Jump to content

yazanel

BBP Helikopteri Düştü.

Recommended Posts

 

Alatav kardeşim dur yahu sen dünyanın bilmem "kaçıncı büyük ordusu" bulur herhalde..

 

Nasılda kandırıyoruz kendi kendimizi, yok 4. büyük ordu yok en gelişmiş bilmem kaçıncı ordu falan filan. Avrupa da olsaydı bu kadar zaman alır mıydı acep bi helikopteri bulmak..

 

İşin ilginç yanı şu ki bulamamak üzerine planlanmış sanki arama metodları, koordinat belirleyip bi oraya bakmak nasıl aramadır yahu :shake2:

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Enkaza ulaşıldı

 

Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu BBP helikopterinin enkazı 'Kanlıçukur' mevkiinde bulundu. 2 bin 2 bin 200 metrek yükseklikte bulunan enkaza ulaşmak için ekipler yola çıktı. Görgü tanıkları enkaz çevresinde cesetlerin olduğu bildirildi. Bölgeden çelişkili haberler gelmekle birlikte cesetlerin arasında BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu bulunmuyor.

 

Döngel Köyü'nden aramalara katılan 17 kişilik bir avcı grubu köylerine dönerken arama çalışmalarının olmadığı ters bir bölgeden geçerken enkaza rastladı.

 

Döngel Köyü Muhtarı Yılmaz Tilki olay yerine ulaştıklarını ve enkazda 4 ceset bulunduğunu söyledi.

 

Muhtar Yılmaz Tilki, helikopterin enkazının 150 metrekarelik bir alana yayıldığını söyledi. Ankazın açık ve geniş bir alanda yer aldığını belirtti.

 

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan ve önceki gün düşen helikopterin enkazın yerinin tespit edildiğini ve ekiplerin bölgeye gönderildiğini açıkladı.

 

Beşir Atalay, Göksun'da yaptığı açıklamada, helikopterin Elmadağ ve Sisne arasında bulunduğunun belirlendiğini söyledi. Derhal ekiplerin yola çıkarıldığını kaydeden Atalay, gelişmelerle ilgili an be an bilgi verileceğini bildirdi.

 

Enkaz, aramaların ilk günden ber, yoğunlaştırıldığı ELMADAĞ ile SİSNE bölgesi arasındaki Tekir Kasabasında yer alan Döngel Mağaraları'nın üst kısmında yer alan, Keş dağındabulundu.

 

Ekipler bölgeye gidiyor...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Allah rahmet eylesin. Çok üzgünüm. Ne yapalım, takdir Allah'ın. Demekki bu daha hayırlısıymış. Allah kulunun günahlarını örtüp cennetine kabul eylesin. Geride kalan eşine, çocuklarına ve tüm ailesi ayrıca sevenlerine sabır için duacıyım. Kişiler gelip gider, önemli olan davadır. Allah isterse ne olmaz ki! Vesselam...

Ruhuna el-Fatiha...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın

Gömelim seni tarihe desem sığmazsın

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Muhsin Başkan

 

Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi. Onun arkasından yazmak ve bu sayfanın kapandığına şahit olmak çok zoruma gidiyor. O bizim gençliğimizin lideriydi. Hep, hem bizden, hem de bizden fazla biriydi. Kendimizi onda bulduk ve onunla temsil

ettik. O bizim yüreğimiz, bizim duruşumuz, bizim sesimizdi. Zaman zaman korksak da, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Dünya telaşı ile yalpalarken, o cetvelle çizilmiş gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eğilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu. Zamanla biz onu yalnız bıraksak da, o bizden hiç vazgeçmedi.

 

O bizim Muhsin Başkan'ımızdı.

 

1976 yılının Eylül ayının başlarıydı. Siyasal'da yeni öğrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin girişine masayı kurmuş, gelenleri zorla derneğe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kişi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuştu. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilk karşılaşmamdı.

 

İki saat sonra, kulaktan kulağa yayılan, iki kişinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediğine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin Başkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır.

 

Sonra Genel Merkez'de beraber çalıştık. Bizim genel başkanımız olmuştu. Doğuştan lider özelliklerine sahipti. Şiddetin tırmandığı yıllarda zirvedeki adamlardan biriydi; ama sükûnetini ve sağduyusunu hiç kaybetmedi. Olanlardan hepimiz sorumluyduk; ama irade bize ait değildi. Çaresizlik içinde güvenecek bir dal arıyorduk. Hepimiz ona güvenirdik. Hepimiz ona inanırdık. Bizi yarı yolda bırakmayacağını, bize yanlış yaptırmayacağını bilirdik.

