Jump to content

hafakan

Başbakan'' Büyükdoğuyu Inşa Edeceğiz ''

Recommended Posts

Bu bir vefa borcu değil, vicdan meselesi. Paralelleri değil arada güme gidecek gönül ehlini savunduğum anlaşılmıyor mu? Devletin düzenine kast eden her kim varsa Allah bela.. Neyse hocaya bağlamayayım şimdi. Valla derdimi anlatamıyorum. Aynı sıkıntıyı ikinci kez yaşadığıma göre sorun sanırım benim izahımda. Ben başka bir şeyi savunuyorum, siz başka bir şeye karşı çıkıyorsunuz, işin garibi sizin karşı çıktığınıza ben de karşı çıkıyorum. Gülen cemaati topyekün hain değil. Tek derdim bu. Ama halkımız bunların hepsine birden postayı koyacak. Bu da aşikar.

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Katılıyorum mümin. Ama bir hoca atıp tutarken diğer hoca öğrencilerine mutedil öğütler verebilir. Aynı şeyi farklı görüşteki insanlar da yapıyor, onları da alsınlar mevkilerinden öyleyse. Ben itiraf edeyim derslerde Gülen'e saydırıdığım Ak Partiyi övdüğüm olmuştur. Siyaset yaptım benim de icabıma baksınlar. Ama yok bizim tuzumuz kuru, diğerleri diken üstünde, yazıktır. Öğretmen arkadaşın eskiden Fem Dersanesi'nde çalıştığını gizleme ihtiyacı duyuyor, niye duysun yahu? Benden bin kat mübarek insan. Ama paralel! Ha kafayı topladım daha siyaset falan yapıp körpe dimağları kendi ideolojimle doldurmam. Artık sadece kendimi överim :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

tamam ozaman birçoğu hain. bunda hemfikir olun sizde . istisnalar kaidenin dışında zaten ki onlarda çok azdır bence. şu varki burda bizbize konuşuyoruz, halk zaten postayı koydu koyacağına. çok dert etmeyin arkadaşım. dışarda mücadelenizi tabiki yapabilirsiniz ama burda yanlış anlaşılmak var ! burda !

ben sizi 50 mesajınızdan sonra anlayabildim mesela

gönül ehli müstesna... (bunlarda bence karambolden içlerinde bulunup sonrasında pişman olmuşlardır . he pişman değillerse sıkıntı devam demektir !) .. alayına kibrit suyu :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Aslolan; hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukudur.!Somut örneklerden yola çıksarak hukuk sistemi hala gevurun elinde diyebiliriz. Yani Kılıçdaroğlunun dile getirdiği "yandaş hukuk" söylemi tamamen takiyye.

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Son yazılanları şöyle bir okudum. Ben de kendi fikirlerimi yazayım da mesaj sayım 1000 olsun.

 

Fatma hanım, böyle duyumları sadece siz almıyorsunuz, tam ters yönden bizim de aldığımız bol miktarda duyumlar var. Öyle ki, ufak bir kısmını dahi buraya yazsam, ortalık birbirine girer. Bunun yanında dışarıdan da olsa hadiseleri takip ediyoruz, böylece bir fikir sahibi oluyoruz. Aldığım duyumları buraya yazmamamın bir sebebi var elbet. O da gereksiz tartışmalara girip, cemaat içinde bulunan saf niyetli arkadaşları incitmemek... Ola ki burada da böyle arkadaşlarımız olabilir. Ama aslında bu bir çıkmaz sokak... Şöyle ki, bu kardeşlerimizin de bazı gerçekleri görmesi gerek. Bu çıkmaz sokaktan nasıl kurtulacağız, bilmiyorum.

