Jump to content
Necip Fazıl Kısakürek [N-F-K.com Forum]

MÜNZEVİ

Üye
  • Content Count

    465
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    30

MÜNZEVİ last won the day on November 4 2014

MÜNZEVİ had the most liked content!

Community Reputation

202 Çok İyi

About MÜNZEVİ

  • Rank
    Müdavim

Profil Bilgisi

  • Cinsiyet
    Belirtilmemiş
  • İlgi Alanları
    islami ilimler,edebiyat,hüsn-ü hat ,tezhip
  • Okunan bölüm veya meslek
    Hizmet-i imaniye ve Kuraniyyede talebe
  1. Kadın nasıl olmalı? Yazar: Prof. Dr. Mustafa NUTKU Kadın nasıl olmalı? Kadın hakkında ne kadar çok şey yazılmıştır, bilinmez. Kadının nasıl olması icap ettiği de bu yazılanların bir kısmını teşkil eder. “-Kadın nasıl olmalı?” sorusu bana sorulsa, bir tek kelime ile cevap vermeyi kâfi görürüm : “-Meczûbe..” Bu da ne demek oluyor, diye merak ve tecessüsle birbirine sormaktan, lügat arayıp karıştırmaktan kurtarmak için manâsını da burada vereyim: “Cenâb-ı Hakkın emirlerine, kendinden geçercesine, titizlikle itaat eden. ” Kadının hiç bir vasfı bu vasfından öncelikli olamaz; diğer vasıfları ancak bu vasfından sonra gelebilir ve dikkate alınması uygun olabilir. Bu şahsî bir tercih değil, Yaratan’ın koyduğu bir ölçüdür. “-Kadın nasıl olmalı?” sorusu, “Sâliha Kadın”ı da hatıra getirir. Mü’min dünyada takvâdan sonra, sâliha kadın kadar hiç bir hayır ve mutluluktan faydalanmış değildir. Bir hadis-i şerifte : “Sâliha kadından daha kıymetli bir dünya nimeti yoktur.” buyurulmaktadır. Sevgi, itaat ve sadakat, sâliha kadının vasıflarıdır. Bunları ibadet bilecek, kocasını bu hususlarda memnun etmeyi kendisi için en büyük cihad olarak benimseyecek eş, sâliha bir kadındır. Diğer bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (SAV) sâliha kadının şu vasıflarını belirtmiştir : “Yüzüne baktığı zaman kocasını sevindirir, emrettiği zaman itaat eder, yanında olmadığı zaman da kocasının haklarını korur. ”Mümine hanımların kendilerine örnek alabilecekleri Hz.Aişe validemiz, Hz.Peygamberin arzu ve isteklerini fevkalade bir hassasiyetle dikkate aldığı için, Hz.Peygamberin : “-Sen gurab-ul-âsamsın.” iltifatına mazhar olmuştur (Senin gibisine çok nadir rastlanabilir, manâsında). Bazı sözlükler; sâliha kadın için “uygun ve uyumlu eş” demekle, manâsını çok geniş tutmuşlardır. Bu durumda, her aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışına uygun, yani “eşi ile uyumlu” olan kadın, bu sözlüklere göre “saliha” kabul edilmiş olmaktadır. Ancak, “aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışı” nın Yaratan’ın onun için çizdiği programa uygunluk göstermediği hallerde de “eşi ile uyumlu” olan bir kadına, “Sâliha Kadın” sıfatını yakıştırmak isabetli olabilir mi? Bu lügat manâsına itibar edilmeyip, saliha kadınlığın ancak Yaratan’ın insan için çizdiği program dahilinde söz konusu olabileceğini kabul etmek doğru olur. Dünya hayatının saadeti, âhiret hayatının huzuru, dindar aile ve sâliha kadın ile yakından alâkalıdır. Ahmet bin HANBEL’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Resulullah (SAV) efendimizin sâliha hanım, uygun mesken ve iyi bir bineği, insanoğlunun dünyadaki saadet vesileleri arasında saydığı ifade edilmektedir. Hz.Ali (RA)’ nin “Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kinâ azâben-nâr...” duasını çeşitli kadın tiplerine göre yorumlayarak; “Dünyada bir iyilik : Saliha eş, âhirette bir iyilik : Hurûl-iyn, bizi cehennemden koru : Eşine hükmetmeğe çalışan kadın ( el-Meret-üs selita) dan koru.” manâsını verdiği rivayet edilmektedir (Tiybî). Hem Saliha eş, hem de eşine hükmetmeye çalışan eş, her ikiside bu dünya hayatı içinde kurulan aile topluluklarında olur. Aile, karı, koca ve çocuklardan meydana gelen fıtrî bağlar üzerine kurulan küçük fakat sosyal bir topluluk