İçeriğe git

Foto

Atatürk Amerikan Mandasını Kabul Etti mi ?


Konuda 8 cevap var

#1
AhıskaLı

AhıskaLı

    Moderator

  • BinBaşı
  • 108 Mesaj sayısı:
Bekir Sami Bey'in gönderdiği telgraf

Bekir Sami Bey, ilk günlerde Mustafa Kemal'e katılan yurtsever bir Kuvayı Milliyecidir. (Özgeçmişi aşağıda verildi)

Erzurum Kongresi sürerken Amasya'ya geldi. Amasya'da bulunan 5. Fırka Kafkas Komutanı Arif Bey'le görüştü. Albay Arif Bey 25/26 Temmuz 1919'da Mustafa Kemal'e sunulmak üzere gönderdiği telgrafta Bekir Sami Bey'in düşüncelerini belirtmişti. Bekir Sami Bey'in Nutuk'ta aynen yer alan telgrafındaki manda ile ilgili husus bugünkü dile çevrilerek aşağıya verilmiştir:

"Bağımsızlık, elbette istenir ve tercih edilir. Ancak, tam bağımsızlık istediğimiz takdirde, vatanın birçok parçalara ayrılacağı kesin ve şüphesizdir. Şu halde, iki üç ili içine almaktan ibaret olacak bağımsızlığa, vatanımızın bütünlüğünü garanti altına alacak yabancı bir devletin himayesi (mandaterlik) elbette tercih edilir. Osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil hakkımız, eskiden olduğu gibi devam etmek şartıyla, belirli süre için Amerika mandasını istemeyi milletimiz için en yararlı bir çözüm şekli olarak kabul ediyorum. Bu konuda Amerika temsilcisiyle görüştüm. Birkaç kişinin değil, bütün bir milletin sesini Amerika'ya duyurmak gerektiğini söyledi ve aşağıdaki şartlar çerçevesinde Wilson'a, Senato'ya ve Amerikan Kongresi'ne başvurulmasını teklif etti."

Yapılacak müracaatta aşağıdaki hususların belirtilmesi isteniyordu:

a) Adil bir hükümetin kurulması,

b) Öğretim ve eğitimin yayılması ve genelleştirilmesi,

c) Din ve mezhep hürriyetinin sağlanması,

d) Gizli anlaşmaların kaldırılması,

e) Bütün Osmanlı ülkesini sınırları içine alacak şekilde, Amerikan Hükümeti'nin bizi kumandası altına almayı kabul etmesi.

Bundan başka kongremizin seçeceği bir heyeti, Amerika'ya bir zırhlı ile göndermeyi de temsilci üzerine almıştır."



'Amerika'nın çıkarı nedir?'

Mustafa Kemal, mandacılığı savunan Bekir Sami Bey'in mektubuna gerekçeli olarak yanıt verdi

Mustafa Kemal duraksamadan 5. Fırka Komutanı Arif Bey'e bir telgraf göndererek görüşlerini belirtti ve Bekir Sami Bey'e ulaştırılmasını istedi. Bu telgrafın can alıcı noktası aşağıya aynen alınmıştır:

"Memaliki Osmaniye'nin cümlesine şâmil meşrutiyetimiz ve hariçte hakkı temsilimiz baki kalmak şartiyle mandaterlik talebini en nafi bir şekil olarak kabul buyuruyorsunuz.

Ancak mümessilin dermeyan ettiğini bildirdiğiniz mevat ile bu şekil birbirine mütenakız görünüyor. Çünkü meşrutiyetimiz baki kalınca hükümet kuvvei teşriiyenin itimadına mazhar ve murakabesine tâbi bir heyetten ibaret olur ki artık bu heyetin tesisinde Amerika'nın dahlü tesiri olamaz.

Şu halde ya meşrutiyet bakidir, âdil bir hükümetin tesisini Amerika'dan talebe mahal yoktur veyahut adil bir hükümetin tesisi Amerika'dan taleb edilince meşruiyetin bekası lâfızdan ibaret kalır."

Mustafa Kemal'in çok etkili bir dille gönderdiği bu yanıtın bugünkü dile çevrilişi de aşağıda verilmiştir: "Osmanlı ülkesinin tamamını içine alan meşruluğumuz ve dışarıdaki temsil edilme hakkımız eskiden olduğu gibi devam etmek şartıyla mandaterlik istemeyi en yararlı bir çözüm olarak kabul buyuruyorsunuz.

