"Hapisten çıktığı Bayram arifesi gününden itibaren, bir kaç saatlik uyku haricinde bütün vaktini dergi hazırlıkları ve Cemiyetin teşkilat hedefleri üzerinde çalışmaya hasreden Necip Fazıl, yeniden yayın imkanı bulan dergisinin 22'inci sayısını çıkardığı 18 Ağustos'tan hemen sonraki günler içinde bir Anadolu seyahati planlamıştır ki, önemli bir gelişme olur; bir müddet önce derginin yazı kadrosuna katılmış bulunan Cevat Rifat Atilhan, Cemiyete intisab kararı almıştır.
Cevat Rifat, 1950 senesinin Mart başında "Görünmeyen İnkılap" başlıklı bir tefrika ile Büyük Doğu yazı kadrosu içine girmiş ve özellikle Masonluk aleyhine kaleme aldığı yazılarla maruf bir şahıstır. Türkiye'de çok partili düzene geçildikten sonra kurulan ilk Parti olan Millî Kalkınma Partisi'nin (Kuruluşu 18 Temmuz 1945) Nuri Demirtaş ve Hüseyin Avni Ulaş ile birlikte kurucusu olan Cevat Rifat, o tarihte ise Türk Muhafazakâr Partisi'nin (Kuruluşu 8 Temmuz 1947) başkanı mevkiindedir. Büyük Doğu dergisinde yazmaya başladıktan bir müddet sonra Necip Fazıl'la arasında yapılan bir anlaşmaya göre, Partisinin kongresini toplayıp, parti üyelerine şu beyanatta bulunacaktır:
«Ben, dâva ve mefkuremin en üstün temsil ve ifade merkezi olan Büyük Doğu Cemiyeti 'ne geçmekle ona en büyük hizmeti gördüğüme inanıyorum; dileyen gelsin!!!»
Bu yeni tecelli, Necip Fazıl'ın Umumi İdare Heyeti'ni yeniden şekillendirerek 1950 - 1951 kışını bütün keyfiyet ve onun peşinden kemiyet mayasının tutacağı bir mevsim olarak düşünmesine sebep olacak, ancak bu netameli şahısla beraberliği o'na oldukça acı tecrübeler yaşatacaktır.
Dönme ve Mason bir zümre tarafından girişilecek bir imha faaliyetinin hızlanacağı 1951 senesinin başlarında, bizzat Cemiyetin içinden başgösterecek tertipli bir fesat ve hiyanet hareketi, Cevat Rifat'ın teşkilatlandırdığı İzmir şubesinden ve bizzat onun marifetiyle idare edilecektir.
(...)
Başbakan yardımcısı sıfatıyla, Samet Ağaoğlu, Büyük Doğu Cemiyeti'ni zihinleri bulandırıcı ve nizamlara aykırı mânâlar belirtici bir teşekkül kabul ettiğini ve faaliyetleri mevzuunda hükümetin hassasiyetle durduğunu ve gereken tedbirleri alacağını söylemiştir.
Ülkede estirilen havanın tahrik derecesi, o kadar yükselir ki, nihayet iş, Cemiyet içinde nifak ve şüphe havası uyandırmaya kadar varır. Nitekim böyle bir havaya en uygun yer olan İzmir'den birkaç kişi, resmî ve kanunî hiçbir sıfatları, Cemiyet mevzuunda hiçbir üyelik kaydı ve söz hakları bulunmadığı halde bütün şubelere müşterek imzalı bir mektupla başvurarak, Necip Fazıl hakkında birtakım isnatlarda ve hatta onun gusülsüz vaziyette namaz kıldığı tarzında alçakça iftiralarda bulunurlar.
Bütün bu olup-bitenlerin hedef aldığı kişi olarak acilen, Cemiyetinin bütün şubelerinden bir rapor isteyen Necip Fazıl, Umumi İdare Heyetini 3 Şubat Cumartesi günü olağanüstü toplantıya çağırmıştır.
İzmir'de başlayan fesat ve hiyanet hareketinin Cevat Rifat tarafından, Cemiyeti kendi şahsına bağlamak maksadıyla tertiplendiği ve bu işin aktörlüğünü Mahmut Reşat Düşünür isimli şahsa verdiği anlaşılınca, bu iki şahıs Cemiyetten hemen ihraç edilmiştir. Bir başka ihraç kararıyla da, Umumî Kâtip namzedi Abdürrahim Zapsu'nun üyeliğine son verilir. Necip Fazıl, o'nun (DP) nam ve hesabına hareket etmek üzere Cemiyete girdiği düşüncesindedir."
(Suat Ak - Yedi İklim Dergisi - Üstad Özel Sayısı - Mayıs 2005)