Gözünüzden kaçmasın.

 

Güle güle.

 

 

Şimdi kalkıp Murat Bardakçı ve gibileri için yazdıklarımı üzerinize alınıp sazanlık yapmanız müthiş olay. Baya da yazmışsınız cevap vermesem içimde kalacaktı. Kalmasın ama bana da yazık değil mi? :)

 

Açıkçası sizin ne düşündüğünüz Üstadı ne olarak gördüğünüz ya da görmediğiniz zerre bağlamaz beni. Yazılarım da büyük oranıyla size yönelik değildi. Konuyu açan kişi olduğunuz için böyle hissettiniz belki de. Ama keşke size yönelik olsaymış. Aldığınız gard saçma insanlar için değil kendinize olurdu. Üzüldüm.

 

Ben Üstad o mektupları yazmamış, ya da öyle bir aşk yaşamamış gibi bir iddiada mı bulundum ki kalkmış, gereksiz bir ithamda bulunuyorsunuz. Tam olarak yazdıklarımı okudunuz mu gerçekten de? Nokta nokta hanımefendiye olan aşkı kat’i yazmıştım hatta. Sizin anlayış melekenize bittabi laf etmeyeceğim. Ama bence bi gözden geçirin. Yazdıklarımı da açıklamıyorum tekrar.

 

Üstadın aşk hayatı vesikaları mektupları… Ya adam zaten hayatını en ince ayrıntısına kadar serpiştirmiş kitaplarına. İstese bütün bunları da inciğine cıncığına kadar irdeleyerek yazamaz mıydı? Yazmamış anlatmamış çoğu zaman üstü kapalı geçmiş. Banane kardeşim o halde. Niye umurumda olsun. Ne üstüme vazife ne de onun hakkında merak ettiğim bir nokta. Bir bağyan olarak magazin ihtiyacımı bi Çağatay karşılıyor mesela. Size de tavsiyem olsun.

 

Murat Bardakçı kendince Üstadı sevimli göstermeye mi çalışırmış bir de. Hay yesinler onun mantığını. Mektupmuş belgeymiş ara ara yayınlar o hiç merak etmeyin. Ama şimdi değil. Şimdi olsa ne işine yarar ki? Böyle aklı evvelin teki yine eski bir defter açar. Asıl oğlanımız 'Ama Necip Fazıl öyle değildiğğ bakın şu şu yönleri de vardı' ya döker olayı. Öyle. İş Necip Fazıl üzerinden rant sağlamak neticesinde. Acaip avantası var. Büyük balık. Kaçar mı?

 

Aha! Üstad kadın bacakları hakkında şiir yazmış he? OMG! Ne büyük şok. He gidip kafamı küvetin içine sokup da gelirim şimdi. He canım he.

 

Gençlik Üstadı yeterince tanıyormuş muş. Optimistliğine sağlık cicim. La utanmasalar Kurdoğlu Muslihiddin Reisin sözlerini Necip Fazıl imzasıyla yayınlayacaklar sosyal medyada. Kim kimi tanıyor. Ya da birilerine gaz vermeye çalışıyorsunuz da ben çözemedim olayı. Affedin lütfen.

 

Salep değil sıcak çikolatam var şu an elimde. Afiyet olsun dediğinizi duyar gibiyim. Duyar gibi olmak bile yetti gözlerimi nemlendirmeye. Çok sağolun şekerim. Mektupları okudum da sizin "oda soba ve Üstad hazır olabilir gelmemiş de ohh olsun. Allah korumuş" yorumunuza ayrıca hayran kaldım. Yahu zamanında onun Kadın Bacakları hakkında şiir yazdığını söyleyen siz değil miydiniz. Ahahaha. Devam edemeyeceğim.

 

Mümkünse evet cevap vermeyin. Ziyadesiyle mutlu edersiniz.

 

ARO.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Arada bir pamuk şekeri yemekten zaman ayırın bize. Stres atarız. Yazık değil mi onca harf sarf ettiniz. Dikkat etmedim ama en uzun mesajınız bu olabilir forumda. Budur işte abanma priskolojisi. He horoz dövüştürüyoz. Bi aklı selim olalım ha.

 

Selamlar bacım, daha itidalli düşün.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sorun ne? Benim pamuk şekerim sizin gibi hödük kelimesini kullanabilecek zarafetteki bir hanım kıza dokundu mu? Hiç önemli değil.