Ancak, temsilcinin ileri sürdüğünü bildirdiğiniz maddeler ile bu şekil birbiri ile çelişmiş görünüyor. Çünkü, meşruluğumuz eskiden olduğu gibi devam ettiği takdirde, hükümet, yasama gücünün güvenine sahip ve denetimine tabi bir heyetten ibaret olur ki, artık bu heyetin kuruluşunda Amerika'nın müdahalesi ve etkisi olamaz. Bu durumda ya meşruluk devam edecektir ve Amerika'dan adil bir hükümetin kurulmasını istemeye gerek yoktur. Yahutda, istendiğine göre, meşruluğun devamı sözden ibaret kalır."

İLK DÜŞÜNCELERİNİ YİNELEDİ


Bekir Sami Bey, Mustafa Kemal'in bu telgrafına yanıt vermek amacıyla yine Albay Arif Bey kanalıyla gönderdiği telgrafta ilk düşüncelerini yineledi. Bunun üzerine Mustafa Kemal'in, Erzurum'dan 1 Ağustos 1919'da -kişiye özel olarak- Bekir Sami Bey'e telle verdiği yanıt çok önemlidir. Amerikan çıkarlarını sorgulayan bir dik duruştur. İşte Mustafa Kemal'in telgrafı:

AMERİKA'NIN HESABI?

" Bekir Sami Beyefendi'ye özel:

Amerikan mandası hakkındaki son açıklamalarınızı öğrendik. Bu şartlara göre aslında korkulacak bir şey olmamak lazım. Bununla birlikte daha bir nokta hakkındaki yüksek görüşlerinizi de almak istiyoruz. Lehimizde bu kadar elverişli şartlar ileri sürülmesine yatkın bulunacak olan Amerikan hükümeti, böyle bir mandaterliği kabul etmesine yani buna katlanmasına karşılık, Amerika adına ne gibi yarar ve çıkarlar sağlamış olacaktır? Bununla kendi hesaplarına elde edecekleri sonuç nedir? Bu konudaki yüksek düşünce ve bilgilerinizle de bizi aydınlatmanızı acele bekleriz, efendim."Bekir Sami Bey Atatürk'ün bu yanıtına karşılık veremedi, ama Sıvas Kongresi'nde kürsüde Amerikan mandasını savundu.

*Kaynak*
Bizim istediğimiz bir nesil var: Allah'ın Sevgilisi'nin beklediği bir nesil. Bu nesil, siz olacaksınız! Mükellefsiniz! Ya olun, ya ölün!

#2
onüç

onüç

    Super Moderator

  • Albay
  • 510 Mesaj sayısı:
yazıyı okuduktan sonra kaynak yazının bütünü hakkındaki görüşümü değiştirdi doğrusu

daha tarafsız daha reel kaynaklar kullansak konularımızın geçerliliği daha güçlü olur kanısındayım....

B.E. :42/s:561


#3
AhıskaLı

AhıskaLı

    Moderator

  • BinBaşı
  • 108 Mesaj sayısı:

yazıyı okuduktan sonra kaynak yazının bütünü hakkındaki görüşümü değiştirdi doğrusu

daha tarafsız daha reel kaynaklar kullansak konularımızın geçerliliği daha güçlü olur kanısındayım....




İsmini hatırlayamadığım bir tv kanalında kemalist bir atatürkçü adam aynı şu şekilde konuşuyordu.
Kardeşim ben atatürkçüyüm ama atatürk sivas kongresinde amerikan mandasını kabul etmiştir.
Atatürk bunu yazılı olarak kabul etmemiştir. sözlü olarak kabul etmiştir. Bu konu hakkında elimde belgelerimde
var diyordu adam.

Hem bunlar bir yana cumhuriyet kuruldu kurulalı amerikanın içişlerine karışmasına ne demeli ?
Bizim istediğimiz bir nesil var: Allah'ın Sevgilisi'nin beklediği bir nesil. Bu nesil, siz olacaksınız! Mükellefsiniz! Ya olun, ya ölün!

#4
AcHaRTavE

AcHaRTavE

    Co Admin

  • General
  • 1.049 Mesaj sayısı:
Amerikan senatosuna gönderilen ve ülkenin dört bir yanına keşif yapmak için elamanların istendiği bir mektubun altına imza atan beş kişiden biri de Mustafa Kemal'dir. Yine Sivas'ta Amerikalı bir general ile iki gün boyunca konuşan da Mustafa Kemal'dir, üstelik hiç kimse ne konuşulduğunu bilmiyor malesef, hala da bilinmiyor bu. Atatürkçü biri olan Hulki Cevizoğlu'nun 1919'un Şifresi isimli kitabında konuyla ilgili belgelere ulaşılabilir.

