Jump to content

Sign in to follow this  
Muvazene

Kahraman Maraş

Recommended Posts

KAHRAMAN MARAŞ

 

12 Şubat Marâş'ın kurtuluş günü...

Orada bir konferansımda söze başlamadan kalabalığa sormuştum:

— Siz Maraşlılar, memleketinizin ismine «Kahraman» diye bir sıfat yapıştırılmasından memnun musunuz?

Bir ağızdan:

- Hayır!

Diye bağırmışlardı.

 

Bu sesi çıkaranlar, sebebini bilsin veya bilmesinler, Maraşlı karakterini belirtmekte en hâlis örneklerdi. Ve bir seziş halinde ifade ediyorlardı ki, Maraşlı böbürlenmekten ve böbürlenişini ilân etmekten ziyade, bilfiil olmayı ve olduğunu gizlemeyi üstün tutan bir seciye sahibidir. Ben de onlar gibi halis bir Maraşlı olarak bu mahrem noktayı kurcalıyor ve «Kahramanmaraş» tâbirinden rahatsız olduğumu hissettiriyordum.

 

Kahraman olmayıp da olduğuna inananlar; ve Kahraman olup da olduğuna inanmayanlar arası, iki ters kutba karşı Maraş, içli Anadolu'da, ulviyet noktasının, kuvvetten mahcup olmak ve hakiki kuvveti sahibine havale etmekte olduğunu daima bilmiş ve bu soylu bilişin yurdunu temsil etmiştir. Bu bakımdan onun rejimden bir mükâfat beklemeye ihtiyacı yoktur. Birçok yer «Gazi-Mazi» diye anılırken, o sadece Maraş kalmış olmaktan bahtiyardı.

 

Bu bakımdan bağrında gerçek kahramanlar barındıran Maraş, ilk defa başlattığı millî kurtuluş dâvasını bir devre sonra saptırdıkları rejim eliyle ve yarım asra yakın bir müddet sonra göğsüne takılan «Kahraman» madalyasını, göğsü yerine sırtına taksa daha iyi eder.

Çünkü o gerçek kahramandır.

Bu nazik bahisde fazla konuşmak, Maraş'ın mânasını örselemek olur.

 

(Rapor 8'den)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Trabzon'da da Maraş Sokağı vardır. Tabire dikkat! Kahraman Maraş değil, sadece Maraş sokağı... Hani burada da, tasavvuf deryasının ve dolayısıyla İslam'ın bir mütevazilik anlayışı mı ön plana çıkıyor? Cevherini eteklerinde saklayan şehir... Maraş'a hiç yolum düşmedi ama, Maraş'ın bende uyandırdığı ilgi farklıdır. Maraş'ın en işlek sokağının da Trabzon Sokağı olduğu duydum.

Dua ile...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Maraş’a ‘kahraman’ sıfatını layık gören sistem ve zihniyet, o kahramanlığın muhtevasını ihtiva eden kültüre, öze, dine, tarihe, mânaya yani ruh köküne tam zıd yöndeki icraatlerin mimarıydı. O kahramanlık, din ve iman uğruna harekete geçen ulvî neslin son damlalarından mürekkep, madde ve mâna planına İslam ile şekil veren bir cemiyetin, madde ve mâna düşmanlarına teslim olmamak için gösterdiği şahlanış...

Ne var ki, Allahın lütfu ile gelen muvaffakiyetin ardından, Maraş halkına kahraman sıfatını veren ‘sahte kahramanlar’ tarafından memleketin yekûnunda baş gösteren bir soysuzlaşmanın inşa edileceği hangi din ve iman sevdalısı müminin aklına gelirdi...

 

“Bu bakımdan onun rejimden bir mükâfat beklemeye ihtiyacı yoktur”

 

Maraş’a kahramanlık unvanını 5 Nisan 1925 tarihinde, yani Müslüman Türk’ü ruh kökünden koparma faaliyetlerinin başladığı bir zamanda veren devrin ‘kahramanları’ karşısında Maraş’tan yükselen ses her daim ne olmalıydı?:

"Ya o kahraman unvanını bu halkın üzerinden alın, ya da o kahramanlığın temeli olan din ve iman sahasına yaptığınız tecavüzleri sonlandırın. "

Evet, bu ses maatteessüf, Maraş semalarında yankılanmadı, yankılanamadı, yankılanmaya kalkanlar da bastırıldı. (Tıklayınız)

Maraş’ın belirtmiş olduğu bu hâl, aslında bütün Türkiye’nin içinde bulunduğu hâldir.