 

Bakın, açık yazayım, benim gönlüm Menzil'den yana... Sohbetlerine gidiyorum, sık sık olmasa da gidiyorum. Virdlerine giriyorum, ayda yılda bir de olsa giriyorum... Ama İsmailağa cemaatine de ayrı bir sevgim vardır. Oradan da bol miktarda arkadaşım vardır. Kısa bir giriş yaptıktan sonra başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım:

 

Dershane tartışmalarından 2 yıl öncesiydi... Görünürde ne MİT krizi vardı, Ne dershane tartışmaları... İsmailağa cemaatinden bir arkadaş öyle bir şey dedi ki, yanımdaki bir arkadaşla hemen buna itiraz ettik. İsmailağa cemaatin içinde şöyle bir bilginin yayıldığını söyledi: ''Fethullah Gülen'den uzak durun!'' Tabi bu söylem beynimize vurdu o vakitler. Nasıl olur dedik, ''bu sizin içinizde yayılan bir dedikodu olur ancak'' diye de ekledik... O İsmailağa mensubu arkadaş, ''ben de bilmiyorum, bizimkilerden böyle duyuyorum'' dedi... Sonra tartışma bu minval üzerine devam etti... Öyle sağlam argümanlarla karşılık verdik ki, arkadaş en sonunda susmak zorunda kaldı. Yani Gülen'i savunduk. Sonra aradan 2 yıl geçti, işte hadiseler meydanda... O arkadaşı buldum ve dedim ki: Arkadaş sen haklıymışsın, sizinkiler de haklıymış!

 

Cemaat yurtlarında ve evlerinde kalan bir kaç kişi ile görüştüm. Bu mevzuları uzun uzun konuştuk. Konuştuğum kişilerin hepsi bayandı ve hepsi de oralardan ayrılmak zorunda kaldı. Bu kişiler bana öyle şeyler anlattı ki, çok fena! Çoğu zaman ağzım açık dinledim, bazen inanmak istemedim... Gazete haberlerini gösterdim ve sordum: Siz böyle böyle yapıyor musunuz yoksa bu haberler yalan mı? Haberlerin hepsi birebir doğru, dediler. Gece seansları, video izletmeler, CHP'ye oy istemeler, Muta nikahı... ilk aklıma gelenler bunlar.

 

Bir gün devamlı aldığım gazetede bir haber okudum. Sonra bir daha okudum, bir daha okudum... Kararımı verdim: Bu haberin gerçekle bir alakası yok, olamaz da. Nasıl olur böyle bir şey, dedim. Haber şunun gibi bir şeydi: İşte bunların dershanelerinde sınava girmen için Zaman gazetesine abone olman lazım. Gazeteye zaten abone iseniz bu sınavlar için bir işe yaramıyor. Bir de sınav için bir abonelik daha... Yoksa sınava girmek yok. Bu haber devamlı aldığım gazetede çıktığı halde, habere inanmadım. Böyle bir şeye ihtimal vermedim. Bu haberden bir kaç gün sonra bir arkadaşla karşılaştım. Sohbet sohbeti açtı... Oğlu cemaatin dershanesinde imiş. Mevzu oraya gelince daha yeni yaşadığı bir sıkıntısını anlatıyor. Adam bir kaç gün önce okuduğum haberin aynısını anlatıyor sanki... Sonra kendi kendime mırıldandım, o haber doğruymuş, dedim. Şimdi hadi daima okuduğum gazeteyi yalanladım, e arkadaşı da mı yalanlayalım?

 

Geçen gün dershaneleri dolaşıyoruz... Bir yakınımızın oğluna dershane bakıyoruz. Bütün dershaneler neredeyse aynı fiyat istiyorlar. Cemaatin dershanesi de dahil bunlar anlaşmışlar. Pazarlık rekabetini ortadan kaldırmak için anlaşmışlar, böylelikle millete son vurgunu yapmaya koyulmuşlar. Yahu, çocuğu eski para ile 2 milyar 750 milyona yazdırdık. Bu Allah'a reva mı? Sonra bir kaç gün sonra bir haber okudum. Bu dershaneler yapması gereken zammın kat kat üstünde zam yapmışlar. enflasyonun, faizlerin çok üstünde bir zam. Hadi gazetenin haberine inanmayalım, şu benim yaşadığım, gazetenin haberini doğrulamıyor mu?

