Jump to content

Sign in to follow this  
Miralay

Sizce Başbakan Adnan Menderes Gibi Hata Mı Yapıyor?

Recommended Posts

burada eleştirmeyi istediğim nokta illa ki bir yerlere birşeyler yapma zorunluluğu altındaymışız gibi hareket edilmesidir. mesela akm'yi yıkıp yerine daha kullanışlı bir yapı yapma projesi ya da emek sinemasını ykıp yerine daha iyisini yapmak ya da son günlerdeki gezi parkı projesi.

 

elbette ülkemize katkı sağlayacak herşey güzeldir lakin bazen abartılı olduğunu da düşünüyorum. diğer illerimizin belediye faaliyetlerine bakıldığında özellikle büyükşehir merkez ilçelerinde yoğun olarak sosyal belediyecilik namına bir yarış almış başını gitmektedir. yaşlılar emekliler için konaklar, hanımlar lokalleri, meslek edindirme kursları, gençlik merkezleri, vs,... akıl almaz derecede yatırımlar yapılmaktadır. bunların kararları verilirken gereklilik değerlendirmesi yapılıyor mu ya da bunlara karar verilirken göz önünde tutulan kriterler nelerdir bilmiyorum ama her mahallede bu denli merkezlerin yapılmasını gereksiz görüyorum. ayrıca bunların topluma fikir namına ne katacağını da merak ediyorum. elbette faydası belli noktalarda olacaktır ancak fikir dinamosuna bağlanmadığı müddetçe boş!

 

sözün özü emek sineması çok da umurumda keşke eski çöplük haliyle kalsa bana ne? ya da akm kalsın böyle yıkılana dökülene kadar kullansınlar umrumda olmaz! yapsan da yıksan da yaranamazsın salıver gitsin kendi mezbeleliklerine...

 

bu zihniyet bizim camilerimizi ortadan kaldırdı, yıktı, depo yaptı, sattı, parti binası olarak kullandılar, ne zulümler gördük ne berzahlardan geçtik. bu vatan Müslümanım diyenlerindir ve inşallah kıyamete kadar da öyle kalacaktır.

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

''burada eleştirmeyi istediğim nokta illa ki bir yerlere birşeyler yapma zorunluluğu altındaymışız gibi hareket edilmesidir. mesela akm'yi yıkıp yerine daha kullanışlı bir yapı yapma projesi ya da emek sinemasını ykıp yerine daha iyisini yapmak ya da son günlerdeki gezi parkı projesi.''

 

 

Tencere tava, hep aynı hava...

 

Güzel kardeşim, bu çapulcuların yaptıkları, hükumetin Taksim Projesi için değil, AKM için de değil... Bunların derdi başka... Siz hala ay şöyle olsaydı, böyle yapmasaydı, yok ona ne gerek var, yok buna ne gerek var diye durun, adamlar gerçek niyetlerini çeşitli vesilelerle açığa vurdular zaten... Resmen ve alenen sandık yolu ile deviremediklerini alçaklıkla devirmek...

 

Rezil bir kalkışmayı gelip de Taksim kafesine doldurmanızı, bu kahpe hareketi Taksim muhabbeti ile kamufle etmenizi eğer bilerek yapmıyorsanız, bu fikirlerinizle kime destek olduğunuzun bir muhasebesini iyi yapın da, bazı marjinal terör örgütlerinin saf kullanıcıları olmayın. O garip nazarlarınızı biraz Taksim dışına çıkarın da, asıl oynanan oyunu görün.

 

Amma illa ki Taksim diyorsan, o binaların ufak bir depremde yerle bir olacağını, o bina müdavimleri bile biliyor... Devletin görevi de böyle bir tehlikenin önlemini almak... Üstelik oralar yıkılmakla kalmayacak, oranın ruhuna uygun yapılaşmaya gidilecek... İşin bir başka yönü de, 2011 seçimleri öncesi üstelik animasyon destekli görüntülerle projelerini anlattı şimdiki hükumet... O projelerin içinde bu Taksim Projesi de vardı... İstanbullular bunu bile bile o projelere oy verdi...

 

Hadiseye İslami açıdan yaklaşırsak, o malum gezi parkı serserilerin, ayyaşların, hapçıların, sapıkların mekanı olmuş... Benim kardeşim orada askerlik yaptığı için oranın nasıl tehlikeli bir yer olduğunu çok anlattı... Bu durum da ora sakinlerine büyük huzursuzluk veriyor. Yeni yapılacak proje yardımı ile bu pislik de ortadan kaldırılmış olacak ki, oranın huzuruna sağlamak devletin bir başka yönden görevi...

 

Şimdi oldu mu?

 

Taksim'in bahane olduğunu anlayın, hadiseyi farklı noktalardan tahlil edin...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Suriye'de 100.000 insanın öldürülmesini, milyonların yuvasından olmasını seyreden batı, taksim'deki onüç ağacın başka yere nakline kıyamadı!

 

Metin KARABAŞOĞLU

 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Vay be, kraldan cok kralcilik ne demekmis ayn'el yakin idrak ettim simdi. Ben her ortamda Ak partiyi savunmus, desteklemis ve Ak partiye oy vermis bir insan evladi olarak Taksim'deki gezi parkina dokunulmasini istemiyorum. Isin ilginci 1 hafta once bu durum umrumda degildi. Ne zaman ki polis sabahin erken saatlerinde 3-5 celimsiz tuzukuru insani savastaymiscasina tartakladi, cadirlarini yakti; polisin resmen zalimlik ettigine kanaat getirdim. Ayni gorusleri paylasmasam da, herhangi bir idaolojik gruba mensup olmadigini bildigim arkadaslarimdan oraya gidenler oldu. Dayak yediler, kafalarina biber gazi kapsulu isabet etti, bir tanesinin kafatasinda catlak olustu ve hastanede su anda. Basbakanimiz "neler oluyor" demek yerine "tencere tava, ayni hava" dedigindeyse artik kararimi verdim ki ya basbakana olaylar cok yanlis lanse ettiriliyor, ya da 3 secimdir o koltukta oturmasindan dolayi birikmis kibirden mutevellit olaylari yanlis yorumluyor.

