İçeriğe git

Foto

Hallac-ı Mansur "kuddise Sirruh"


Konuda 25 cevap var

#1
isyanlı sükut

isyanlı sükut

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 149 Mesaj sayısı:
Mansur

Mercan mercan, uçuk dudağında kan,
İnci inci, soluk şakağında ter.
Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan
Bu meydan aşıktan canını ister.

Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.

Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..

Necip Fazıl Kısakürek
Aklım kumsal iken, ben toz paresi
Çıktıkça yükseğe alçalır oldum
Düşündüm derdimin nedir çaresi
Susarak konuşmak, sonunda buldum

Gönderilen resim


#2
SusQuN

SusQuN

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 210 Mesaj sayısı:
Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..
;) :(
Hangi Ara Koptu Yaprak Yaprak Takvimler?

#3
Misafir_TaneR_*

Misafir_TaneR_*
  • Guests
Evet üstadımızın Hallacı Mansuru anlatan Harika bir şiiri daha..Allah razı olsun...Hallac ın infazı konu ediliyor....

#4
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.455 Mesaj sayısı:
Selamlar,

Üstad "Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar" isimli eserinde Mansur'u "Kendi kendinin mazlumu" şeklinde tanıtıyor ve onun yeterince pişmemiş oluşundan dolayı nefsince kurban edildiğini belirtiyor. Tasavvufa merak salan arkadaşların mutlaka okuması gerektiğine inandığım bir bahistir bu. Zira insanın doğruyu dahi yanlış, yanlışı dahi doğru yapışındaki incelik nefis bir biçimde işleniyor.

Saygı ve selamlarımla
L'état, C'est Moi!..

#5
isra

isra

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 100 Mesaj sayısı:
mazlumlar adlı eserden haberdar ettiğiniz için allah razı olsun

#6
ehl-i_ kalender

ehl-i_ kalender

    Atıldı

  • Sivil
  • 306 Mesaj sayısı:
Hallac-ı Mansur
Sual: Hallac-ı Mansur kimdir, niye öldürüldü?
CEVAP
Ası adı Hüseyin bin Mansur’dur. Hallac denilmesinin sebebi şudur: Bir gün, arkadaşı olan bir hallacın dükkanına girdi. Bir işinin görülebilmesi için onun yardımını rica etti. Fakat hallacın gittiği yerden dönüşü biraz uzun sürdü. Geldiğinde; "Ya Hüseyin, senin için bugün işimden oldum" diye söylendi. Hallac-ı Mansur onun endişeli hâline bakarak gülümsedi; "Üzülme senin işini de biz halledelim" diyerek parmaklarını pamuk yığınlarına doğru uzatıverdi. O anda henüz atılmamış pamuk yığınları harekete geçti. Kaşla göz arasında, tel tel saf pamuk bir tarafa, kirli ve süprüntü kısmı ise diğer tarafa ayrıldı. Hallaç şaşırıp kalmıştı. Olay kısa zamanda halk arasında yayıldı. Bundan sonra da ona Hallac-ı Mansur dendi.

Pek çok kerametleri görüldü. Yanına gelenlere yazın kış, kışın yaz meyveleri ikram ederdi. İnsanlara, evlerinde ne yediklerini, ne yaptıklarını, ne konuştuklarını ve kalblerinden geçenleri Allahü teâlânın izni ile haber verirdi. 400 kişi ile birlikte çöle açılmıştı. Birkaç gün geçti. Yiyecek hiçbir şey bulamadılar. Açlıktan perişan bir hâle geldikleri sırada ona gelerek hallerini arz ettiler. Hemen elini arkaya uzatıp, 400 kişinin her birine bir kelle ile iki pide verdi.