 

Cemaatten bir bayanla görüştüm. Bir şey anlattı... Ablalarına diyor ki: Abla tamam, bunları savunuyorsunuz ama bedduaları da görün! Ablaları cevap veriyor: Onlar beddua değil. Mesela bir yerde de diyormuş ki, ''Peygamberlere beddua hakkı tanınmış, o yüzden yapılan o beddualar gerekliymiş.'' Bakın, Fethullah Gülen'i savunmak için bin bir dereden su götürüyor ama çelişkiye düşmekten de kurtulamıyor.

 

O kadar çok var ki... Hangi birisini anlatayım, bilemiyorum. Fatma Hanım, mesela siz o arkadaşlarınızla bu mevzulara girseniz, bu sert üslubunuzu onlara da gösterirsiniz gibime geliyor :)

 

Fatma hanım, bilmem hatırlar mısınız, bir ara İmar Bankası hadisesi vardı... Bankayı yanlış hatırlıyor olabilirim. İşte o banka sahibi bütün mevduatları aldı, kayıplara karıştı, banka battı. Sonra mevduat sahipleri mağdur olmuştu, çok sıkıntı çekmişlerdi, paralarını alamamışlardı. Ne gariptir ki bu mağdurlar, o zamanın hükümetini suçladıkları kadar banka sahibini suçlamıyorlardı. Onun hakkında tek bir kelime istemiyorlardı. O mağdurların çalınan parası da devlet tarafından ödendi sonradan. Yani senin benim cebimden... Bak aynı şeyler Bank Asya etrafında dönüyor... Cemaatin bankası. Küçük mevduat sahipleri mağdur. Manipülasyonlara kurban gidiyorlar. Şimdi bu bunları mağdur duruma düşüren kişiler dururken, bunların hükümete saldırmalarında bir samimiyet var mı? Bence yok! Ha kendilerini mağdur duruma düşürenleri en sert bir şekilde eleştirip, onları davalık yaptıktan sonra, o zaman kalkar devletten de hesap sorarsın, sen devletsin diye. Ama seni mağdur duruma düşürene bir tek kelime etme, hatta türlü tevillerle onları hakla, ondan sonra da...

 

Aslında o arkadaşalarının sırf okullarından dolayı haksızlığa uğramalarını istemem. Yazık olur onlara. Ama onların da biraz öz eleştiri yapmaları gerekli diye düşünüyorum.

 

Şimdi çıkmam lazım. Daha sonra devam ederim...

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

biz arkadaşlarımızla, aşağı yukarı 8 sene evvelden çevremizdeki -abileri- ayıktırmaya çalıştığımız zaman'' hizmetleri görmüyorsunuz, siz zaten abartıyosunuz biçok şeyi, fitne çıkartmaya çalışıyorsunuz'' vs tepkilerini alıyorduk hep. hoca efendiden dahamı iyi bilecekmişiz oluyordu!

bağıra bağıra geldi aslında meseleler buraya kadar . inanın şaşırmadım. bitanesine bile üzülmüyorum!

onca mal varlıklarına rağmen milletin bo.lu derilerine bile iş koyan , papa hayranı bu taifeye çok bişey söylemek istemiyorum. olanlar ortada dururken bile herkez görmek istediği şekilde görüyor. Allah herkesin çarşısına göre pazar versin.

 

hacegan bilader Allah senden razı olsun . sık sık git ,çorbadan da geri kalma istersen :) söylediklerini hemen hemen her çevrede üçaşağğı beşyukarı hep duymuşuzdurda işimize gelmemiştir! fitnedir onlar . yalandır. hükümetin işidir. vs bişekilde görmezden gelmişizdir .... yazıkki iyimserliğimizi korumuşuzdur velhasıl.

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Yazdıklarına %99.9 oranında katılıyorum Hâcegân. %0,01 de yanılma payımız olsun. :)

 

Üslubuma sert diyen önce o üslup o aşamaya nasıl "getirtildi" ona bi baksın ama değil mi?