 

O yıllarda, ülkemizin ciddi bir tehdit altında olduğuna inanmış ve aynı davaya gönül vermiştik. Ama siyaset ideolojik saflığı bozuyordu. Partinin gündelik siyasete endeksli tutumu ile bizim "kesin inançlı" tavrımız sık sık çatışıyordu. Eleştirilerimiz "Albay"a kadar çıkmasa da, 77'de sayıları artan milletvekillerini hedef alabiliyordu. Çok sert restleşmeler yaşadık. Muhsin Başkan bu sürtüşmeler boyunca dimdik durdu. Onun desteğiyle Ülkü Ocakları bünyesinde daha muhafazakâr ve daha toplumcu bir çizgi giderek netleşmeye başladı. Manzara dışardan göründüğü gibi değildi. O yıllarda da sonra da bizim tek liderimiz Muhsin Başkan'dı.

 

Cezaevinde geçirdiği 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "Türkeş'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düşünen de çıkmazdı.

 

Ne var ki liderler haleflerden hoşlanmıyorlar. Türkeş, yakın çevresini sürekli değiştirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin Başkan'ı değil ama, onun yakın arkadaşlarını çembere aldı. Muhsin Başkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uğruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmişten intikal eden bir şey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü.

 

Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliği gösteremediğini, kişiliğinden ve prensiplerinden ödün vermediğini düşünmüşümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin Başkan hesap değil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akşam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endişe içinde ağlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi.

 

İnsanın içinde bir şeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreğinizden, beyninizden veya geçmişinizden bir parça değil. Her şeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir şey. Özünüze dair.

 

Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleştirdiğini, nasıl kaya gibi metin durduğunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz?

 

Ah başkanım ah; bize kaybettirdiğinin ne olduğunu bir bilseydin.

27 Mart 2009, Cuma

 

Mümtaz'er Türköne

 

 

 

Allah rahmet eylesin büyük insan...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Allah rahmet eylesin.

 

“Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber…

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?..”

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır

 

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

 

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

 

Açılıyor hayal pencerelerim

 

Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

 

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

 

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

 

Bir çeşme başı arıyorum

 

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

 

Mis gibi nane kokuları arasında

 

Ruhumu dinlemek istiyorum

 

Zikre dalmış her şey

 

Güne gülümserken papatyalar

 

Dualar gibi yükselir ümitlerim

 

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

 

Siz peygamber çiçekleri toplarken

 

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

 

Huzur dolu içimde

 

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum...

 

Muhsin YAZICIOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

muhsin başkan olabilecek en temiz siyaset yapan adamlardan biri idi...

memleketlimdi de çok üzgünüm...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Rabbim, kabrini cennet bahçelerinden eylesin! Biliyorum, şuan sorgu-sual... En zor geçitlerden... Bu dünyada yapmış olduğun bütün güzellikler şimdi yardımcın olsun, ebedî mekânın cennet olsun!

 

O kadar duygu yoğunluğu yaşıyorum ki, eve geldim annem, adaşım olan teyzenin ölümünü söyledi ki Allah rahmet eylesin! Büyük insan zaten tüm gün aklımdaydı. Ölmemesi takdirde yürüdüğü yolda, davasında paylaşacağı başarıları düşündüm...

Tekrar umudum, duam, zorlu hayat imtihanında vermiş olduğu mücadeleler, vermediği tavizler, hep toplanıp yardımcısı olsun!

 

"Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum." -Kabrin inşaallah üşütmez-

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

İnna lillah ve inna ileyhi raciun.

 

Hak Teala Yüce Allah, Muhsin Yazıcıoğlu'na ve beraberindekilere gani gani rahmet eylesin.

Ailelerinin ve sevenlerin ve tüm İslam Aleminin başı sağolsun.

 

................................................................................

.........................................................

 

Böyle bir düzende yaşadığım için utanıyorum.

Takdirdir, evet amenna amma tedbir almak da Hak Teala'nın Hakim ismine uymaktır.

Evet, böylesi büyük bir insan, göz göre göre hayattan azat edildi.

 

Sivil savunma ekiplerince bulunmak da ne demekmiş???

Demekki, hiçbirimizin tedbir çerçevesince yaşama şansımız yokmuş.

 

Yazıklar olsun.....