 

Kalabaligin oldugu yerde her turlu provakator olur. Kimisi bir ideolojinin kopegi, kimisi olaylari degerlendirip kendi dusuncesiyle hareket etmekten aciz ve kim ne derse onu yapar, kimisi ise sirf sagi solu kirip harap etmekten sadistce zevk aldigi icin orda. Bunlar var.

 

Fakat kurunun yaninda yasin yanmasina gonul razi olmuyor. Itidal cagrisi, CUmhurbaskanimizinkine benzer bir ozelestri ve sefkatli bir yaklasim en basindan herkesi yatistirabilecekken olaylari "15-16 agac icin" kalibina hapsetmek mantiksiz ve ferasetsiz geldi bana.

 

Evet arkadaslar ben bu mevzuda Basbakanimizin yaklasimini dogru bulmuyorum. Kendisini savunma ihtiyaci hissetmiyorum. Kibir ve enaniyet seziyorum zira kendisini bulundugu makamdan edecek herhangi bir tehdit unsuru olmadigi halde hala daha boyleymiscesine saldirgan tavirlar sergiledigini dusunuyorum.

 

Evet simdi beni de otekilestiriniz. Sizle ayni fikirde olmadigim icin beni de aptal yerine koyunuz. Cevap yazarken ellerinizin sinirden titrediginden bahsediniz. Asagilayiniz, laf anlatilamaz oldugumdan, capulculugumdan dem vurunuz. Bana koymaz, zerre aldiris etmem ama uzulurum. Zira butun bunlari yaparken elestirdiginiz insanlarla ayni hasletleri paylasiyor hale geliyorsunuz. Kardesim diye hitab ettigim kisileri taniyamaz oluyorum.

 

Son olarak sunu soylemek isterim, bazi sebeplerden oturu uzunca bir sure Amerika'da yasamak zorunda kaldim. Bu adamlarin bir sehir konseyi var, 10-12 kisiden olusuyor. Sehir ile ilgili verilen her karari oylayarak aliyorlar. "bos olan" araziye alisveris merkezi gelsin mi gelmesin mi diye oylama yapmislardi en son. Karar: bu kucuk nufuslu sehre 2 alisveris merkezi yeter. Fazlasi kucuk esnafi bitirir: Red.

 

Ben dine hurmetkardir diyerek bu partiye oy verdim ama benim adima, bana ragmen herseyi yapabilecegi anlamina gelmedigini dusunuyorum. Yonetici dedigin elestriye tahammul edebilmelidir.

 

 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sultan II. Abdülhamid Han Hazretleri devrinde sözde demokratlık için İttihatçılar padişaha baskı yapmış ve meşrutiyeti getirtmiştir. 31 Mart olaylarında halk ve askerler İttihatçıların kendilerinden olmadığını, din düşmanı olduğunu görünce ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmaya Topçu Kışlası'ndan olan dindar askerler de katılmıştır ki Kemalistler Topçu Kışlası'na gerici yuvası derler.

 

İnönü devrinde İnönü bu Topçu Kışlasını yıkar ve ortasına kendi tipsiz heykelini diker.

 

Menderes devrinde Menderes bu tipsiz heykeli oradan kaldırır ve bir kenara atılmasını ister.

 

Şimdi geldik Erdoğan devrine. O Topçu Kışlası oraya dikilecek! Topçu Kışlası Osmanlı'dan kalma tarihî bir eserdir.

 

Kışlanın mimarisine bakılırsa orta kısmı ağaçlıktır. Kışlanın bir kenarına AVM yapılırsa yapılır ama şu ana dek sadece yayalaşma, yolları genişletme çalışmaları yapılmıştır.

 

Başbakan Erdoğan'ın yanındayız! Dik dur eğilme bu millet seninle!

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Iste bu inatci tavir gozleri kor ediyor, kardesi kardese dusman ediyor. "Yapilacak !!! " Ne kadar da zorba cabir soylem. Ben gibi apolitik bir garibin bile tepkisine mazhar oluyor. Tarihi eser dediginiz malesef bugun yerinde yeller esen bir mekandir. Yeniden yapildiginda tarihi eser olmus olmayacak. 2013'te insa edilmis bir taklit bina olacak. Bir guc gosterisinden daha ileri bir anlami olmayacak malesef. Bazilari icin birlik, beraberlik ve kardeslikten cok guclu olanin yaninda olmanin verdigi nefsani zevk daha onemli malesef. Keske bu motivasyon Ayasofya'nin ibadete acilmasi gibi manevi olarak "gercekten" onemli bir mevzuya kanalize edilebilse.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

nefrazde, siz Ayasofya işine de karşı çıkarsınız... Yarın birgün o işe de bir adım atılsın, siz ona da bu saçma fikri yapı ile karşı durursunuz...

 

Başbakan yumuşak tavır takınacak, bu çapulcular işine gücüne dönecekler, öyle mi??? Sen öyle mi sanıyorsun???

 

Bunlar bulutlarda yaşıyorlar veyahut ben başka ülkede yaşıyorum...

 

 

''Fakat kurunun yaninda yasin yanmasina gonul razi olmuyor. Itidal cagrisi, CUmhurbaskanimizinkine benzer bir ozelestri ve sefkatli bir yaklasim en basindan herkesi yatistirabilecekken olaylari "15-16 agac icin" kalibina hapsetmek mantiksiz ve ferasetsiz geldi bana.

Evet arkadaslar ben bu mevzuda Basbakanimizin yaklasimini dogru bulmuyorum. Kendisini savunma ihtiyaci hissetmiyorum. Kibir ve enaniyet seziyorum zira kendisini bulundugu makamdan edecek herhangi bir tehdit unsuru olmadigi halde hala daha boyleymiscesine saldirgan tavirlar sergiledigini dusunuyorum. ''

 

Bak bu yukarıdaki yazı sana ait nefrazde... Sen ne yazdığının farkında bile değilsin?

 

Yahu ben bu kafası havada olanlara anlatamıyorum herhalde...

 

Kardeşim, Başbakanın üslubunun neresi sert? Adam daha ne desin??? Siz laf anlamıyor musunuz?

 

Başbakan diyor ki, masumane yapılan demokratik taleplere can kurban!!! Aç gözlerini, iyice oku... Bak bir daha yazıyorum... Demokratik taleplere can kurban!!! Bir tutturdunuz üslup müslup gidiyorsunuz, siz başka bir halt bilmez misiniz? Siz uzayda mı yuvarlanıyorsunuz???

