NECİP FAZIL KISAKÜREK
EN KÖTÜ PATRON
ESER: 61
BÜYÜK DOĞU YAYINLARI
EN KÖTÜ PATRON
— 1 —
(Toprak duvarları ve damlarıyle toprak rengi köy... Ne ekim, ne bakım.
Hayvanlar bir deri, bir kemik... İskelet halinde sığır, at, eşek, köpek...
Müselles apteshane, pislik yolu ve kenarında Cumhurbaşkanı Aytark'ın büstü...
Jandarma karakolu... Damında, değneğe asılı, siyah üzerine beyaz at kafası bayrak... Karakolun önünde, elindeki kelepçeyle oynayan jandarma eri...
Köy tenha... Genç erkekleri tek-tük. Hepsinin şehirlere aktığı belli.
Cami meydanı... Köyün müdir fikri minare, göğe doğru bir şehadet parmağı.
Cami avlusunda, palaspareler içinde, sıska, pis ve çirkin çocuklar oynuyor.)
— 2 —
(Köy kahvehanesi... İçinde birkaç ihtiyar ve köyün gözde delikanlısı Tarkün...
Birinci ihtiyar nargilesini fokurdatarak...)
1. İHTİYAR — Tarkün, oğlum sen açıkgözlülükte, atılganlıkta bir tanesin! Hâlâ ne oturuyorsun köyde?
TARKÜN — Vaktini kolluyorum amca!
1. İHTİYAR — Anan kötürümdü. Ona bakmak zorundaydın. Ama şimdi?
TARKÜN — Mezarı kurusun diye bekliyorum! (İkinci ihtiyar, elinde kahvesi.)
II. İHTİYAR — Orta mektep kâğıdın da var senin...
TARKÜN — Herkeste ondan tümen tümen. İş diplomada değil, insanda.
1. İHTİYAR — Bas, git, oğlum... Tarkistan köylerinde köpeklerle ihtiyarlardan başka kimse kalmadı...
TARKÜN — Bu gidişle köy de, tarla da kalmayacak...
II. İHTİYAR — Ya ne olacak?
TARKÜN — Aç şehirlerde, aç devlet!
1. İHTİYAR — Devlet köyü ezdi. Herkes başını kurtarmaya bakıyor.
TARKÜN — İşte anlayın, bu devletin devletçiliği neymiş?
(İkinci ihtiyar Tarkün'e...)
II. İHTİYAR — Bu lâfı hep duyuyoruz, anlatsana bize devletçilik ne demek?
TARKÜN — Bunların anladığına değil de yaptığına göre devletçilik, insanların haklarını devlette toplayıp onları eli boş bırakmak demek... İnsansız devlet...
I. İHTİYAR — Sen bu aklınla kalk, şehre git oğlum, yalnız kendini değil, belki Tarkistan'ı da kurtarırsın...
TARKÜN — İş bana kaldıysa Tarkistan battı demektir.
I. İHTİYAR — Hani senin bir şarkın vardı ya, nasıldı o?...
TARKÜN — Atıl, saldır, davran, başar! Yaşayanlar böyle yaşar!
1. İHTİYAR — İşte bu şarkıyı söyleyerek git!
— 3 —
(Jandarma karakolu önünde lüks bir otomobil durur. İçinden üç mebus iner... Mebusların başı jandarmaya...)
MEBUSLARIN BAŞI — Oğlum, biz Devletçi Parti mebuslarıyız... Hemen koş, halkı cami meydanına topla!...
(Koşarak bir iki adım atan jandarmaya, arkasından)
MEBUSLARIN BAŞI —Ha, dur, oğlum!. (Jandarma durur, döner.)
MEBUSLARIN BAŞI — Yolda çok susadık, Gelirken bir desti su da bulsan iyi olur.
— 4 —
(Mini mini bir kızcağız, sırtında bir desti, ilerden geliyor. Jandarma bir atılışta destiyi kızın omuzundan çekip alır, mebuslara götürmeye başlar. Kızcağız ağlıyor... Ağlarken.)
MİNİ MİNİ KIZ — İki saatlik yoldan getirdim ben bunu...
— 5 —
(Mebuslar, şoförün uzattığı bardaklarla çenelerinden akıtarak iştahla su içiyorlar...)
— 6 —
(Kahvehane. Birinci ihtiyar, Aytark'ın duvardaki taş basması büyük resmine bakıyor.)
1. İHTİYAR — Tıpkı bizim, ihtiyar, alaca öküz...