 

Cemaatten arkadaşlarla fena tartışıyorum, emin olun, özellikle yolsuzluk meselesiyle ilgili. Sonunda her iki taraf da kendi görüşlerine sadık kalıyor ama. :) Dostluğa zeval gelmesin diye konu kapanıyor. Arada ben onlara n'aber paralel diyorum onlar bana hırsız diyor; durumu o derece basite indirgedik yani. :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

İyi çalışan hiyerarşik yapılardaki en büyük sıkıntı, suçlu-suçsuz ayrımı yapmanın "teknik bakımdan mümkün olmaması"dır. Stratejik kurumlarda çalışan ve cemaati terk etmeyen herkes, abisine raporladığı bilgilerle ve onun uyguladığı emirleriyle aslında paralel yapılanmaya hizmet ediyor. Paralel yapı tabiri, kelime manası yönüyle çok mühim. Kendi içinde emniyetiyle, eğitim sistemiyle, adaletiyle, finans kaynaklarıyla, bürokrasisiyle ayrı bir devlet yapılanması bu. Birkaç hainden ibaret basit bir tehlike sözkonusu değil, sistematik yapısıyla tehdit oluşturan bir oluşumdan bahsediyoruz. Gayrimeşru, denetime tabi olmayan, üst kademedekilerin alttakileri yönlendirdiği hiyerarşik bir yapılanma. Devlet bu muntazam yapıyı kırmak zorunda. Aksi takdirde suça bulaştığı ispatlanmış bir paralel yapı mensubunu içeri almaya niyetlenirsin, öbürü gider operasyonu önceden haber verir. Şu dinleme soruşturmasındaki 3 dalgadan önce de gözaltı listelerine kadar herşey sızdı, Fuatavni operasyon başlamadan kaç kişinin alınacağına kadar önceden yazdı. Bu dehşet verici bir mekanizma. Bu paralel yapılanma, mevcut hiyerarşi işleyemeyecek ölçüde parçalanamadığı takdirde çalışmaya devam edecek. En azından mühim kurumlarda güç sahibi olamayacakları şekilde bu yapıyı kırmak zorundasınız, kırmazsanız sabote ederler, MİT tırları durdurulur, suç delilleri temizlenir, gözaltına alınacak adamlar firar eder, açıkça suç işlemiş cemaatçilerin kılına bile dokunamazsınız, hakimler arkalarını sağlama almak için cemaate el sürmek istemez, siyasetçiler yaranma duygusuyla bunlara bağlanır, iş adamları şantajlarla sömürülür, kısacası sistem baştan aşağı mahvolur. İşte başbakanın hizmet gayesine sahip olan insanların cemaati terk etmesini istemesinin altında yatan mantık da bu. Bir operasyon gelecekse, tekrarlıyorum bu yapıyı işlemez hale getirecek ağırlıkta gelmek zorunda. Mevcutları temizlemek kadar, bu çarklara girmek üzere olan taze kanın önünü kesmek de, evet biraz rahatsız edici görünüyor, fakat mecburiyet.

Haa işin bir de men dakka dukka boyutu var, cemaat çok kişinin hakkını yedi bu ülkede. Soruların çalındığını, iptal edilen KPSS'nin detaylarını hepimiz biliyoruz öyle değil mi? Kripto telefonları ve gizli istihbari toplantıları bile dinleyen bu adamların, iptal edilmeyen KPSS sorularını bile çaldığını biliyoruz değil mi (mesela benim çalıntı sorularla KPSS kazandığını itiraf eden cemaatçi bir arkadaşım var)? Günahım kadar sevmediğim kemalist askerlere bile özellikle askeri casusluk ve Balyoz gibi soruşturmalarda iftiralar atıldığını biliyoruz değil mi (mesela balyozda Word 2003'te hazırlandığı iddia edilen belgelerin 2007'de kullanıma giren Calibri fontuyla yazılmasına ne buyurursunuz)? Hanefi Avcı'nın kaybolan yıllarının hesabını kim verecek. Bireyler adına tek tek üzülmek mümkün, ama mevzuyu tabaka seviyesinde bir bakışla süzerseniz, bu cemaatin başına gelenler Allah'ın sopası olarak nitelenebilecek bir beladır. Grup olarak alınan ahların, belki tek tek bakıldığında halis niyet sahibi mensuplardan çıkmasıdır.