olarak tarif edilebilmektedir. Yüzyıllar boyunca geniş aile yapısını da muhafaza etmemize rağmen, sanayileşme ve kentleşme ile geniş aileden dar aile tipine geçiş olmaktadır. Zamanımızda kitle iletişim vasıtaları fevkalade gelişmiş ve maalesef bunlar hayırdan ziyade şerrin propagandası için kullanılır hale gelmiştir. Güya kadın haklarını savunan, aslında kadını yaradılış programından, yüksek ahlâk ve seciyelerinden uzaklaştıran azgın feministlerin propaganda ve iğfallerine kapılmamak, kendilerini asıl değerli kılacak vasıfları kazanmağa ve yaşamağa çalışmak, bu zaman diliminde yaşayan kadınlarımızın ve kızlarımızın gayesi ve hedefi olmalıdır. Bu zamanda müslüman ailelerine bile bulaşmış manevî hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici aşıları bilmeden ve kullanmadan, sadece yuva kurup aile olmayı düşünmek, basiretsizliktir, tedbirsizliktir; dünya ve âhiret saadetini tehlikeye atmaktır. “-Kadın nasıl olmalı?” sorusunu, erkeklerden önce onların karşı cinsleri olan kadınlar düşünmeli ve gereğini yapmalıdır.
  2. Hıristiyanlıktaki Protestanlık benzeri bir anlayışın İslâm inancı içine yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Dr. Ebubekir Sifil ESAM’da verdiği konferansta önemli uyarılarda bulundu. Sifil Hıristiyanların aynı İncil’e inanmasına rağmen Protestanlık mezhebiyle kilise ve papayı devreden çıkararak herkesin İncil’den ne anlıyorsa onu yaşamasının istendiğini anımsatarak “İslâm’ı dönüştürme çabalarının da varmak istediği nokta burasıdır. Protestan İslâm oluşturmak isteniyor. Müslümanların bunu iyi görmesi gerekiyor” dedi. Dr. Ebubekir Sifil İslam’ı dönüştürme çabalarının tehlikeli boyutlara geldiğini belirterek “asıl tehlike ise dışarıda değil içeriden kaynaklanıyor” dedi. Kanaat önderlerinin İslam’ı dönüştürme çabalarına nasıl katkıda bulunduklarını çarpıcı örnekleri ile anlatan Sifil bu çabaların asıl hedefinin ise Protestan İslam oluşturmak olduğunun altını çizdi. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) bu haftaki konferansına Dr. Ebubekir Sifil konuşmacı olarak katıldı. ‘İslam’ı Dönüştürme Çabaları’ konulu konferansta çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Sifil İslam üzerindeki dönüştürme faaliyetleri incelendiğinde insanlık tarihinde en önemli kırılmanın modern dönemde yaşandığına dikkat çekti. Modernizm dünyevilik gibi kavramlarla din de dahil her şeyin değişime tabi olduğu yönündeki anlayışın bu kırılmanın en önemli noktasını oluşturduğunu söyleyen Sifil Müslümanların da bilinçaltında bu değişimin izlerinin görüldüğünü kaydetti. İşin en tehlikeli tarafının da burası olduğunu ifade eden Sifil “Sembollerimize karşı yapılan saldırıları hemen red ediyoruz ama bilinçaltımızda bizi biz yapan kodlarımızla oynanmasını ise kabul ediyoruz” dedi. İnanç değerlerinin kodlarının da kanaat önderleri vasıtasıyla oynandığının altını çizen Sifil “Dinimize dil uzatanlara hemen refleksimizi ortaya koyarak red ediyoruz ama aynı safta namaz kılanların söylediklerini de ‘esas İslam bu’ diye içselleştiriyoruz” şeklinde konuştu. Bu durumun çok tehlikeli boyutlara geldiğini vurgulayan Sifil “Din kodlarımızı çağdaş terminoloji ile çarpıştığı yerde hemen red ediyoruz” dedi. Modern değerlerin ön plana çıkarılması hayatın bu çerçevede değerlendirilmesi anlamına gelen dünyeviliğin Protestanlık mezhebinin bir ürünü olduğunu bunun sac ayaklarının da gelişme-ilerleme-kalkınma gibi kavramlardan oluştuğunu ifade eden Ebubekir Sifil “Gelişme-ilerleme-kalkınma kavramlarının arkasında da sömürge kölelik ve rasyonalite vardır” dedi. “Bugün sömürgeleşmeden uzak kalarak gelişen bir tane bile Batı ülkesi yoktur. Hepsinin gelişmesi ilerlemesi ve kalkınması sömürerek ve köleleştirerek mümkün olmuştur” dedi. (Milli Gazete 18.04.2008
×
×
  • Create New...