Enel Hak dedi
Allahü teâlânın aşkı ile kendinden geçtiği bir sırada; "Enel-Hak dedi. Bu sözün anlamı, (Ben Hakkım) demek ise de, (Haktan başka hiç kimse yok) demek istemişti. Bu sözü için katline fetva verdiler. Halife, onun bir yıl zindana atılmasını emretti. Fakat halk yine ona gidip bazı meseleler soruyordu. Daha sonra ziyaret de yasaklandı. Şeyh Ebu Abdullah-i Hafif anlatır: "Hile ile Hallac-ı Mansur'u görmeye gittim. Yumuşak halılar ve döşeklerle döşenmiş, güzel bir oda gördüm. Oradaki köleye, "Şeyh nerede?" dedim. "Abdest alıyor" dedi. "Bu zindanda ne iş yapıyor?" dedim. "13 batman ağırlığında bir demir bağ ile, her gün bin rekat namaz kılıyor" dedi. Sonra, "Bu zindanda eşkıya ve hırsız çok, onlara nasihat eder" dedi. Biz konuşurken o abdest alıp geldi. Bana: "Ey genç nerelisin?" dedi. "Şirazlıyım" dedim. Meşayıhlerden sordu. Ebü'l-Abbas ibni Ata'ya gelince, "Onu görürsen, o mektupları yakmasını söyle." Tam bu sırada zindancıbaşı içeri girdi. Saygı gösterdikten sonra, "Düşmanlar beni halifeye gammazlamışlar. Güya ben, ululardan birini buradan bin dinar alarak salmışım. Yerine de halktan birini hapsetmişim. İşte şimdi beni katledecekler" dedi. Şeyh: "Var selametle git" dedi. O gittikten sonra, şeyh hücrenin ortasında dizleri üzerine gelerek, ellerini havaya kaldırdı. Başını önüne eğdi. Şehadet parmağı ile işaret ederek ağladı. Öyle ağladı ki, gözyaşından ıslanmadık bir yeri kalmadı. Kendinden geçerek yüzünü yere koydu. O sırada zindancıbaşı içeri girdi. Şeyh: "Ne oldu?" diye sordu. Zindancıbaşı: "Kurtuldum" dedi. "Hangi sebeple kurtuldun?" diye sordu. Halife; "Seni öldürecektim. Şimdi sana gönlüm ısındı. Tekrar affettim" dedi.

Yüz kırbaç vurun
Halife, "O, fitne çıkarmak istiyor, onu katledin veya Enel-Hak sözünden dönene kadar dövün" emrini verdi. Ona önce yüz kırbaç vurdular. Hiç ses çıkarmadı. Ölmediğini görünce, ellerini ve ayaklarını kestiler. "Korkudan sarardığımı sanmayın. Kan kaybetmekten sararıyorum" buyurdu. Darağacında "Tasavvuf nedir?"diye sordular. "Tasavvufun en aşağı derecesi, işte bende gördüğünüz bu hâldir." "Ya ileri derecesi?" dediler. "Onu görmeye tahammülünüz olmaz" dedi.

İdam edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, gül attı. O zaman inledi. Sebebi sorulduğunda; "Taş atanlar beni tanımaz. Halden anlayanların bir gülü beni incitti" dedi. Ellerinden, bacaklarından sonra dilini de kesmek istediler. İzin isteyip; "Allah’ım, bana senin için bu işkenceyi reva görenleri affet!" diye yalvardı.

Daha sonra dili ve başı da kesildi, cesedi yakıldı, külleri Dicle'ye atıldı. Atılan küller dökülür dökülmez, nehir hemen kabarmaya başladı. Kabaran Dicle'nin suları Bağdat'ı basmak üzereydi. O zaman bir dostu hırkasını Dicle'ye attı ve Dicle bir müddet sonra eski normal hâlini aldı. Hallac bu kimseye, şehid edilmeden önce: "Benim kollarımı, bacaklarımı, başımı kestikten sonra, cesedimi yakıp, külünü Dicle'ye atarlar. Korkarım ki, nehir taşıp Bağdat'ı basar. O zaman hırkamı nehre götürüp at" buyurmuştu.

Sual: Hallac-ı Mansur, niçin Enel hak dedi?
CEVAP
Evliyadan bazıları Allahü teâlâyı zikrettiği zaman, Rabbinden gayrı her şeyi, hatta kendi nefsini bile unutur. Zikrettiği yani andığı mahbubun adını dilinden düşürmez.

