İçeriğe git

Foto

Ayın Kitabı: Temmuz 2012-Batı Tefekkürü Ve İslam Tasavvufu

Batı Tefekkürü ve İslam Tasav ayın kitabı n-f-k.com

  • Kilitli Konu kilitli
Konuda 23 cevap var

#21
Ya-Leyl

Ya-Leyl

    Super Moderator

  • Albay
  • 803 Mesaj sayısı:
İSLAM'DA MERHAMET

İslâmın merhameti ise, merhamet olduğunu bile gizliyen hakiki merhamet!.. Ve İslâmın kılıcı,ucunda şifa taşıyan kaşık... Ama kılıç... Gönül ister ki, o kılıcı kullanan da, o ayak sesini duyuran doktor da bu hikmeti anlayarak yapsın...
Bizde gizli merhametin ne demek olduğunu size bir misalle söyliyeyim... Şimdi anlatacağımı bir Avrupalıya naklettim. “Avrupa’daki bütün merhamet edebiyatının üstünde bir hadise bu” dedi. Merhamet edebiyatı... Hıristiyanlıkta çok korkunçtur o edebiyat...
Hadise şudur: Hazret-i Ebubekir rikkat ve merhameti, Hazret-i Ömer şiddet ve adaleti, Hazret-i Osman hayâ ve edebi –bakın hayâ ve edep ne kadar mühim- Hazret-i Ali akıl ve hikmeti temsil eder. Ve bu dört büyük sahabî insanoğlunu tamamlar. Bu dördü de dört yüzlü bir fanusun, bir fenerin dört camıdır! Nur içerdedir.
Hazret-i Ebubekir o kadar merhametli bir insandır ki, anlatırken ağlamamak mümkün değildir. Bir duası var... Bu dua aynen Bayazid-i Bestamî’ye geçmiştir.
“- Yarabbi diyor; sen kâmil kudret sahibisin. Senin hududun yok... Senden herşey istenir! Ben öldüğüm zaman, yarın ahirette, cesedimi o kadar büyüt ki, cehennemine yalnız ben gireyim ve başka hiçbir kuluna yer kalmasın!..”
İslâmın merhameti budur!
Fakat o, gizli bir merhamettir.
Aynı merhamet, çocuğuna içki cezasını tatbik eden Hazret-i Ömer’de de farksızdır. Ama şiddet şeklinde...
“- Baba der; ölüyorum!”
Babası oğluna cevap verir:
“- Öl!..”
Ve ilâve eder:
“- Allah’ ın huzurunda hesap vereceği ân, de ki, beni babam öldürdü; senin kanunun yerine gelsin diye!..”
Onun içindir ki, Anadolu halkındaki, -Anadoluculuğumuz bu ruhî muhtevaya dayanır- Şeriatın kestiği parmak acımaz sözü buna benzer hikmetlerden gelir.
Sen kanuna inandır bana; ondan sonra istediğin gibi kes parmaklarımı... Ama önce inandır!..

 Ey ademe gitmiş,yok olmuş,helak olmuş zamanlarım,amellerim ve duygularım hepinize geçmiş olsun...


#22
Ya-Leyl

Ya-Leyl

    Super Moderator

  • Albay
  • 803 Mesaj sayısı:
Şu Avrupalı bir nevi zekâ içinde ne muhteşem ahmaktır! Babasız çocuk olmasını muhal görür de din ona bu muhali kabul ettirince bu defa muhallerin muhaline kaçar; yani Allah'ı(C.C) baba kabul eder. Ve babasız yaratıldığını kabul ettiği HZ.Âdem Peygamber hakkında böyle düşünmez...

 Ey ademe gitmiş,yok olmuş,helak olmuş zamanlarım,amellerim ve duygularım hepinize geçmiş olsun...


#23
Kelepir

Kelepir

    Gayretkâr Üye

  • Teğmen
  • 61 Mesaj sayısı:
Kitapta şeriat ve tasavvuf arasındaki ilişkinin açıklandığı kısım gerçekten yakalayıcı. Bazı telakkiler tasavvufu bir bidat kabul etme nadanlığındayken, kimileri de Allah'ın açık emirlerini terk edip yasakladıklarını uygulamanın dinin ruhuna daha uygun olacağını iddia etme yüzsüzlüğündeler. Esas olan şeriattır ve tasavvuf bunun bir tatbik şeklidir. Şeriatın ruhudur, gayesidir, şeriatla çelişmez fakat o bütünü süsleyerek insana Allah'a yaklaşma imkanı sağlar.