 

Bir şehir konseyi varmış da... Eğe... Sonra... Bunlar o şehre yapılacak bilmem neler için oylama yapıyorlarmış da... Bak, tekrar yazıyorum, 2011 seçimleri öncesinde bu proje halkın beğenisine sunuldu... Hem de animasyon şeklinde... Anladın mı? Hayır yani anlamıyorsunuz da... Sonra halk bu projeleri gördü, Ak parti seçildi, İstanbul'da da seçildi... Bak tarihe dikkat et, 2011... Şimdi biz hangi tarihteyiz? 2013... Sonra bu proje belediye meclisinde görüşüldü... Nerede? Seçilmişlerin olduğu belediye meclisinde... Belediye meclisi yani, anladın mı? Bak anladın mı??? Bu proje o meclise geldi ve oy birliği ile kabul edildi... Neymiş??? Oy birliği... Tekrar yazıyorum bak... Oy birliği... O mecliste kimler de vardı? CHP'liler... Tamam mı? Şimdi sen bir kağıda Amerikan hatıranı yaz, sonra onu al bir çöplüğe at, emi!!! Yahu ben sana daha ne yazayım?!

 

 

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

hacegan bey bilmem farkında misiniz ama çok itici durmaya basladiniz. Saha sakin muzakere edilebilir. Ayasofya da da gereksiz fikir uretecekmisiz. Lutfen sağlıklı cumleler kurun. Tayyip uslubunu dondugunde yumusatti. Cumhurbaskaninin yumuşatıcı tavrı da basbakani kamile amaçlı oldu. Donen oyunlarin ne Derin emeller tuttuğunu biliyoruzz topraklarimizda ne haince planlar donuyor onu da biliyoruz. sadece basbakan sert tavriyla onlara mahal vermemeli konduğunudeşi o kucaklayici tavrını hep surdurmesi diyoruz. Hem burada kadir bey yeterince reklamini yapamadik iyi duymadık da dedi. Kabul edelim buradaki tutum hatalı ve ve eksiktir biraz eleştiri kabul edelim ya bu nedir, ne kadar acemice davraniyorsunuz. Ben bu adamın arkasında durmaya mecburuz diye bir cumle kurdum ama bırakın tenkid hakkimiz da olsun değil mi. .

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Devlet baba kışın doğal gaz zammına yazın biber gazına boğuyor. Tanrim ne bereket. Biraz da bardağın dolu tarafını gorun arkadaslar

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Mümin... Cümlelerim oldukça sağlıklı, hasta değil... Ben de gayet sakinim... Keyfim de yerinde... İtici durmaya başladıysam, sen de kendi işine bakarsın olur biter... Ben böyleyim, sert olacağım... Siz de sert olun... Yöneticiler de itici bulmaya başladılarsa beni, atarlar buradan olur biter... Biz burada ısrarla anlamayan kafalara bir mesele anlatmaya çalışıyoruz...

 

Günlerdir Cumhurbaşkanı ile başbakan ve hatta Bakanlar hakkında fitneler ürettiler... Gülen hoca ile Erdoğan arasında türlü fitneler ürettiler, ortalığa yaydılar... Erdoğan ile Gül'ün fikirleri arasında işin daha başından beri bir görüş ayrılığı yoktu... Bu sarf ettikleri söylemlerinden belliydi... Birisi daha yumuşak bir dil kullanmış olabilir ama Erdoğan'ın kullandığı dil de çok sert değildi. Hatta ben daha sert olmasını bile istedim...

 

Lütfen Üstadın 'Benim Gözümde Menderes' kitabını okuyun... Orada Üstadın Menderes'e önerdiği fikirlere bir bakın... Üstad neler diyor orada, neler...

 

Soruyorum: Erdoğan kime karşı sert üslup kullandı??? O sert üslubun muhatabı kim???

 

''sadece basbakan sert tavriyla onlara mahal vermemeli''

 

Kusura bakma ama Mümin, ben böyle saçma bir cümle duymadım... Sert tavrı ile kime mahal vermeyecek? Ya ben bu fikri anlamıyorum? Sizin derdiniz ne, siz ne demek istiyorsunuz???

 

Meselenin ilk anındaki tutum yanlış olabilir... Bu süreç içerisindeki yapılan yanlışları kabul ediyorum... Ama bak... İyi oku... Şimdi... oradaki, yani Taksim'deki ilk müdahalede hata olabilir... Burası tamam... Ama bütün bu olanların sebebi oradaki bir hata değil... Değil... Niye değil? Yahu bu tür hadiselerin olacağının istihbaratı 2/3 ay önceden alındı... Adamlar zaten bir kalkışma, bir isyan yapacaklardı, bu bekleniyordu, Başbakan bunu biliyordu... Evet, bir bahane gerekiyordu... Ve o bahaneyi buldular... İşte o Taksim'deki ilk müdahale bu işin bahanesi oldu... Buraya kadar anlaşıldı mı??? Peki, anlaşıldı kabul edelim... Ben diyorum ki, işin bahanesi ile uğraşmayın, çünkü bu iş o bahaneyi aştı... İşte oradan yani ilk müdahaleden yola çıkarak Erdoğan'ı suçlayamazsınız... Geçelim...

 

Erdoğan daha hadiselerin ilk saatlerinde polisin yaptığı bazı sertliklere karşı ki bunlar çok azdır, soruşturmaları açmıştır... Müfettişler görevlendirilmiştir... Adam daha ne yapsın???

 

Şimdi... Taksim'deki hadiseyi bahane edenlerden söz etmiştim... Marjinal sol örgütler bu ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, yani seçimlerde yüzde 0,1 gibi bir ağırlığa sahipler... Neyse... Bu sol örgütler ülkede bir tabana sahip olamadıkları için, bunların işi gücü ellerine geçen her fırsatı istismar etmek, oradan kendilerine bir yol bulup hedeflerine ilerlemek... Bunlar sandık yolu ile hiçbir şey yapamazlar... Marjinal sol örgütlerin hiç bırakmadıkları bir huyu da, ellerine geçirdikleri her şeyin istismarını yapmak... Bu oyunu daha iyi anlamak için, Üstadın bazı kitaplarına bakın, mesela 'Vesikalar...' kitabına bakın... Bu adamlar İstiklal Savaşımızı ve sonrasında olan o bildik inkılapları bile istismar ettiler... O dönemki kadro ekibine bir bakın mesela...