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Hepimizin başı sağolsun... Benimse bir günde ikinci kaybım... :shake2:

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Bu, basit bir kaza değil, büsbütün bir devlet zaafıdır ! Köy korucuları, enkaza ulaşırken, TSK hangi cehennemde anlamak mümkün değil ! Aslında kader sanki ağlarını bir nakış misali örüvermiş. Kazanın olduğu yer o kadar dağlık ve o kadar sarp ki, Doğu Anadolu' dan hiçbir farkı yok. O muhteşem Torosların uzantısı bir dağ silsilesinin Keş Dağı mevkisinde, açık bir alanda, adeta '' ben buradayım '' denilecek bir noktada bulundu enkaz ! Yazıklar olsun !

 

Telefonları dinleyenler, teröristlerin içtiği sigara markasına kadar tespit edildiğini ve izlendiğini iddia edenler şimdi hangi yüzle çıkıp konuşacaklar merak ediyorum. Benim artık o sözde operasyon görüntülerine de itimadım kalmadı. Bitlis veya Bingöl değil, Kahramanmaraş' ta, düşen bir helikopteri bulamayan aciz bir devlet, ve bu acziyetini devletle aynı oranda pekiştiren bir TSK var karşımızda ! Ben acıyorsam, o soğukta o dağlara tırmanan fukara Mehmetçiğe acıyorum. Ellerinde silahlar, hangi yöne gittikleri belli değil, görüş mesafesi belki 30 metre, ama yüzlerce kilometrelik alanda ufacık bir helikopter aranıyor ! Fakat İlâhi ! Şartlar da berbat, bunu biliyoruz. Bölgede ne hikmetse benzeri zamanlarda görülmemiş bir kar fırtınası var. Bunu geçelim, doğa şartlarıyla teknolojiniz ne kadar yüksek olursa olsun baş edemezsiniz fakat;

 

Enkaz yanlış yerde aranmıştır ! Dağın öteki yanında aransa, ki enkaz dağın eteklerindeydi, çabucak bulunabilirdi. Bu adamlar zirvelere kadar çıktılar bulamadılar, halbuki öbür yamaçta, çok daha makul bir düzlük alanda yatmaktaydı enkaz. Muhsin Yazıcıoğlu' nun bulunamadığı iddia ediliyor. Olay yerinde şimdiye kadar 5 ceset tespit edilebilmiş. Ancak kimlik çıkarımı yapmak mümkün değil zira, köy korucularının tabirine göre cesetlerin suratlarında 2 parmak buz tabakası varmış. Yani büyük ihtimalle, kazadan değil donarak vefat etmişler !

 

Bu, topyekün bir devlet zaafıdır ! ve bu ihmalkârlık, oradaki 6 cana maloldu... Veyl o kimselerin üzerine olsun ki, onlar üstlerine vazife olmayan işlere kalkışırlar ama böyle durumlarda ortaya çıkmayıp oturdukları yerden kıç büyütürler ! Hepsine yazıklar olsun. Şükranlarımız, bölgede arama kurtarma çalışmaları yürüten kahraman askerimize ve kendi imkanlarıyla seferber olan köy korucularımıza ve sivil vatandaşlarımıza, sivil savunma derkeklerimize ve AKUT' a' dır... Allah, kazada vefat eden herkesin mekanını cennet eylesin... '' Donarak ölenlerin '' şehid olduğuna dair bir hadis duymuş idim... Sahih bir hadis olduğunu zannediyorum... Allah, onları şehidlik makamına kabul etsin, geride kalanlara sabır versin...

 

Genelkurmay size de bir çift sözüm olacak;

 

Lâikliği savunmaya devam ! Amman, bu kafası ezilmesi gereken küçük irticacılara yaşam hakkı tanımayın ! Seni gidi inkılâp düşmanı seni, demek rejim karşıtısın ha '' deyip eziverin küçük böceklerin kafalarını... Aman ha, aman ! Sizin vazifeniz bu ! Siz, böyle durumlarda en son haber verilmesi gereken kurumların başında geliyorsunuz ! Öpüyorum sizi Genelkurmay... Bütün yetkililerinizi tek tek öpüyorum...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Ölüm Allah'ın emri, ölümüne değil böyle ölmesine olmalı tepkimiz, Alatav'ın yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Onun kadar temiz biri şimdiye kadar gelmedi bundan sonrada gelmesi çok zor..