Stres atıyoruz. Evet. Ha.?

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Herkese selamlar

 

İşte! Müteharrik sayfalara kara çalma diye buna derler. Kastım, Çile elbette.

 

“Ben geçmişimi dürdüm, büktüm ve kaldırıp çöpe attım, bu çöpleri ise ancak; kediler ve köpekler karıştırır.”

 

Diyor Üstad. Bir kere bu münasebetsizliği tevil etmeye lüzum yok. Nitekim Necip Fazıl’ın sözü yerli yerinde, muhatabının alnına ok gibi saplanmasını bilir. Bunun; ne olduğunu, kim olduğunu neyin veya kimin kulu olduğunu bilmediğim Murat Bardakçı da farkında sanki. Fakat Murat Bardakçı zeki (!) “Şairin bu yazdıkları da özel hayata girmiyor mu?” diye soranlara da cevap da vermiş.

 

Edebiyata, fikre, hisse, mantığa, ele, kola, ayağa, kulağa, bakışa, yön veren bu eserin, Çile’nin, çöpe gönderilmiş mektuplardan ilham alması? O pak sayfaların nefs ile nakış nakış işlenmesi? Kah kih koh ko lan. Çile bir inşâdır. Zahiren kimilerine göre gösterişli değildir, çoğu iki satırdır, kâğıt israfıdır. Lâkin malzemesi ise ucuz ve âdî değildir bu kıymetli eserin. Derme çatma bir yapı ile karşılaşmazsınız kapıdan içeri girdiğinizde. Ve sair.

 

Sözüm ona, mesele Çile tabii burada, edebiyat. Kimi yer bunu kimi yemez. (Yiyenlere afiyet olsun. Hatta benden de şeftalili soğuk çay!) Çile’nin kaynağı mühim tabii, mühim olmasına da… Hayvanat ile insanları ayırt etmek için bu eseri yem etmek ne kadar doğru bilemedim.

 

Mektuplar fotoğraf albümüne eklenirse indelhace pisipisiler, kuçu kuçular gelip beslenir. Karda kışta kucak açabiliriz onlara.

Konuyla ilgili naçizane görüşlerim bunlar. Bir iki mevzuyu da daha sonra aktarmayı münasip görüyorum. Bu arada sizler kadar tanımıyorum, idrak edemiyorum Üstadı. Dolayısıyla hata varsa düzeltmenizi rica ederim. Farklı mülahazalara da her daim açığım… Medar-ı nazar itibariyle olursa elbette.

 

Sözlerimi @Mümin’e bir iki tavsiyede bulunduktan sonra sonlandıracağım. Dikkate alınır ya da alınmaz, ben o kısım ile ilgilenmiyorum. İlkinde çok hiddetlenmiştim ama ikincisinde üzüldüm Mümin. Ciddi bir sorunun var. Alınganlık. Olabilir… Ben de 17, 18 yaşında böyleydim. (Bazı arkadaşlar şuan eminim ki tebessüm ediyor ve ‘bilmez miyiz’ diyor.) Bu bir illettir. Çok şükür 'genel olarak' aştım diyebiliyorum. Aşılamayacak bir şey değil bu. Dört kere okudum yazılanları. Sonuç: sana yönelik bir ima dahi yok. Komut: rahat ol… İİkinci olarak, dikkatimi çeken bir ifaden oldu. “Dikkat etmedim ama en uzun mesajınız bu olabilir forumda.” Demişsin. Sen dikkatli birisin bence. Özellikle kontrol ettiğini düşünüyorum. Yanılıyor muyum? Hatta yazılanları word dosyasına kopyalayıp sözcük sayısını dahi kontrol etmiş olabilirsin. Evet... Su-i zan... İşte bu da benim problemim ve kabul ediyorum. Ama buna sebep olmamak lazım, değil mi???

 

Not: Bu arada ben tavuğum...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Baktım alfabeyi boşuna zayi ediyorum ki gerçekten sıkıcısınız şunu deyip sizi güzellemeleriniz ile baş başa bırakıyorum;

 

Bilahare çoçukluğuma da inerseniz memnun kalırım.

 

Sevgiler

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...
Sign in to follow this  

×
  • Create New...