 

Erdoğan'ın, o sizin sert bulduğunuz üslubu işte bu istismarcılara idi... O üslup adresini buldu, siz merak etmeyin... O ilk müdahaleye karşı bir üslubu olmadıki Erdoğan'ın... İşte sizin buradan yola çıkarak yaptığınız Üslup eleştirisi, işte şu anlattığım sebeplerden havada kalıyor...

 

Şimdi soruyorum: Erdoğan bu istismarcılara kızmasın mı? Menderes, Necip Fazıl'ı dinlemedi; Erdoğan'da dinlemesin mi???

 

O marjinal sol örgütleri küçük görmeyin... Sinek küçüktür ama mide bulandırır... Bunların ülkeye verdiği zararlar hangi boyutlara ulaştı, biliyorsunuz...

 

Ben bu sitenin gerçeklerden bu kadar kopuk olduğunu bilmezdim... Oynana türlü oyunlara hazırlıksız kalacağını tahmin edemedim... N-F-K kardeşim... Bu sitede işin zor...

 

Ha bu arada üslubumda değişme olmayacak... Bakalım üslup eleştiri yapan sizler, nereye kadar üslup abidesi kesileceksiniz...

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Evet "yapılacak!"

 

Başımızda tepeden inme bir diktatör yok. Başımızda Mustafa Kemal gibi bir adam yok.

 

Erdoğan demokrasi ile seçilmiş millet aşıklısı bir adamdır. Elbette yapacak, hizmet edecek!

 

Sandığa saygı. Madem demokrasi, işte demokrasi.

 

Haaa ama bunların derdi demokrasi değil, orası ayrı. Bunlar şeriata karşı bir diktatörlük peşindeler.

 

Bunlar ne Müslüman olabilmiştir ne de demokrat.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bir de tehlikenin farkında mısınız??? Şaka şaka...

 

Farkında mısınız? Muhabbetlerde pek ağaç geçmedi... ilginç...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sevgili arkadaşlar konu biraz sertleşmeye başladı sanırım.

Bence halkın nazarında beş para etmez bir konunun bu kadar uzaması bile hatadır.

Bizim Üstad'ın tabiriyle basınımız "Babıadi" olduğu müddetçe, deveyi pire yapma hastalığı olacaktır...

Bence hükümetin yapacağı geri adım atmamaktır....

Kesinlikle bu işte geri adım atarsa, her konuda hükümeti emin olun ki, böyle marjinal kesimle sıkıştırmaya çalışacaklardır...

Başbakan'ın üslubunu eleştirenlerin hiçbirinin, sözde Taksim platformunun önerilerini ağızlarına bile almadıklarını net bir şekilde görürsünüz...

Tamam Başbakan'ın uslubu eleştirilebilir fakat, bundan çok çok önemli konuda, bunların sanki yabancı devlet valisi gibi, gelip 7 tane öneri sunmalarıdır...

Asıl üzerinde durulması gereken budur...

Ama bakıyorum da, konu malesef bu mehvalden değil de, ağıza bile alınmaya gerek olmayacak şekilde üslup ekseninde gelişiyor...

Bu şuna benziyor, Başbakan'ı havaalimanıanda karşılamaya giden grubun attığı attığı sloganları, "yol ver gidelim, taksim'i ezelim" sloganı çok tartışmaya konu eden ama, Taksim'deki grupların dükkanları yağmalamasını, ekonomiye 100 milyon TL zarar açmasına, borsadan milyar dolar paranın buhar olmasına takılmayan sözde aydınlarımıza benzetiyorum...

Lütfen gerçek konuya takılalm, kimse başbakanın üslubundan dolayı bu meydanlara çıkmış değildir,

Başbakanın sırf İmam Hatip Lisesi mezunu diye varlğna tahammül edemeyen bir kesim vardır...

Başbakan ağzıyla kuş tutsa, bunlara yaranamaz....

Hala baz arkadaşlar ya anlamıyorlar olayları, ya da anlamamazlıktan geliyorlar...

Ülke kutuplaştı, adamlar hala başbakanın üslubuna takılıyor,

Solcu marjinal kesim bütün gücüyle alanlarda fakat, bazı arkadaşlar hala üsluba takılıyor...

Bir arkadaşın dediği gibi, benim için Taksim'e gezi parkının yıkılıp yıkılmaması çok önemli değildi, ama emin olun ki, bu hem bizim için hemde artık ülke için hayat memat meselesi haline getirildi....

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

sivil itaatsizlik her demokraside vardir,var olacaktir fakat bu olaylari o eksenden alip siyasi bir direnise,vandalizme surukleyenler de asil suclulardir.bunun da otesinde gidip yabanci basina onbinlerce dolar toplayip ilan vermek,abi bir el atin mesaji mi vermektir yoksa uslanmaz bir eziklik midir,bilemedim.

ben bu yasananlari bir bolunme olarak degerlendirmiyorum.marjinal olmak icin ahlaksizlasanlari,provokasyonla beslenen 'le 68' taifesini,her turlu kargasada ilk konan akbabalari,gine getiren ulusalcilari,iflah olmaz kasarlanmis sosyalist cakallari,rahat batmis sanatcilari yani kisaca bu tepkili grubun icindeki tum apileri kenara ayirin,o zaman ortada ayrisma edebiyati yapacak malzeme de kalmaz.ama birileri de bu marjinallikten ekmek yiyecek..

homojen bir toplum muyduk biz?hayir.o zaman boyle kitlesel silkinisler olur.her ulkede olur.gezi parki zaten dogal o.assayas seti olmus.bohem takilan genc bir kitle var ekseriyetle.demek ki tepkileri var.bu insanlarin orada kollektif bir dogal surec yurutmeleri,basta bahsettigim amipler olmazsa kimseye zarar vermez.

bu hosgorulu yaklasimimdir,siyasi olani da sudur,

o ozgurlugumuz kisitlaniyor diye ciglik atanlar da kafayi azicik kaldirip sinir disini gorsunler.baskici rejim nedir,fasizan yonetim nedir ve nasil olur ogrensinler,yeteri kadar film cevrildi.