Evet yine kulağa nahoş gelecek ama çok verimli bir fişleme mekanizması kurmak gerekiyor. Fatih üniversitesinde okuduğu halde mutedil tipler olabilir, Ak partili, hatta CHP'li tipler olabilir. Bunları diğer paralel mezunlardan ayırmak lazım. Ha, kısa vadede bu fişleme mekanizmasını kurmak mümkün olmayabilir ama insanları mümkün olduğunca dikkatli elemek şart. Ben de Fatih mezunu olabilirdim ama cemaatten ölesiye tiksiniyorum şu an mesela.

Apolitik arkadaşlar mevzunun ciddiyetinin farkında değil galiba ama cemaatin devlet yapısına yaptığı saldırı eşi menendi görülmemiş bir tehdit oluşturuyor ve hükümet bunu acilen bertaraf etmek zorunda. Devletin kurumsal işleyişi hiçbir zaman bu denli tehdit altında olmadı, hiçbir zaman devlet bu kadar rezil kepaze edilmedi. Bazılarına iş "aman eşim dostum var, evladım akrabam var, ne güzel insanlar tanıdım ben" ölçüsünde basit geliyor. Ama hem devletin, hem de milletin karşı karşıya bulunduğu tehdit düşünüldüğünde bu sözler gerçekten çok minimal kalıyor. Mesela millet çerçevesinden bakarsak ben yarın yüksek bir makama gelecek olsam ve bu cemaatçiler benim telefonlarımı dinlemiş olsa, ben de arkadaşımla konuşurken boş bulunup birine küfür etmiş bulunsam, bunu aleyhimde şantaj malzemesi olarak bile kullanabilecek bir mekanizmadan bahsediyoruz arkadaşlar farkında mıyız? Mesela ben evli olsam ve eşimle yaptığım konuşmaları bir başkası dinliyor olsa, gerçek hayatta bir defa bile kavgaya girmemiş biri olarak kendimi kaybedip o adama öldürme arzusuyla saldırabilirim ben. Yani karşılaşılan tehdidin boyutları düşünüldüğünnde akademi, emniyet, adalet, askeriye, yüksek bürokrasi gibi alanlarda bu hiyerarşiye dahil olan, abilerinin kontrolünde çalışacak olan, abilerine bilgi verecek olan adamların reddedilmesi haklıdır, makuldür. Ha çok stratejik olmayan pozisyonlarda memur olabilmeliler, basit memurluklarda çalışanlar yerinde kalmalı, sadece yükselmelerine engel olunmalı falan. Bunlar zaten böyle olacaktır, zira yolu cemaatin kapısından geçmiş bütün herkesin görevden uzaklaştırılması veya cezalandırılması gibi bir durum teknik olarak da mümkün değil. Bugün cemaatin belki yüz binlerce kadrosu vardır devlette. Ama benim ailemde de gerçekten sevdiğim birkaç paralelci var, ve şu mevzuda devlet yapısına tehdit oluşturacak konumları olduğu için işlerini kaybetseler zırnık miktarı üzülmem. Belki şahısları adına üzülürüm ama aklımla bunu sonuna kadar savunurum, desteklerim.

Burada çok tehlikeli olan bir başka durum da müfterilerin sahaya çıkma ihtimali. Paralelci olmayan adamları bu yapıya dahilmiş gibi göstermeye çalışan çok adam oldu, mesela twitterda gizli arşiv nickiyle yazan denyo da bunlardan biri. Bu bilgi kirliliği oluşturan tipleri cemaatten de önce bertaraf etmek lazım. Paralelci olmayanlara paralelci iftirası atmanın yanı sıra, paralelcilere atılması mümkün iftiralar da var, bu da çok tehlikeli bir durum. Zulmü önleyeceğiz derken iftira ile zulmetmemek lazım. Misal abisine bilgi sızdırdığı bilinen birini sırf içeri tıkmak için, atıyorum, hırsızlıkla itham etmek asla doğru değil.