TARKÜN — Keşke, ihtiyar, alaca öküz kadar akıllı olsa...
II. İHTİYAR — Susun, yerin kulağı var! (Birden kapı açılır. Eşikte deminki jandarma eri. Jandarma eri bağırarak...)
JANDARMA ERİ — Haydi, cami meydanına akıyor millet! Millet vekilleri geldi!. Haydi, çabuk!.
(Jandarma eri kapıya vurup gider. İhtiyarlar ve Tarkün ayağa kalkarlar.)
1. İHTİYAR — Azrail, Allahın memuru... Ya jandarmayla tahsildar?
TARKÜN — Onlar da, devletin can alıcıları...
— 7 —
(Köyün cami meydanında mebuslar ve köylüler.... Önde Tarkün ve ihtiyarlar... Mebusların başı, musalla taşı üzerinde... Öbürleri taşın yanında ve yerde... Jandarma da yanlarında.)
MEBUSLARIN BAŞI — Bir saatlik konuşmamızın özü nedir?
TARKÜN — Seçimler yakın... Bize oy veriniz!. Devletçi partiye...
MEBUSLARIN BAŞİ — Soylu Tark ulusunu yalnız devletçilik kurtarır!
TARKÜN — Bahtsız Tark ulusunu, yalnız devletçiliğin böylesi batırır!..
MEBUSLARIN BAŞI — Köylüye «Efendi» ismini biz verdik!..
TARKÜN — Biz isim değil, hakikat istiyoruz!..
MEBUSLARIN BAŞI — Toprak reformunu getiriyoruz!..
TARKÜN — Ekilmeyen toprağın reformu... Gömleği parçalayıp herkesin eline bir parça vermek, sonra da onu bütünleyecek ağa yerine devleti koymak.
MEBUSLARIN BAŞI — Makineleşiyoruz. Kara sabana, çıkırığa, yel değirmenine paydos.
TARKÜN — Makinenin beyni, yüreği ve ciğeri Batılıda kaldıkça karasaban yeğdir!
MEBUSLARIN BAŞI — Dışarıya işçi çıkarıyoruz. Memlekete iş bilgisi ve döviz sağlıyoruz!
TARKÜN — Bizim işsiz bıraktığımız İnsanları, dışarısı, ham beygir kuvveti diye alıp çalıştırıyorlar! Onlar arabacı, biz beygir...
MEBUSLARIN BAŞI — Köylüye açtığımız krediler, dağıttığımız basmalar?...
TARKÜN — Krediler bizi yedi, basmaları da keçiler!..
MEBUSLARIN BAŞI — Avrupai usullerimiz, modern aletlerimiz?
TARKÜN — Hepsi Avrupalının oyuncakları... Kullanmasını bilmiyoruz!.. Vidası düşünce apışıyoruz! (Mebusların başı Tarkün'e dikkatle bakarak...)
MEBUSLARIN BAŞI — Sen şehre git. Köy adamı değilsin!
TARKÜN — Niçin?
MEBUSLARIN BAŞI — Çok uyanıksın da onun için...
TARKÜN—Demek köy sizce uykudakilerin yurdu. (Mebusların başı öfkeyle taşın yanındaki jandarmayı gösterir.)
. MEBUSLARIN BAŞI — Seni şu jandarmaya tevkif ettirebilirim ama adaletimizi göstermek için affediyorum!
(Tarkün gayet manâlı.)
TARKÜN — Teşekkür ederim!..
(Mebuslar, arkalarında Tarkün, köylüler ve sümüklü çocuklar... Karakolun önündeler. Şoför, motorun kapağını kaldırmış birşeyler yapıyor. Yaklaşırlar. Şoför başını
kaldırır.)
ŞOFÖR — Motor bozuldu. Çaremiz yok.
TARKÜN — İşte oyuncağın vidası yerinden oynadı!
(Mebusların başı şoföre.)
MEBUSLARIN BAŞI — Ne yapacağız şimdi?
ŞOFÖR — Çare arayabileceğimiz kasaba, buraya ayakla beş saat... Arabayı götürmeden de olmaz! (Tarkün mebusların başına...)
TARKÜN — Ben buldum çaresini!...
MEBUSLARIN BAŞI — Neymiş o? (Tarkün hızla dönüp koşa koşa gider. Mebuslar ve köylüler motora eğilmiş bakıyorlar.
Tarkün bir elinde iskeletlik bir öküz, öbüründe bir at, uzaktan görünür.)
.................
(Devamı için esere müracaat ediniz. // NFK-Fan)