 

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Öncelikle NFK-Fan: Sanırım yanlış anlaşıldım, sitede ifade özgürlüğünden bahsetmiyorum, öyle olsaydı zaten bunları buraya yazmamız pek mümkün olmazdı. İfade özgürlüğünden çekmiş bir insan olan Üstad ile ilgili bu sitede memlekette ifade özgürlüğünün gerekliliğini tartışmanın yersiz olduğundan bahsediyorum. Dini konular hepimizin hassas olduğu noktalar, bunlara dil uzatılmasına veya suistimal edilmesine (bu dil uzatılmasından çok daha tehlikeli bana göre, dil uzatanın safı bellidir en azından) hiçbir şartta göz yumulamaz elbette.

 

 

Hacegan gönül isterdi ki şurada efendi gibi tartışalım, buraya yakışacak olan budur. Ben yine efendiliğimi korumaya çalışmakla birlikte seninle aynı dili kullanmamaya gayret edeceğim.

 

Gelelim mevzuumuza;

Öncelikle meselenin bu kadar kişiselleşmesini istemezdim ama bunu isteyen sensin, e beni tokatla diyen adama merhametle yaklaşılmaz değil mi?

Samimiyetle söyleyeyim ki sana acıdım, bunu seni aşağılamak, kendimce komplekse girmeni sağlamak için vs. yazmıyorum, gerçekten acıdım. Ya okuduğunu anlamıyorsun ya da at gözlükleri ile yaşıyorsun, sayende anladım ki kusur bende değil.

 

Neyse, polis müdahalesiyle ölüm yok demişsin. Hatay'daki eylemciyi yine eylemciler mi öldürdü sence? Bunu vicdanına sor, eğer eylemciler öldürdü diyorsan benim buna diyecek birşeyim yok. Hani ölüm yok da el insaf be kardeşim gözü çıkan, uzuvlarını kaybeden, beyin kanaması geçiren insanlar da mı yok? İlla ölsünler mi Tayyip çıkıp siyasi şovunu yapacak, sizler burada başbakan geri adım atmadı oooohhh gururumuz okşandı diyeceksiniz diye? Nasıl bir kafaysa artık.

 

Hadiseyi anlamadığını birkez daha açık açık gösterdin, kimse sorgulanmasın mı dedim ben? Okuduğunu anlamakta sıkıntı çekiyorsun arkadaş, hakkatten kafa iznine ihtiyacın var. Senin için yönetimden senin istediğin şeyi birde ben istemiş olayım.

 

Maşallah niyet okuyuculuğuna da başlamışız, tamamdır. Gerçek niyet neymiş arkadaş? Tayyip'in ne yaptığını merak ediyorsan anlatayım. Son zamanlarda yaptığı provakasyonlarla safları sıklaştırdı hazret, nasılsa %50 oyum var, bunu muhafaza edeyim yeter diye düşünüyor. Yaptığı provakasyonlarla da sen ve senin gibi düşünenleri böyle ahkam kesmeye sevkediyor. Oldukça da başarılı buluyorum bu konuda, bu olayların başında bu adam ne yapmaya çalışıyor diye düşündüm pek anlam veremedim ama sen ve senin gibi ahkam kesenleri görünce dank etti. %50'yi cepte bilelim de gerisi teferruat mantığı var. Şunu da söyleyeyim, burada senin yaptığın gibi niyet okuma yok, adamın yaptıkları ortada.

Taksim'e ne yapılırsa yapılsın, çok umrumda olduğunu falan mı düşünüyorsun acep? Siz ne yaparsanız yapın, ben dediğimi yaparım tavrına insanların tepki gösterdiğini hala anlamış değilsin.

 

 

Yalan olan maddeler şunlar, ilk ikisi dışındaki dördü yalan:

971675_665939400089633_259847675_n.png

 

 

Hani insana derler ki arkadaş hadi bu dört madde var, e peki bu adamların bir maddesi nereye gitti? Hani bu liste 7 maddelikti? Git önce Arınç'a verilen listede neler var öğren sonra sen misin yalanı söyleyen ben mi karar ver.

 

 

Komedya. Kesinlikle tam bir komedya. Normal bir vatandaşın istemeyeceği bir madde görememek mi? Düpedüz çapulcu kardeşlerimiz hükümete meydan okumuş, bu maddelerle. Bir tanesine bile kulak asılsa var olan ve olması gereken tüm otorite, saygınlık ayaklar altına alınır. Kendi içimizi geçtim, salyalarını akıtarak baştan beri tüm olayları noktasına virgülüne takip eden dış basına ve mecranın da ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Rezillik cabası. O sokaklara dökülen eylemcilerin, tek dertlerinin bu 7 madde olduğuna inanıyor musunuz Allah aşkına? Ben inanmıyorum. Safsata hepsi. Bu maddeler yerine getirilmeye kalksa, alacakları güçle 'Oligarşi mezara halk iktidara' naraları atmaya başlamayacak mı sevgili kardeşlerimiz? Durun ya zaten buna benzer bir şeylerin çığırtkanlığını yapıyorlardı de mi? Bu kadar masumca sebeplerden ötürü yakıp yıkmaları, halk darbesi ayaklarıyla ellerinde tencere tava gezmeleri 7 tanecik maddenin önemini bir kez daha vurguluyor. Yersen!

 

 

Hayır meydana inersin hükümete meydan okursun, hükümet der ki gel görüşelim gider hükümete taleplerini iletirsin meydan okursun e nasıl olacak bu iş?

 

Bu 7 madde sağlandı da eylemciler yok kardeşim biz bu işten vazgeçmeyiz mi dediler? Bu hükümet ifade özgürlüğüne izin verecek çapta bir hükümet midir ki bu 7 maddeyi gerçekleştirsin?

 

Yok bilmem şunun ekmeğine yağ sürmüş oluruz da, yok bilmem ne, e hani istikrar vardı, başarıdan başarıya koşuyordu ülke ekonomisi, çok ileriye gitmiştik? Bu 7 maddecik dediğiniz maddeler mi tüm bu saydıklarınızı yapacak?

Bir yerde bir yanlış yok mu sizce de?