 

İnşAllah şehittirler, Allah rahmet eylesin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun. Çok acı, çok üzücü bir olay..

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sayın BDG ağabeyim sizin kaybınız nedir? Acı paylaşıldıkça azalır.

Bu arada gönüldaşım ALATAV, bende seni gözlerinden öpüyorum!

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Selamlar,

 

Kazadan ilk haberdar olduğumuz andan beri an-be-an artan korkumuz malesef gerçekleşti. Zaten dün öğle vaktinden sonra mucize bekler olmuştuk hep beraber. Allah'tan geldik, ona döneceğiz. Hepimizin başı sağ olsun. Neredeyse tüm muhafazakarların, tüm memleket sevdalılarının gönlünü kazanabilmiş ve günlük politikanın çarklarında kendini kaybetmemiş, sağlam ve efendi duruşunu koruyabilmiş, hayatının her anında davasını gerektiği şekilde temsil edebilmiş; ehl-i tarik bir şahsı kaybettik. Abimizi kaybettik.. Bir lafazanı değil, bir aksiyoneri kaybettik... Allah ona ve yanındakilere rahmet eylesin, tüm çektiklerini günahlarına kefaret saysın, makamını yükseltsin... Böyle bir veda olması üzüyor elbette. Yeri belli olan bir enkaza bile saatlerce ulaşılamadı. İnşallah helikopter ilk düştüğünde hayatını kaybetmiştir şeklinde bir temennide bulunmak ne kadar doğrudur bilmiyorum fakat içimden bu geçiyor. Göz göre göre, çaresizlik içerisinde dondu insanlar...

 

Allah mağfiretini esirgemesin üstlerinden.

 

Güle güle delikanlı dava adamı...

 

Saygı ve selamlarımla...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜNÜN İMANLI NEFERİ SONSUZLUK SAHİBİNE ULAŞMIŞTIR.HERŞEYİN HAYIRLISINI BİLEN ALLAH'TAN TÜRK İSLAM FEDAİLERİNE SABIR DİLİYORUM...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 
 

başımız sağolsun allah cc taksiratını affetsin..dualarımızda unutmayalım..sayın yazıcıoğlu TÜRK-İSLAM ülküsüne hizmeti geçmiş bir şahsiyettir...

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Huzur dolu içimde

 

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

 

Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

 

Durun kapanmayın pencerelerim

 

Güneşimi kapatmayın

 

Beton çok soğuk, üşüyorum...

 

Muhsin YAZICIOĞLU

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Şimdi de bu gece saat 00:10 itibari ile BBP Genel Başkan Yardımcısı, enkazdan 4 cesedin çıktığını ve Muhsin Yazıcıoğlu ile diğer bir kişiye hala ulaşılamadığıı bildirdi.

 

 

Yüzkarası gittikçe büyüyor.

Bir açıklama yapacak devlet büyüğü(!!!!!!!) yok mu yani.

Acziyet bu kadar mı büyük, rezalet bu kadar mı diz boyu?

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Tarihimizi şahsiyetiyle bütünleştirmiş, yaşamıyla,duruşuyla,fikirleriyle örnek bir insandı.. İlk andan itibaren büyük üzüntü duydum..Rabbim kendisinden razı olsun inşAllah, ailesine ve sevenlerine sabır versin.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Kesin bilgi geldi ve Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun da hayatını kaybettiği açıklandı.

Çok az da olsa ümidimiz vardı ama Allah büyük, neyi, nasıl isterse öyle yapar elbet.

"Allah'ın takdirinin önüne geçilmez fakat tedbir almak da Allah'ın Hakim ismine uygun davranmaktır" demiştim daha önceki yazımda da.

 

Tamamen ihmalsizlik ve sır dolu ölümler.

 

Bu konu ile ilgili daha ilk günden lakayt davranan, yalan-yanlış haberler ile kriz masasında halkımızı keriz yerine koyan bütün merciilerinin derhal, vakit geçirmeden istifa etmeleri ve olayın sorumlularının daha doğrusu cinayet diye baktığım bu olayın faillerinin bulunması gereklidir.

 

Bu basit bir kaza değil, bu kurban seçmek, bu katletmektir.

 

Evet, sayın Reis öyle ya da böyle, birilerince katledildi.

 

 

Acımız büyük, acziyetimiz büyük.

 

Yazıklar olsun ki böyle bir düzende yaşıyoruz....

 

 

Hepimizin ve tüm İslam Alemi'nin başı sağolsun.............

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...