2 / PEYGAMBER EFENDİMİZE HAKARET ETMİŞ
İlk Müslümanlardan Abdurrahman ibni Avf radıyallahu anh anlatıyor:
Bedir Savaşının yapıldığı gündü.
Düşman karşısındaki safta yerimi almış bekliyordum.
Sağıma, soluma baktım, Ensardan çocuk denecek yaşta iki delikanlının arasındaydım.
Kendi kendime:
''Keşke güçlü kuvvetli iki adamın arasında olsaydım'' dedim.
Onlardan biri koluma dürttü; öteki delikanlının duymayacağı yavaş bir sesle:
''Amca!'' ded. ''Ebû Cehil'i tanıyor musun?''
Ben de ona:
''Evet, tanıyorum. Ne yapacaksın onu, yeğenim?'' diye sordum.
''Onun Peygamber Efendimize sövüp hakaret ettiğini duydum. Canımı kudretiyle elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, eğer onu görürsem, ikimizden eceli yetene kadar gölge gibi peşinden ayrılmayacağım.''
Onun bu sözlerine hayret ettim.
Az sonra öteki çocuk koluma dokundu; ve arkadaşına duyurmamaya çalışarak aynı şeyi söyledi.
Baktım Ebû Cehil savaşçıların arasında dolaşıp duruyor.
Onlar Ebû Cehil'i göstererek:
''Şu adamı görüyor musunuz?'' dedim.
''İşte sorduğunuz kişi o.''
İkisi birden şahin gibi ileri doğru fırladı; kılıçlarını Ebû Cehil'e çaldılarç
Ve sonunda onu öldürdüler.
Ardından ikisi birden Resûl-i Ekrem'in yanına gidip durumu haber verdiler.
Peygamber Efendimiz; ''Onu hanginiz öldürdü?'' diye sorunca, ikisi birden; ''Ben öldürdüm'' diye cevap verdi.
Resûl-i Ekrem:
''Kılıçlarınızı sildiniz mi?'' diye sordu.
''Hayır, silmedik'' dediler.
Peygamber Efendimiz onların kılıçlarına baktıktan sonra: ''Onu ikiniz birden öldürmüşsünüz'' buyurdu.
Sonra da Ebû Cehil'in silahlarını ve üzerinden çıkan diğer kıymetli eşyayı bu delikanlılardan biri olan Amr ibni Cemûh'un oğlu Muâz'a verdi.
Diğer delikanlı ise Afrâ kadının oğlu Muâz'dı.
........
Buhârî, Farzu'l-humüs 18, Megâzi 10; Müslim, Cihâd 42; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 192..