 

Son olarak tam adamı Yiğit Bulut'un videosu da başlığa cuk oturmuş hadi. Bu adamın dönüşümünü gözünüzün önünden geçirmenizi tavsiye ederim.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

mecal, sen efendiliğini bozma, aynen devam et...

 

Bir insan yalan yazar da, arkadaş böyle aşikar bir şekilde yapmaz ki... Kardeşim sen hangi ülkede yaşıyorsun??? Sen sarhoş falan mısın???

 

İlk ikisi dışındaki dördü yalanmış... İyi o zaman... Sen Akit kaynaklı gösterdin...

 

Ben de sana Milliyet ve Sabah kaynaklı göstereyim:

 

''İşte Taksim Dayanışması Platformu'nun talepleri:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kamuoyuna 27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı'nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadır.

Öncelikle hayatını kaybeden Abdullah Cömert ve Mehmet Ayvalıtaş’ın ailelerinin acılarını paylaşıyor, yaralanan binlerce yurttaşımıza acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.

Ne yazık ki, toplumun demokratik ve insan hakkı eksenli taleplerinin barışçıl ve demokratik şekilde ortaya konmasına karşı iktidar şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına devam etmektedir. Tek bir yurttaşımızın burnunun kanamadığı, gerilimlerin ortadan kalkarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal iklime bir an önce kavuşmak için yoğun çaba harcadığımızın bilinmesini isteriz.

Bu nedenlerle; Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki taleplerin Hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için somut adımların atılmasını bekliyoruz.

• Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
• Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara,Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını, Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
• Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.

Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.00'dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerinin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşananları “marjinallikle” açıklamaya çalışmak görmezlikten gelmek anlamına gelir. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda “yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı ve buna kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile büyük bir toplumsal tepki gösterdikleri; “biz varız, buradayız ve taleplerimiz var” biçiminde yanıt verdikleri görülmektedir.

Yükselen bu tepkinin içeriğinin; “başta 3. Köprü, 3. Havaalanı, Kanal İstanbul, AOÇ ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısına ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşun ve barış talebinin, alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadınların bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direncin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin, yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri” olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz.''

 

Yukarıya alıntıladığım Milliyet kaynaklı...

 

İşte bir alıntı daha:

 

'* Gezi, park kalsın. Taksim'de gösteri yasaklanmasın

* Üç ilin vali ve emniyet müdürü görevden alınsın
* Gaz bombası ve benzerinin kullanımı yasaklansın
* Gösterilerde gözaltına alınanlar serbest bırakılsın
Taksim'de başlayan tüm Türkiye'ye yayılan Gezi Parkı eylemlerinin ardından ilk sıcak temas dün yaşandı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı eylemleriyle ilgili Taksim Dayanışması heyeti üyeleriyle Başbakanlık'ta bir araya geldi. Platform üyeleri Arınç,'a taleplerini içeren belgeyi iletti. Taksim Dayanışması'nın talepleri şöyle:
bullet.jpg Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağı ve projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmalı, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimler durdurulmalı.
bullet.jpg Binlerce insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmalı.
bullet.jpg Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmalı.
bullet.jpg Direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalı, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmalı.
bullet.jpg 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye'deki tüm meydanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmeli.
bullet.jpg Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda "yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme" biçiminde algılandığı ve buna yanıt verdikleri görülmeli. TMMOB Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Kahraman da çıkışta yaptığı açıkamada şunları söyledi. "Yükselen bu tepkinin içeriğinin; 'başta 3. köprü, 3. havalanı, Kanal İstanbul, AOÇ ve HES'ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı'na ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşunu ve barış talebinin, Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadın bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direncin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri' olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz" dedi.'

 

Şimdi yukarıya alıntıladığım da Sabah kaynaklı...

 

Üstelik Milliyet kaynaklı haber video destekli...

 

mecal, bunları bir oku... Mesela TRT Haber sitesi de 7 maddeyi vermiş... şimdi sen bu yazılanlardan ne anlıyorsun? Hakikaten merak ediyorum...

 

O ölümlere gelecek olursak... Yaz bakalım o hadiseleri... O ölümler nasıl olmuş... Niye yazmıyorsun??? O ölümlerin nasıl gerçekleştiğini ayrıntısı ile yaz, biz de okuyalım... Sen yazana kadar ben yazmayacağım...

 

Yok o eylemcinin şuyu çıkmış, bunun buyu kırılmış... Yaralı sayılarını karşılaştırmalı yaz bakalım... Tabi Polisler memur oldukları için, onlar kendilerini savunamıyorlar, yaralı resimlerini medyada paylaşamıyorlar...

 

mecal, sen bir yalancısın...

 

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Neyse... Ben sizinle boşuna vakit geçiremem...

 

Ne haliniz varsa görün...

 

Benim bu mevzu ile yazdıklarım yeterli... Artık dönüp dönüp oraya bakarsınız...

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Mecal ciddi ciddi sen akıl tutulması yaşıyorsun..

Tamam her insanın bir ideolojisi vardır, ve de bu ideolojisi birçok olaya o ideolojik gözle bakılmasını sağlar fakat senin yaptığın da düpedüz yandaşcılıktır..

Hatay'daki ölümden bahsetmişsin, eğer gerçekten bu olayda bu gencin cinayeti polis tarafınan işlendiyse unutma ki, kimse onu savunmaz..

Olaylar karşısında unuttuğumuz bir noktada, polislerin de insan olduklarıdır...

Göstericiler her türlü şekilde kesici, sopa, v.b materyallerle saldıracaklar, küfürler edecekler, duvarlara küfürlü yazılar yazacaklar, sen onlardan, onların hepsinden dört dörtlük polislik görevini yapmasını bekleyeceksin...

Kusura bakma, böyle birşey geçmişte mümkün değildi, şimdi de mümkün değil, gelecekte de mümkün olmayacaktır....

Çünkü bu bahsettiğin konu insan fıtratıyla doğrudan alakalıdır....

Peki göstericiler karşısında sadece verilen emri yapmakla görevli olan, ideolojik kişiler bunu bile unutuyorlar, polislerden kaç kişi yaralanmış, ya da şehit olmuş....

Diyelim anlattığın gibi hükümet bunlar gerçekten bu kadar etkileyecek yanlışlar yaptıysada, bu insanların yaptıkları eylem ne kadar doğrudur?