 

(İman yüklü keyfiyetin, küfür dolu kemiyeti altediş destanı için tıklayınız: Tohum)

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Maraş la ilgili bahislerde ben Maraş dediğimde, bir arkadaşımın "Maraş değil Kahramanmaraş! " tenkidi sonucunda, sanki bir vatan hainliği yapmışım gibi hissediyordum. O arkadaşım, Maraşlı olmamasına rağmen -tamamen temiz milliyetçilik duygularıyla - yapıyordu bu düzeltmeyi. Fakat bu konuda bilinmeyen noktalar olduğu, ikimizinde gözünden kaçmıştı.

 

"Kahraman ünvanı olan ve madalyalı tek şehir" övüntüleri Maraş'ta,çocuğa yaramazlık yapmadığı ve uslu durduğu için verilmiş pamuk şeker ödülü gibi duruyor sanki...Bacısının başörtüsüne uzanan ele tahammülsüzlüğünden dolayı ilk kurşunu sıkan ve kahramanlık serüvenini başlatan Sütçü İmam'ın, kahraman(!) torunları, şimdi onun adını taşıyan üniversitesinde başörtüleri nazikçe(!) açtırtıyorsa; burda Sütçü İmam kahramanlığından eser kalmış mıdır acaba???

 

Maraşlı bir kökenden gelen Üstad da, kendi tabiriyle " kahramanlığın ruhuna tükürmüş" bir güruhun, Maraş' a, sanki bir taltifte bulunuyormuşçasına üzerinde emanet duran bu ünvanı vermesini içine sindirememiştir. Kahraman bir halka kahramanca yaşama hakkını tanımayıp da, ünvan vermek, Üstad'ın dava ideolojisine aykırıdır...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
"Kahraman ünvanı olan ve madalyalı tek şehir" övüntüleri Maraş'ta,çocuğa yaramazlık yapmadığı ve uslu durduğu için verilmiş pamuk şeker ödülü gibi duruyor sanki...Bacısının başörtüsüne uzanan ele tahammülsüzlüğünden dolayı ilk kurşunu sıkan ve kahramanlık serüvenini başlatan Sütçü İmam'ın, kahraman(!) torunları, şimdi onun adını taşıyan üniversitesinde başörtüleri nazikçe(!) açtırtıyorsa; burda Sütçü İmam kahramanlığından eser kalmış mıdır acaba???

Yerinde tespitler...

Bir yanda; tesettür ayetine el uzanmasın diye can veren Genç Şahin Beyler. Diğer yanda; dünya makamı için elinin tersi ile ahiretini iten genç hanım kardeşler.. Bu tezattan, bu her şeyin tersine inkılabından; bu ödediğimiz ve ödeyeceğimiz ve sonrasında bizim hatalarımızın bedelini bilmem kaçıncı nesil evladımızın çekeceği meçhulünden bizleri kurtar Ya Rabbi!

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Maraş'ta dolaştığım zamanlarda oranın manevi havası bana memleketimi hatırlatırdı ilk başlarda. Sütçü İmam gibi bir insanın memleketinde, Necip Fazıl gibi büyük bir Üstad'ın memleketinde, şairler diyarında olmaktan çok hoşlanırdım.

 

Gel gelelim ki bu toz pembe bulutlar, Maraş'ın en Batısından (Maraş'ı bilenler Üngüt'ten bahsettiğimi anlarlar. Ramada'nın yanında kaldım bir kaç ay.) doğuya doğru gitmemle birlikte dağılmaya başladı üzerimden. Şehir merkezine artık işim düştüğü zamanlarda gitmekten bıkmış, oraya taşınmaya karar vermiştim.

 

Maraşlı bir abi ile derin mevzulara dalmışken benim Maraşın bu öz kültüründen vazgeçmiş havasını teneffüs etmekten nefret ettiğimi söylediğimde bana şunu dedi: "Sütçü İmam bilseydi böyle olacağını, sıkar mıydı hiç o ilk kurşunu?"

 

Fransızlar terk etmişler bu diyarı ama sadece bedenen terk etmişler. Giderkende bayağı bir şeyler götürmüşler.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...
Sign in to follow this  

×
  • Create New...