Açık konuşayım, ben tercih yapma yetkisine sahip bir hoca olsam, bana iki tane öğrenci gelse, bu öğrencilerden birinin hiyerarşik cemaat yapısına mensup hardcor cemaatçi olduğundan emin olsam, vallahi de billahi de yetkimi kullanır ve onu sepetlerim. Elimdeki yurda iki kişi başvursa cemaatçi olmayana veririm, cemaatçi olana da tekmeyi basarım. Bundan beş yıl sonra gelse ve cemaat tehdit olmaktan çıkmış olsa kabul ederim ama bugün gelse kabul etmem, çünkü bertaraf edilmesi gereken korkunç bir tehditle karşı karşıyayız. Öyle bir tehdit ki sevdiğim cemaatçiler de var diyerek gevşemek ölüm olur. Başbakan samimi gayretiyle bunlara karşı halkı uyandırıyor, ağzına sağlık Allah razı olsun.

  • Like 3

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sayin bizimkilere arkanızdayim :) apolatik kalasıcalar:) geçen Fatma paralelilci arkadaslariyla iki gün tatil yaptı eve cevşen okuyarak gelmiş. Şey ıhım o kadar değil galiba. Ay evde gelmiş onların iddialarının da haklilik payı Olduğunu falan beni çıldırttı. Ki bilirsiniz burada ben de tayyipi elestirenlerden biriyim. Deli gibi savunuyorum. Anneciğim camlari Kapatıyor ki evde kavga var sanacaklar:) yok yok benim evde sanırım kökten bir operasyon yapmam lazım. Bu kız hala değişmemiş.

 

Edit: şu an gülmekten ölüyorum ya

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Sayın trradomir, şu an iliklerime kadar ikna oldum cemaat hususunda. Bir konferansında Beşir Ayvazoğlu, oğluna Bu Ülke'yi ezberlettiğini söylemişti. Şu an ben de senin yazını ezberlemek ve cemaatten arkadaşlara bülbül gibi şakımak istiyorum. :) Ben dostlarıma inanmak isteyen biriyim sanırım, bundandır etkilerinde kalışım.. İnsanız be.. Neyse..

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

 

Ben karşımda savunan adam istemem, açıklayan adam isterim. Sayın mümin sesin çok yüksek çıkıyor. Bu, partizanlık psikolojisinin bir gereğidir. Biz sizin nasıl Ak Partili olduğunuzu iyi biliriz. :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Estağfurullah, teveccühünüz için teşekkür ederim. Yazdığımın hülasası, malesef paralel demek devlete değil de abisine/cemaatine çalışan demek olduğu için pek çok iyi niyetli ve sevdiğimiz insan da bu tehdide meze oluyor, bu yapıyı tasfiye etmek varsayıldığı kadar kolay olmuyor. Mesela tabanın öğretmenlik veya doktorluk yaptığı okullarda veya hastanelerde değil; fakat yargı, emniyet, akademi, yüksek bürokrasi gibi stratejik yerlerde yapıyı işleyemez hale gelinceye dek zayıflatıp geriletmek ve bu çarkı besleyen dersane, yurt vb yerlere karşı önlem almak bugünün mecburiyeti.
Ev hali şenlikli demek :)

  • Like 2

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Haklısınız Trradomir (Bu ne demek bu arada? Ben de rumuz istiyorum :)

Vatana ihanet içinde olanlar bedelini öder umarım. Ve umarım hâlisâne niyetli kardeşlerimiz âh etmezler.

Ev hali hem de çooook şenlikli. Mümin gece gündüz izleyecek bir tartışma programı bulur; annemle ben odadan çıkarız en sonunda . :)

Kafa gürültü çekmiyor daha, yaşlandıysam demek ki :)

Şunu belirteyim Trradomir, güzel yerlerde göreceğiz seni. Buna eminim..

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Pek değerli kardeşlerim ortam ne kadar samimi olsa da siz, siz olun ev halinizi buraya yansıtmayın :) gün gelir aleyhinize delil olarak kullanılabilir ;)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 

Tamam ablacım. Haklı olabilirsin. Ne yapalım bari biz de artık konuşmalarımıza dikkat edelim, sitenin ruhuna uyalım, müstehcen (!) kelimeler kullanmayalım. Hanım hanımcık olalım, durgun su olalım. :)

  • Like 1

Share this post


Link to post
Share on other sites
 
 

Join the conversation

You can post now and register later. If you have an account, sign in now to post with your account.
Note: Your post will require moderator approval before it will be visible.

Guest
Reply to this topic...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

Loading...

×
  • Create New...