-Gece tencere tava çalarak insanların huzurunu bozmak, araba yakmak, kamu malına zarar vermek, facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde provakasyonlar paylaşmak,

Adama demezler mi?

Hırsızın hiç mi suçu yok??

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

#direnhacegan falan yazmamı bekliyorsan kusura bakma azizim, direnme, kafa izninin sana yarayacağını düşünüyorum.

 

Bak canım kardeşim, tekrarlıyorum eylemcilerin hükümete verdikleri listede daha önce de yazdığım 7 madde tek var. Hes mes yok orada, hükümetle görüşmelerinden sonra basın açıklaması yaptılar, onlardan bir tanesi de bu tepkilerin sebebi bunlardır dedi. Okuduğunu anlamaya gayret et, bu şahsi ricamdır.

 

Türk Tabipler Birliği'nin açıkladığı rakamlar şunlar (birde gözaltı korkusundan hastanelere gitmeyenleri de işin içine katarsak olay başka bir boyuta taşınır):

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Taksim Gezi Parkı eylemleri ve sonrasında ülke geneline yayılan eylemlerde polisin uyguladığı şiddet sonucu yaralananların sayısının 48'i ağır, 4 bin 785 olduğunu, biri polis 3 kişinin de hayatını kaybettiğini açıkladı.

TTB'nin tabip odalarından ve hekimlerden elde ettiği verilere göre, 6 Haziran Perşembe günü saat 20.00 itibariyle eylemlerde polisin uyguladığı şiddet sonucu 48'i ağır, 4 bin 785 kişi yaralandı. 3 kişinin hayatını kaybettiği, 2'si Ankara'da, 1'i Eskişehir'de 3 kişinin durumunun kritik olduğu, 18 (ağır/kırıklı) kafa travması, 10 kişi gözünü kaybettiği, 1 kişinin dalağının alındığı bildirildi.

 

 

Polis öldürdüğü adamı çıkıp ben öldürdüm der mi arkadaş? Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim :)

Kaldı ki önceki mesaja da yazdım illa ölmeleri mi gerek? Bir gözünün polisin sıktığı biber gazı kapsülüyle kör olduğunu düşün, çok değil birazcık empati, belki ne dediğimi anlarsın.

 

 

Çok merak ettiysen yaralı polis sayısı bakanın açıklamasına göre 500'den fazla, yani eylemci sayısının 9,5 te biri.

 

Demem o ki yalanın alasını sen söylüyorsun, üstelik bunu öyle bir süslüyorsun ki söylenen şeyleri çarpıttığın, belki de -istemeden diyelim hadi hüsnü zan yaparak- yanlış anladığını pek çaktırmıyorsun.

 

Diren hacegan, ne olursun diren, durup durup yalancılıkla isnat etsende (bunu söyleyecek birşeyin olmadığı için yaptığını görüyorum) seninle tartışmak eğlenceli.

 

 

Miralay:

Akıl tutulması senin desteklediğin şeyler için sıkça kullanılan bir tabirdi bu eylem olayları esnasında. Hani burada bu kararı veren bir kişisin ama onu hükümet için söyleyenlerin sayısı oldukça fazlaydı.

 

Hatay'da eylemci genci kim neden öldürsün, Türkiye'nin her tarafında eylemler yapıldı, eğer eylemciler tarafından öldürülen insanlar olsaydı çatışmaların, eylemelrin çok daha yoğun olduğu yerlerde olurdu böyle bir olay.

 

Hadi diyelim ben polisin günahını aldım, e canım kardeşim bunun failini bulmak polisin görevi değil midir? Ortada bir kurşun var neticede değil mi?

 

Göstericiler her türlü şekilde kesici, sopa, v.b materyallerle saldıracaklar, küfürler edecekler, duvarlara küfürlü yazılar yazacaklar, sen onlardan, onların hepsinden dört dörtlük polislik görevini yapmasını bekleyeceksin...

 

 

Senin bu dediklerini polis onların içinde yattıkları çadırları yakmadan önce yapmıyorlardı.

 

Nasıl mı yaktı? Bak videosu:

http://www.iha.com.tr/gezi-parkina-polis-mudahalesi-278811-haber

 

Nasıl mı tahrik etti insanları? Al bir video daha:

http://www.youtube.com/watch?v=c-kZYksTzE8

 

Olmadı bir de bunu izle istersen:

http://www.focushaber.com/videogaleri/besiktas-ta-polisten-evin-icine-biber-gazi-v-42812

 

Bu Taksim olayları ile ilgili değil ama polisin yeri geldiğinde nasıl gaza geldiğini anlamanda yardımcı olabilir:

http://www.youtube.com/watch?v=coASos2OqYo

 

Akıl tutulmasını kim yaşıyor arkadaş, düşünebildin mi şimdi?

 

Demem o ki haklısın insan fıtratı ile doğrudan alakalıdır, sana saldıran birine saldırırsın.

 

Kaldı ki polisin olmadığı yerlerde olayların da olmadığını görüyoruz değil mi?

 

Demek ki yaktırıp, yıktıran, kamu malına zarar verdiren belli.

 

Bu insanların yaptıkları eylem şiddete döndüğü an yanlış, şiddetten döndüğü an doğrudur.

 

Vefat eden bir polis var (köprüden düşerek vefat etmişti sanırım), Allah rahmet eylesin, ona da diğer ölenlere de. Kaldı ki cenaze yarıştırmaca mı oynuyoruz? Ondan kaç kişi öldü de ondan kaç kişi öldü?

 

Yahu sen adamın canına kastediyorsun, içinde uyuduğu çadırı yakıyorsun da tencere, tava sesinden şikayetçisin :D Komik değil mi sence de?

 

 

Hadiselere sadece insani açıdan yaklaşmaya çalışın, belki o zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Uslup yedin bitirdin bizi be. Neyse kardesler ben boyumun olcusunu, agzimin payini aldim. Kusura bakmayin biraz kalin kafaliymisim, onu da anladim. Burda super zeki ve olaylari tum boyutlariyla anlayan kardeslerimiz sagolsun, son derece acik bir sekilde aydinlattilar beni. Vatani hep beraber kurtardiniz ellerinize saglik. Yalniz hakaret etm.. Neyse ya hakkiniz tabi, savundugunuz dava kesinlikle hak davadir, ne yapsaniz yarasir, ne yapsaniz yeridir. Ben sizle asik atamam buyrunuz devam ediniz.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

mecal yalancısın... mecal ben artık yazacaklarımı yazdım, senin şu yazdığın son yazıların karşılığı da var oralarda... Dönüp dönüp aynı şeyleri yazdırıyorsunuz bana...