Kitaptaki önemli vurgulardan birisi de şeriatın aklın hududunu çizip onu bu hudut içerisinde tam serbestlikle taltif etmesi hakikati... Felsefe aklı ilk basamağa oturtur ve sürekli kendini yalanlar, sürekli birbirinin açığını bulur ve hiçbir kat'i neticeye varamazken; hatta var olup olmadığımız gerçeğini bile neticeye bağlayamamışken şeriat gibi terbiye edici bir hududun varlığı kaçınılmaz bir ihtiyaç. Kitabın geneli de bu ihtiyacın mecburiyetini gösteren pek çok delille ve gerçekle dolu. Aklı çok iyi kullanmak borcundayız, tefekkür ederek onu devamlı işletmemizi bize emreden bizzat Allah'ın kendisidir fakat bunu felsefenin başıboş arayıcılık metodu ile yapmamak durumundayız. Akılcı olmanın popüler bir fikir olarak yüceltildiği çağımızda aklın bir yola girdikten sonra elde edeceği serbestlikle değerli olduğunu bu derecede güzel anlatabilmek gerekliydi.

Kitapta dikkatimi çeken yerlerden bir başkası da Bruno'nun kilise tarafından yakılmakta olduğu sırada sarf ettiği dehşet verici kelimeler. Şöyle demiş Üstad:
'Bu adamı da yakılmaya mahkûm ederler; tam yanarken salibi uzatırlar, eliyle iter haçı (putu) ve hâkimlere bağırır: "Ben ölmekten korkmuyorum, siz bana bu cezayı verirken benden daha büyük bir korku içindesiniz!"...'

Tasavvufun Allah rasulünün batını olduğu izahına takıldım yine. Miraç sonrası Hz. Ebubekir'in O dediyse doğrudur deyişindeki teslimiyetle, Efendimizin tüm getirdiklerine yapışmak ve basit hatlarıyla, satıhta yaşanan hayatın ötesindeki gerçeğe ulaşmak çabası, insanı en iyi tanıyan yüce varlık tarafından gönderilen bu kamil dinde unutulamazdı. İnsanda maddiyatın ötesine ulaşan bir yan var, ruh var. Her ne kadar pek çoğumuz günlük hayatın içinde sürükleniyorsak da gerçeği kurcaladığımızda, çarkların üzerine çıktığımızda veya nefs muhasebesine giriştiğimizde maddenin ötesine giden yola giriyoruz. Bizi hayvanlardan ayıran şey gördüğümüzün, bildiğimizin ötesine nüfuz edebilme becerimiz... Derinlik, dış dünyanın arkasındakini kurcalayıp buralara varma temayülü belki de insanın en kategorik özelliği... Bu gerçek dinde de boş değil. Nasıl ki herkes maddenin arkasına göz atacak güce sahip değil, tasavvuf da herkesin varabileceği bir menzil değil; fakat eksik de değil, karşımızda duruyor, adım atmak veya atmamak bize kalmış...

Son olarak şu alıntıyı paylaşayım, nedense beni epeyce etkiledi. "Bizdik, biz" gerçeğini unutmamak için bu nidayı duymamıza gerek olmamalı...

Velînin biri zikir halinde köşesinde oturuyor. Kapısı vuruluyor... Bir kadın... Türkistanlı bir sultan haremi... Yanında küçük bir çocuk... Gözleri kör... Elinden tutmuş içeri giriyor.

Velî başını kaldırıyor:

"- Bu nedir?"

"- Gözleri kör, açmanız için getirdim!.."

Ona o kadar acı geliyor ki bu söz, şöyle karşılık veriyor:

"- Ben İsa'yı mücerret miyim ki, körlerin gözünü açayım?.."

Ve infialle kalkarken yerinden bir ses duyuyor:

"- O muydu, o muydu açan?.. Bizdik biz!"

Hemen dönüyor velî... Parmaklarını basıyor çocuğun gözlerine ve gözler açılıyor.

Bunlar, üzerinde inanmanın mantığı olan şeyler değildir.



#24
NFK-Fan

NFK-Fan

    Administrator

  • Admin
  • 2.468 Mesaj sayısı:
Selamlar,

Temmuz 2012 ayında incelediğimiz Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu adlı eseri okuyarak bu başlıkta katkılarını esirgemeyen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Başlık kilitlenmiştir ve yakında Ağustos ayının kitabı ilan edilecektir.

Saygı ve selamlarımla
L'état, C'est Moi!..





Batı Tefekkürü ve İslam Tasav, ayın kitabı, n-f-k.com etiketlerini içeren diğer konular