Hallac-ı Mansur hazretleri, La ilahe illallah demeyi o kadar çoğaltmıştı ki, anması kalbden ruha geldi. Orada ünsiyet peyda ederek ilahi aşka kavuştu. Dünyadaki her şeyi hatta kendi adını bile unuttu. Aşk sarhoşluğu kapladı. Buna sekr hali deniyor. Bu halde iken, (Sen kimsin?) diyenlere, (Enel-Hak) diye cevap verdi. Üzerinden sekr hali gidince, yani ayılınca (Enel-Hak) dediğini hatırlamadı. Fakat dine aykırı konuştuğu için şehid edildi. Yere dökülen kanları (Enel-Hak) şeklini aldı.

Ali Ramiteni hazretleri buyurdu ki:
Hallac-ı Mansur zamanında Hace Abdulhalık-ı Goncdüvaninin talebelerinden biri bulunsaydı, Mansur idam edilmezdi. Yani Hace hazretlerinin talebelerinden biri bulunsaydı, Hüseyn Mansuru teveccühleriyle, içinde bulunduğu makamdan tez geçirirdi. İdam edilmesi gerekmezdi.

Hallac-ı Mansur hazretleri, içinde bulunduğu halden dolayı mazurdu. Onu şehid edenler de dinin emrini yerine getirdi. İki tarafa da bir şey söylenmez.

Hallac-ı Mansur hazretlerinin (Enel-Hak) yani (Ben Hakkım) dediği gibi, Bayezid-i Bistami hazretleri de sekr halinde (Sübhani) yani (Ben Sübhanım) demiştir.

Talebeleri, (Siz kendinizin sübhan, yani ilah olduğunu söylediniz) demeleri üzerine, (Bir daha öyle bir şey söylersem, beni kılıçla kesin) buyurdu. Sekr hali kaplayınca yine (Sübhani) dedi. Hemen hocalarının emri üzerine kılıçla vurdular. Fakat kılıç kesmedi. O hal üzerinden gidince, yine (Sübhani) dediğini söylediler. (Niye beni öldürmediniz?) buyurdu. (Kılıç kesmedi) dediler. O vakit, (Demek o sözü söyleyen, bu haldeki Bayezid değildi) buyurdu.

Evliyayı böyle sekr halinde, yani şuursuz iken söyledikleri sözlerden dolayı kötülemek doğru değildir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Evliya, sekr karışmayan hallerde böyle uygunsuz sözler söylemez. Sahv, yani uyanıklık halinde olanlarda sekr hiç bulunmaz sanmamalıdır. Sekrsiz olan sahv, noksanlıktır. Halis, karışıksız sahv, avamda bulunur.

Cüneydi Bağdadi hazretleri, sahvın sekrden daha üstün olduğunu söylediği halde, sekr karışık olan o kadar sözleri vardır ki, saymakla bitmez. (Bilen de Odur. Bilinen de Odur) demiştir.
Evliyanın gizli marifetleri açığa vurmaları, hep sekr karışık hallerde olmuştur. Sahv halinde biraz sekr bulunması, yemeğe lezzet vermek için tuz karıştırmaya benzer. Tuzsuz yemek, tatsız olur.

Aşk olmasaydı, aşkın gammı olmasaydı,
Tatlı sözleri kim söyler, kimler duyardı?

Mecnuna adın ne diyorlar, Leyla diyor. Çünkü gönlü Leyla ile dolu. Leyla’dan başka kimseyi tanımıyor, bilmiyordu. Şehrin ortasında Leyla Leyla diye bağırarak geziyordu. Leyla diyerek feryat ederek ağlıyordu. Derdine deva olmak üzere Leyla gelip, kendisini tanıtmışsa da, (Ben seni tanımıyorum. Sen gerçek Leyla isen, ya bendeki Leyla kim) diye cevap vermiştir.

Evliyanın sekr halinde söylediği sözlerden dolayı onları ayıplamak doğru değildir. Meczublar ve mecnunlar da mazurdur. Bu haldeki sözleri hüccet olmadığı gibi, ayıplamak da doğru değildir.