Şüphe edersen ayağın seni taşımaz, basacağım, yürüyeceğim de ve bas, yürü –O’nun izniyle-.


#5
BDG

BDG

    Emektar

  • YüzBaşı
  • 1.127 Mesaj sayısı:
Sitemizde Atatürk üzerinden yapılan birçok tartışma olmuş, kimisi iyi niyetli kimisi art niyetli bir şekilde sürdürülmüştür. Fakat hepsinde belirtmiş olduğumuz fikir eksenimizi tekrarlayarak işe daha başka türlü bakış açısı sunalım. Atatürk'ün mandayı ve himayeyi reddettiğini anlatmamıza gerek yoktur. Zaten mandayı kabul edecek olsaydı Osmanlı Devleti de o esnada İngilizlerin baskısında ve zor durumdaydı, Osmanlı'nın Atatürk'ü Anadolu'ya gönderip kurtuluş bayrağını açmasını sağlamazdı. Atatürk'de her ne pahasına olursa olsun böyle bir işe kalkışmazdı. Bunun gibi defaatle ispatlanabilecek bir mevzuda Atatürk'ün mandacı olduğunu söylememiş abesle iştigaldir. Ki Maraş'ta bayrak olayının kahramanlarıyla Atatürk'ün mantığı aynı. Bağımsızlık. Fakat bu bağımsızlık bedavadan alınacak bir bağımsızlık değil. Gerektiği yerde kanla, canla alınmış bazen sözlü şekilde tavizler verilmiş bazı yerlerde iç isyancıların dünyayı okuyamaması yüzünden kendi içimizde düşmemizden kaynaklanmıştır. Ama her ne olursa olsun, radikal bakışlı, dik duruşlu ve tartışmaya açık bir fikir dünyasının mensubu olan Atatürk'ün yaptığını başkası yapamamıştır. İyisiyle ve kötüsüyle. Maddede, kurtarıcı bir nefese sahip olduğunu yadsıyamayız. Manada ise olumsuz bir seyir takip ettiğini de aynı şekilde...
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

********

#6
buyukdogu

buyukdogu

    Ayrıldı

  • Sivil
  • 1.176 Mesaj sayısı:
Rauf Orbay'ın ''Cehennem Değirmeni/Siyasi Hatıralarım'' (2 cilt) adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Tarihe birinci elden ve direk şahitlik etmiş Hamidiye Kahramanı'nın anlattığı çok şey var.
Hiç...

#7
Mehmet Cemal

Mehmet Cemal

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 47 Mesaj sayısı:
T.C. Yahudi Devleti formatında kuruldu/Adnan Berk OKAN
15 Nisan 2010 Perşembe
Halil Cibran diyor ki; “Aranızdan biri tökezler de düşerse, arkasından gelenler için ‘düşmüş’ demektir; onun ayağına takılan taş, arkasındakilere uyarı olmalıdır. Önde sağlam ve hızlı adımlarla yürüyenler için de ‘düşmüş’ demektir; çünkü onlar geçip giderlerken taşı kıyıya itmemişlerdir…”

T.C. Yahudi Devleti formatında kuruldu

Unutmayın ki Mustafa Kemal ve arkadaşları da o dönemin Cihan Devletlerinin yardımıyla ve istihbarat teşkilâtının onayıyla kurabilmişlerdi Türkiye Cumhuriyetini…
Çünkü…
***
“Yeni Düzen”, imparatorluklara son veren, bunun yerine ulus devletleri ön plana çıkaran bir düzen olacaktı…
Eğer Mustafa Kemal gibi batılı bir paşa olmazsa, Ortadoğu'ya ve Arap Müslümanlara daha yakın bir başka Osmanlı paşası çıkabilir ve yeni düzenin hiç istemediği bir strateji uygulayabilirdi…
Petrol bölgeleri Amerika’nın ve Avrupa’nın etkinlik alanı dışında kalabilirdi…
Osmanlı’nın yerine kurulacak yeni devlet de haliyle Amerika’nın ve Avrupa’nın kontrolü dışına çıkabilirdi…
Bunun için başta Amerika ve İngiltere olmak üzere Fransa ile İtalya da; yeni ulus devletin, Teşkilat-ı Mahsusa’da çalışanlar arasında önemli bir yere sahip olan ve Mason locası tarafından da desteklenen Mustafa Kemal’in önderliğinde kurulmasını istemişlerdi…
***
Osmanlı geleneğinden başlayarak, - Mustafa Kemal dâhil - ülke yönetimine gelmesine izin verilen herkes, Küresel Derin Devletin (Bir zamanlar onlara “Cihan Devletleri” denirdi) ve yerli istihbarat teşkilâtının onayından geçmek zorunda kalmıştı...
En azından istihbarat teşkilâtına hizmet etmişti...

