Ölüm konusu, en fazla işlenen konulardandır. Ama her insanın ölüme bakışı farklıdır. Ölüm Mevlana için şeb-i arus'dur. (düğün gecesi) Yunus Emrenin ise ölüme bakışını şu mısralardan anlamak yeterlidir:
Ölümden ne korkarsın
Korkma ebedi varsın
Ölüm için Üstadın sözü de çok hoş:
Öleceğiz müjdeler olsun müjdeler olsun
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun
Ölüm güzel şey budur Perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber
Mana ehli için ölüm bir tebdil-i mekandır. Bostan-ı cinana göçtür. Rabb'lerine kavuşmaya vesiledir. Zaten onları diğer şairlerden ayıran da budur.
Ölüm konusunu Cahit Sıtkı sona erme olarak görür. Ölüm bitiştir. Yok olmadır. Nitekim şiirinden de bunu anlarız.
Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş bu bahçe bu nur
Ve gönül Tanrısına derki
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm yeter ki
Gün eksilmesin penceremden
not: şiirleri hatırladığım kadarıyla yazdım. Yanlış varsa hakkınızı helal edin.
Ölüm:başlangıç.. dogum günümde,ölüm günün kutlu olsun demıstı kardesım...doğmakla ölümün kapısını aralamışız meger..hanı yalan dünya derler ya,katılmıyorum..o kadar gerçek kı tekrar başlangıcı olmayacak kadar gerçek ve soğuk...artıların her zaman eksılerı götürmediği bır dünya..geçecegını bıldığımız bu kadar etkılıyse ya ebed??mevlam güzel başlangıçlar nasıp etsın cümlemıze...ve şu zamanda ınancımızla tutundugumuz her seye o kadar ıhıtyacımız var kı...ölüm güzel olmasaydı hiç ölür muydu PPeygamber?? Ey sevgılı o zaman uzatma dünya sürgünümüzü..
Evet ölüm bir başlangıçtır hem de sonu olmayanın başlangıcı...Hepimiz aynı şekilde merhaba demeyiz,diyemeyiz belki de...Kimine göre hoştur,istenendir,kimine göre ise gelmesi istenmediğinden hiç gelmeyeceği düşünülen ya da umut edilendir...
Allah bizlere yaşanılan günah dolu ahir yaşantılardan dolayı O'na döneceğimiz günde duyacağımız utancı düşünerek ölümden korkanlardan değil de o günü hasretle bekleyenlerden olabilmeyi nasip etsin...
"Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi"
Yahya Kemal Beyatlı
Ölüm deyince aklıma geldi de bu dizeler,ekleyeyim dedim :rolleyes:
Ölüm bize ne uzak ne yakın bize ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
ERDEM BEYAZIT
"Her gün takvîm-i ömrümden bir siyah yaprak düşüyor
Hala belli olmadı îdi rûz-i visalin"
Gercekten muthis, paylasim icin tesekkur ederiz.
Bütün mefhumlarda olduğu gibi, ölüm mefhumunun da kafalarda hakiki mânasını bulması, İslam’ın topyekûn mücerret ve müşahhasa şamil huzmelerinin ruhu, gönlü, fikri ihata etmesiyle ve bir hayat nizamı oluşunun feyzinin ferd ve cemiyet sahasına yayılmasıyla zuhur etmektedir.
Edebiyat ve fikriyat, şairin yahut yazarın ruh iklimlerinden bir esinti, iman sandığından bir esans, tahassus zaviyesinden bir nefes, tefekkür arsasından bir cevher ve dava cihetinden bir katre taşımaktadır bizlere. Ve biz Üstaddan, hakikatın hakikatine sımsıkı bağlı bir ruhtan, ölümün esasını teşkil eden zerrelerin nokta nokta resmini görmekte, belki kasesinden yudum yudum içmekte ve adım adım yaklaştığımız ölüme ve bize adım adım yaklaşan ölüm meleğine kıymeti namütenahi buudda olan bir âlemin davetçileri nazarıyla bakmaktayız. O yüzden ölüm, mümin için, bedenin hayatının sona ermesinden çok daha fazla anlam taşımaktadır.
“Kalblerin cilası ölümü çok hatırlamak..”[beyheki] gibi bir düstura muhatap kılınan beşer, gafletin şahikalarında gezinmeye başladığı demlerde, Üstadın Aynadaki Yalan isimli eserinde de Naci’nin dilinden ortaya döktüğü gibi her işte ölümü unutmak cehdine gark olmaktadır.
İslam’ın sarmalamadığı ruhlardan çıkan ölüm hakkındaki yazılarda bir nevi insanı boğan bir atmosfer vardır. Menfi bir halin, istenmeyen, kötülenen, gelmesi acıdan, gözyaşından başka bir şey getirmeyen bir durumun tasviri yapılmaktadır çoğu kez. Lakin Üstad ve Üstad gibi yazarlar ölüm mevzusu işlerken de kalemlerinden bal damlamakta, bir mefhumun gönüllere nakış nakış işlenmesi bahis konusu olmaktadır..
(Bakınız: Çile’de Ölüm)
Bu dünyada renk, nakış, lezzet ne varsa küsüm
Gözümde son marifet Azrail'e tebessüm...
O demde ki perdeler kalkar perdeler iner,
Azrail'e ''hoşgeldin!'' diyebilmekte hüner...
Noktalansın bu hayat ölümün kollarında,
Değil mi ki Seni buldum buldum Seni ey Rabb!
Ölüm ölene bayram bayrama sevinmek var
Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var!
ölüm bir ezan ile bir sala arasında bir yolun son bulmasıdır yalanın gerçekle kuçaklaşması yokluğun varlıkla yer değiştirmesi tırtılın kozaya girip kelebek olmayı beklemesidir... ölüm aslında diriliktir...