Sual: Bayılan, deliren, sara tutan veya sarhoş olanın, şuursuz halde iken söylediği sözlerin dindeki yeri nedir? Şuursuz halde küfre düşücü söz söylese, evini birisine hediye etse, birisinden bir şey satın alsa, dinin hükmü nedir? Bu halde namaz kılmasa, kazası gerekir mi? Tasavvuf sarhoşlarının durumu bunlardan farklı mıdır?
CEVAP
Bayılmak, deli olmak ve sara tutmakla abdest bozulur. Yürürken sallanacak kadar şuursuz olmak da abdesti bozar.

Deliren veya bayılan kimse, 24 saatte ayılmazsa, iyi olunca namazlarını kaza etmez. İçki, afyon, ilaç ile aklı giden her namazı kaza eder. Yani hastalık, bayılmak gibi elinde olmayan bir sebeple, beşten fazla namazını kılamazsa, hiç birini kaza etmez. Beşten az olursa kaza eder. Fakat içki, uyuşturucu madde, ilaç gibi bir şeyle bayılan, kılamadığı namazlar az da, çok da olsa hepsini kaza eder.

Tasavvuf ehli, kendisini hal kaplayıp şuurunu kaybettiği zaman, dine uymayan sözlerinde mazur olur. Deli gibidir. Şuursuz iken, ibadetleri kaçırmaları günah olmaz ise de, akılları başlarına gelince, kaçırdıkları ibadetleri hemen kaza etmeleri gerekir. Bunların dine uymayan sözlerine başkalarının uymaları caiz değildir. Kendileri günaha girmezlerse de, bunlara uyan günaha girer. Alkollü ve uyuşturucu maddelerle sarhoş olanlar böyle değildir. Bu hale kendileri sebep oldukları için günaha girerler ve kaçırdıkları ibadetleri kaza etmeleri gerekir. (S. Ebediyye)

Sual: Hallacı Mansur, Enelhak demekle ben bâtıl değilim, hakkım diyor diye tevil etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
كل اى مسكين قيغوسوز اسراردن آل اوكودك
بو عاشقلر اوتيدر يمز ويرمز هر تاته

#7
mukarrabin

mukarrabin

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 776 Mesaj sayısı:
Hallac-ı Mansur...
Ve Üstâd...
İki(!) sır ehli buluşmuş...
hoş olmuş...
ruhları şâd olsun, sırları artsın...
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!...


-------
http://ajandadannotlar.blogcu.com/

#8
e-selcuk

e-selcuk

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 203 Mesaj sayısı:
ne kadar güzel bir anlatım, ne kadar güzel bir şiir. nur içinde uyu ÜSTADIM...