Biliyorsunuz:
Enver Paşa Teşkilâtı Mahsusa’nın kurucusu, Talat ve Cemal Paşalar ise teşkilâtın en önemli isimleriydi…
Bu üç paşa, yaptıkları strateji hatalarıyla imparatorluğu yıkmışlardı…
Mustafa Kemal ise, Cihan Devletlerinin planladığı cumhuriyeti kurmakla görevlendirilmişti…
***
O günden bugüne hiçbir şey değişmedi...
Bütün Başbakanlar, CIA’nın ve bizim istihbarat teşkilâtının onayıyla göreve gelebildiler…
Vadesi dolan başbakan da yine bu iki istihbarat kurumunun onayı veya göz yumması ile düşürüldü...
***
Osmanlı’nın son dönemlerinden başlayarak, genç cumhuriyet döneminde de, ülkeyi yönetmeye talip olan ve yönetmesine izin verilen tüm başbakanlar, mutlaka dünya Yahudi Lobisi’nin işaret ettiği, desteklediği ve “kabul” gösterdiği kişilerin arasından seçildi…
Mustafa Kemal de Selanikli bir aileden geliyordu ve dünya Yahudi lobileri tarafından destekleniyordu...
Aksi olsaydı başarmasına asla izin verilmezdi…
Gelmiş geçmiş “En Yahudi Karşıtı”Erdoğan bile Başbakan olur olmaz Yahudi Lobisi’nden “Cesaret Ödülü” aldı…
***
Hâsılı…
Türkiye Cumhuriyeti, başlangıçta “Bir Yahudi Devleti” formatında kuruldu…
Biraz gecikme ile de olsa Laikliğin getirilmesi, olası bir İslâm Devleti modelinin önünü kesmekti…
Ama…
İlerleyen yıllarda Komünist Rusya’ya karşı “kalkan” olarak kullanılması daha ehemmiyetli hale gelince daha küçük bir benzeri Filistin topraklarında ikame edildi…
Ve…
O devleti ilk tanıyanlardan biri de Türkiye Cumhuriyeti Devleti idi…
***
Şimdi işte o Devlet sadece petrol bölgelerinin değil, bütün dünyanın başına “belâ” olmaya başlayınca yeni bir düzen arayışı devreye sokuldu…
Erdoğan’ın, durduk yerde İsrail Cumhurbaşkanı’nı ve Başbakanı’nı fırçaladığını sananlar aldanıyor…
Erdoğan, Türkiye Başbakanı’na verilen rolü mükemmel oynuyor…
Eski iç egemenlerin asıl sıkıntısı da bu…
Yani küresel dünyanın muhatabı olmaktan çıkarıldıklarını görüyorlar…
Yani güç kaybediyorlar…
Yani, statükocu iç egemenler oyun dışı kalıyorlar…
Milletçe sevineceğimize halen, “Ak Parti Türkiye’yi satıyor!” acizliği yapılmasını bir türlü anlayamıyorum…
" İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız." - Hz. Ömer

#8
Misafir_gaffar_*

Misafir_gaffar_*
  • Guests
Atatürk ki dünyayı dize getiren savaş dehası matematikçi siyasetçi reformist insan selanikli yahudi lobisinin buyuzden desteklediği batıcı adam haa ama ulus devletini avrupa istedi diye kurdu hepsi kontrol altında yöneticilerdir ama RTE rolünü iyi oynuyor sevinelim vayyy beah vayy beah ağzı laf yapan tam bir hatipsin ama sadece hatipsin daha da ileri gidemezsin bu zihniyetle bu ülkeyi kuran insanlara biraz saygılı ol bölüp parçalayanlara çanak tutma hatipliğini vatanseverlik toprak bayrak okuma çalışma azmetme konularına kaydır daha faydalı olursun niyetin kuzu postu giymiş kurtlar ile aynı ise bilemem...

#9
Misafir_Ya ol , ya öl_*

Misafir_Ya ol , ya öl_*
  • Guests

 

Sadece hatipsin daha da ileri gidemezsin bu zihniyetle bu ülkeyi kuran insanlara biraz saygılı ol...

 

Bu Ülkeyi kimin kurduğuna inanıyorsunuz ???

 

Maşallah herkes öğüt verme derdin de ,şimdi ki iktidara öğüt verdiğiniz gibi merak ediyorum acaba diğer hükümetlere de göndermeler de bulunmuş muydunuz? Artık RTE kabullenmeyi öğrenin.





Cevap Ekle