 

Şimdi biraz bekleyelim... Bu yazıları okuyanlar, kimin ısrarla yalan konuştuğunu, kimin bir şeyler anlatmaya çalıştığını değerlendirirler... Söyleyecek bir şeylerim her zaman vardır ama buradaki mevzu bundan sonra çıkmaz sokak... Zira aynı yerde dönüp duracağız...

 

Dediğim gibi... Herkes fikrini yazdı... Ben buraya kadar yazdıklarımı yeterli görüyorum, senin yazdıklarının da yukarıda cevapları var... Bırakalım da insanlar değerlendirsin bundan sonrasını...

 

nefrazde... Bir taraftan uslup eleştirisi yaparken, diğer taraftan sertleşemediniz... İşte böyle 'geniş anlayış' rollerine girdiniz... Başta bir film sahnesi anlattım, misal...

 

Geçelim...

 

 

 

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

mecal, bu arada şunu da ekleyeyim... Çünkü bir önceki yazımda polis ile eylemcilerin yaralı sayısını karşılaştırmalı ver demiştim... Ama karşılaştırmalı vermedin, veremedin...

 

TTB'liğinin de ne mal olduğunu biliyoruz... TTB'yi kaynak gösteriyorsun... Bunların İslam hakkındaki küfre varan fikirlerini de biliyoruz... Kendi kurul toplantılarında yaptıkları konuşmalarda İslam dinine nasıl saldırdıklarını çok iyi biliyoruz... Yine bunların milletin değerlerine karşı nasıl hırçınlaştığını da biliyoruz...

 

Neyse...

 

Ben sadece İçişleri Bakanlığının verdiği bilgileri şuraya alıyorum:

 

' İçişleri Bakanı Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan olaylarda 280 işyeri, 103 polis otosu, 259 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 kamu binası ve 12 binada hasar meydana geldiğini söyleyerek, "Şuandaki tespitler bu zararın 70 milyonu aştığı noktasındadır" dedi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Güler, bugüne kadar 78 ilde 746 gösterinin yapıldığını belirterek, bu gösteriler sırasında şimdiye kadar 915 vatandaşın yaralandığını ve bugün itibariyle 79 kişinin hastanelerde yattığını kaydetti. Bu yaralıların ise 4'ünün hayati tehlikesinin bulunduğunu ifade eden Bakan Güler, şuanda yoğun bakımda da 8 kişinin yattığını kaydetti. "Bu süre içerisinde 516 güvenlik görevlisi de yaralanmış bulunmaktadır" diyen Bakan Güler, bu eylemlerin geldiği nokta ile başlangıcı arasında farklar olduğunu söyledi. Bu eylemlerin Gezi Parkı protestolarını aşan bir hal aldığına dikkat çeken Güler, hayatını kaybeden şehit Komiser Mustafa Sarı'ya da Allah'tan rahmet diledi.

Eylemlerin meşru hak arama boyutlarını aştığını söyleyen Güler, "Şuana kadar yaptığımız tespitlerde maalesef 280 işyeri, 103 polis otosu, 259 özel araç, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 kamu binası ve birisi CHP, 11'i de AK Parti teşkilatlarına ait 12 binada hasar meydana geldiğini, reklam panolarında, trafik levhalarında, otobüs duraklarında, kaldırımlarda, MOBESE kameralarında, sinyalizasyon sistemlerinde, park ve peyzaj düzenlemelerinde, aydınlatma direklerinde, çöp ve konteynırlarda ve polis noktalarında önemli zararların meydana geldiğini tespit ettik. Şuandaki tespitler bu zararın 70 milyonu aştığı noktasındadır ve tabi ki üzücüdür" diye konuştu.'

Bunları da yazayım dedim son olarak... Şimdi diğer arkadaşlar bütün yazılanları okusun, değerlendirsin... Bekleyelim...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yav hee hee diye bir şey var, bunu ilk diyen sana karşı dememişse de senin bir benzerin karşısında demiştir, #direnhacegan.

 

Ben her iddiamı açıkladım, senin maşallahın var hükümetten şunu istediler, bunlar işgal kuvvetlerinin isteyeceği şeyler dediğin şeyleri istediklerini bile açıklayamıyorsun. Aslı astarı yok çünkü, tek noktaya odaklanmış araştırmadan etmeden konuşuyorsun. Yalancıyım ben arkadaş, benim yalanları söyleyip sonra pişkin pişkin sana yalancı diyen :). Yahu çok mu günahını aldım acep be hacegan?

 

Daha önce de bahsetmiştim, tekrar ediyorum tartışmanın bu kadar şahsileşmesini istemezdim ama gönüldaşımıızın tarzı bu herhalde, diyecek birşey bulamayınca işi şahsileştirip altından kalkmaya çalışıyor, haliyle insanı da kendi noktasına çekiyor ister istemez.

 

Son mesajına cevaptır:

Azizim TTB falan umrumda değilde bu bilgileri veren hükümet de pek güvenilir değil, kusura bakma yani onlara da inanmıyorum.

 

Üsttede belirtmiştim eylemlerin meşruiyet sınırlarının dışına çıkmasının sebebi gün doğmadan yakılan çadırlardır, polisin sıktığı biber gazıdır, sert müdahalesidir. Sen bunları yapıp karşındaki insanın hiçbirşey yapmamasını bekleyebilir misin? Böyle birşey var mı insan fıtratında?

 

Tayyip'in sık sık kullandığı bir söz vardı, "Yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz." kendisi dışındaki herkesi koyun mu sanıyor acep? Yahu git insanların canlarına kastet sonra vay efendim sen bunlara nasıl karşılık verirsin de. Kimse kusura bakmasın :) "Yumuşak başlıysak uysal koyun değiliz."

 

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...
Sign in to follow this  

×
  • Create New...