#9
ayvaz

ayvaz

    Atıldı

  • Sivil
  • 95 Mesaj sayısı:
Bu doğrultuda duyduğum bir hikayeyi paylaşmak istedim. Bu hikayeyi Aşık Nasuhiden dinledim
Hikayede; Hallacı Mansur , Nesimi , Nasrettin Hoca, Muhiddin İbni Arabi. Bu dört kişi Hoca Ahmed Yesevinin mürididirler. Bir gün Hocaları çok değer verdiği bu dört öğrencisini toplar ve onlara bir dua öğretir. Dua okunduğunda ölen herhangi bir varlık kalıntıları bir araya getirildikten sonra,Allahın lütfu ile ,dirilir ve ayağı kalkar. Hocaları yanlarından ayrıldığında duayı uygulamak ister. Bir koyun bulurlar biri keser , biri ağaca asar, biri derisini yüzer ve oturur afiyetle yerler daha sonra biride kemiklerini biraraya toplar yanlız aşık kemiğini bulamaz. Duayı okurlar ve koyun kalkıp dolanmaya başlar. Aşık kemiği olmadığı için seke seke gider gören herkes kendini tutamaz koyunun haline güler. Hocaları gelir ve koyunun vaziyetini görünce hiddetlenir. ve şöyle dua eder ; Bo koyunu kim kestiyse oda öyle kesilsin , bu koyunu kim astıysa oda öyle asılsın , bu koyunu kim yüzdüyse oda öyle yüzülsün ve bu koyunu kim böyle komik hale getirdiyse onada kıyamete kadar gülünsün.
Bence amaç haşa kimsaye mevki biçmek değildir. Buradki bu dört tasavvuf büyüğü bir hayvana edilen zulumden ve hocalarını hayal kırıklığına uğratmaktan dolayı akıbetleri biçiliyor. Ve bazı müslümanlar tarafından hikaye , menkıbe olarak kabul görüyor. Hayvan hakları savunucuları bunu görse ne derdi acaba? ...
Hatta Şahı Nakşibendi Hz. nin hayatını okuduğum kitapta şeyhinin yönlendirmesiyle kapısına bağlı köpeklere 4 yıl hizmet ettiğini 4 yıl yolları temizlediğini 4 yıl dağlarda yabani hayvanlara hizmet ettiğini okumuştum. Ve dağlarda yardım ve hizmet edecek yabani hayvan ararken bir yaralı kurt bulup ona iyileşinceye kadar yardım edip, iyileşmesine yakın kurda nazar kıldığını ve kurdun hal diliyle Allah’a dua eder olduğunu anlayıp ellerini açıp amin dediğini. Ve kitapta şu da yazıyordu Nakşibendi hazretleri "ben ne kazandıysam o kurdun duası ile kazandım " demiş.
Neyse konu dağılıyor . bu hikayeden kaçırdığım yerlerin farkına inşallah siz gardaşlarım benden daha iyi bir şekilde varırsınız.
Yunuslar misali odun çekeyim!
Ham kalmasın, pişsin özüm ocakta

Aşık Sefai

#10
ayvaz

ayvaz

    Atıldı

  • Sivil
  • 95 Mesaj sayısı:
Hallacı Mansur ile ilgili bildiklerim çok az yinede paylaşayım.
O ismini söylemez onu görünce tanırsın. Öğüt ve nasihatlarla ölümü anlatır . İstersen bir süre yanında kalır gitmez.Temizliği sever eğer pis bişe görürse onu kendi temizler, temizle demez.
Yunuslar misali odun çekeyim!
Ham kalmasın, pişsin özüm ocakta

Aşık Sefai

#11
Ali NFK

Ali NFK

    müdavim

  • Teğmen
  • 788 Mesaj sayısı:
Allah razı olsun. Değerli bir paylaşım.
Hakkını yediren hem hakkını kaybeder hem de şerefini! (Hz.Ali)

İz bırakmak... Sümüklü böcek de iz bırakır! Dava iz bırakmakta değil, onun keyfiyetinde.

#12
Beylerbeyi

Beylerbeyi

    Super Moderator

  • Albay
  • 809 Mesaj sayısı:
selamun aleykum,

gercekten cok guzel bir paylasim,fakat ben kaynagini sorabilirmiyim,okumak icin soruyorum.

selametle
...

#13
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
Selamlar,
Kaynak, başlık açıklaması kısmına yazılmış. "www.dinimizislam.com'dan alıntıdır..."
Tam olarak sitedeki yeri de şurası: http://www.dinimizis...ay.asp?Aid=3166
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#14
Beylerbeyi

Beylerbeyi

    Super Moderator

  • Albay
  • 809 Mesaj sayısı:
pardon ya,sizlerede zirt birt zahmet veriyoruz ama.dikkatsizlik iste,orayida hep gozden kaciriyorum yahu.
...

#15
Muvazene

Muvazene

    Emektâr

  • YüzBaşı
  • 2.264 Mesaj sayısı:
Estağfurullah sayın kardeşim, zahmet değildir bizim için, sormaktan çekinmeyiniz.
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

#16
ayvaz

ayvaz

    Atıldı

  • Sivil
  • 95 Mesaj sayısı:
Piri Türkistanın Elimizde bulunan Mivanı hikmetin bir çok yerinde Hallacı Mansurdan bahseder. Ben bir tane buldum.

134. Hikmet

Muhabbetin bahçesinde binlerle destan

Bülbülleri şakıyıp orada figan eyler

Marifetin meydanında dolaşan eyleyen

Gece gündüz gözyaşını deniz eyler

O bülbülün feryadını işitenler

Kibirin dağını kesip benzetenler

Bu dünyanın lezzetini unutanlar

Feryad edip ağlayıp gözünü giryan eyler

Aşık kullar bu dünyayı göze iliştirmez

Dünya aşkını zahid kullar dile almaz

Gece gündüz mest ve hayran kendine gelmez

Cemal dileyip göğsünü deşip ağlar eyler

Vah ne yazık geçti ömrüm doymadan kaldım

Rehbersiz yola girip yorulup kaldım

Hikmet kemerin bele sağlam bağladım

Kendini seven aşıkları darmadağın eyler

Ey aşık gece gündüz dinmeden ağla

Yanıp pişip yürek bağrını ezip dağla

Ecel yetse merdcesine belini bağla

Böyle aşık varsa orada konuk eyler

Şeyh Mansur öz başını darağacında gördü

Nur gönderdi Hakk cemalini orada gördü

Şuursuz olup kendini bilmeden feryad eyledi

Vaşuka diye kendini bilmeden dolaşır

Seyh Şibli aşık olup bilmeden geçti

Şeyh Bayezid yetmiş yol kendini sattı

Bu dünyanın izzetlerini kaldırıp attı

Geçen içe pişmanlık diye feryad eyler

Eyle erlerin sohbetini bulan kişi

Elest ve hayran olup yürür yaz ve kışı

Seherlerde dört döğünmek onun işi

Zahir neşeli bâtınlarını gizli eyler

Böyle olmadan Hakk vuslatına ermek olmaz

Rüsva olmadan sırdan mânâ almak olmaz

Hû zikrini deyip daima dilden bırakmaz

Hayali ile dillerini lerzan eyler

Kul Hoca Ahmed bu hikmeti kime söyledin

Arifim diye ahaliye okuyup yaydın

Tesir eylemez alimlere söylediğin öğüdün

Arif odur beden mülkünü viran eyler...
Hoca Ahmed Yesevi
Yunuslar misali odun çekeyim!
Ham kalmasın, pişsin özüm ocakta

Aşık Sefai

#17
ehl-i_ kalender

ehl-i_ kalender

    Atıldı

  • Sivil
  • 306 Mesaj sayısı:
Hallacım dost asın beni
Nesimiyem kesin beni....
كل اى مسكين قيغوسوز اسراردن آل اوكودك
بو عاشقلر اوتيدر يمز ويرمز هر تاته

#18
serdengeçti

serdengeçti

    Müdavim

  • YüzBaşı
  • 623 Mesaj sayısı:
O mübarek şahsiyetler bizim için bir ışık olmalı.Allah onların himmetini ve şefaatini üzerimize ihsan eylesin(amin)
Volkan gibi lav atmış,ne susmuş ne sönmüşüm.
Ben bu iman uğruna çılgınlara dönmüşüm.

#19
Selahaddin

Selahaddin

    Atıldı

  • Sivil
  • 232 Mesaj sayısı:
Enel Hak!
Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış


NFK

#20
ehl-i_ kalender

ehl-i_ kalender

    Atıldı

  • Sivil
  • 306 Mesaj sayısı:
Nesimi Kuddise Sirruhun şöyle bir şiiri var:

Taş u kesek oldu verd ü nesrin,

Ferhad ile Hüsrev oldu Şirin.

Ferhad ile Şirin ve Hüsrev ile Şirin diye iki hikaye vardır İran edebiyatında.İkisininde bayan karekteri Şirindir.Leyla ile Mecnun hikayelerine yazdığım şeyde bunla ilgili herhalde.Bunlar esrarlı yollar ama bir Zatın kitabında Enel Hak demek anca hazretin Kuddise Sirruh makamında caiz olur diye duymuştum, burada hangi manası kasttı bilemiyorum.
كل اى مسكين قيغوسوز اسراردن آل اوكودك
بو عاشقلر اوتيدر يمز ويرمز هر تاته



Cevap Ekle